HALK İTTİFAKI AKP’NİN ELİNDEKİ CENNET ANAHTARLARINI ALDI..

HALK İTTİFAKI AKP’NİN ELİNDEKİ CENNET ANAHTARLARINI ALDI..
Bu haber 2024-03-25 10:52:11 eklenmiş ve 236 kez görüntülenmiştir.

HALK İTTİFAKI AKP’NİN ELİNDEKİ CENNET ANAHTARLARINI ALDI..

 

Turkiye 2024 yerel seçimlerine girerken birçok ilke imza atmaya, birçok ilkle birlikte girmeye başladı. Bunlardan en önemlisi adeta kendiliğinden gelişen halk ittifakının akp'nin elindeki cennet anahtarlarını alması oldu. 

 

2024 yerel seçimlerine girerken giderek yetkinleşen STK alanı tc siyasetinin dayattığı oyunları bozarak, halkı akp ve chp ye mahkûm eden oyunlarını bozarak ama ülkemiz tarihinde 2. Bir örneği olamayan bir halk ittifakıyla da İstanbul ve ülke genelinde akp yi bu seçimde tarihe gömmek için CHP adaylarının etrafında zorunlu olarak kümelendiler.  Bu kümelenme aynı zamanda akp nin ortaçağ Avrupa’sındaki kilisenin sattığı tüm cennet-cehennem anahtarlarının da akp nin elinden alındığı bir süreç oldu. Din-iman-kuran yalan dolanlarının da son bulduğu bir süreç oldu.

 

Halkın CHP’de kümelenme,  toplanmanın ana nedeni ise zaman darlığı, alternatifsizlik, bld başkan adayları ve meclis üyesi listeleri oluşurken CHP de kıran kırana bir savaşla halkın, halk-stk bileşenlerinin yoğunlukta olduğu listelerin ortaya çıkarılması, chp nin hegemonyasının kırılmasından dolayı oldu. Ülkemizin STK alanlarının yanı sıra  gerçek müslümanı, devrimci- demokratı, yurtsever –milliyetçisi kısacası halk ve stk alnı chp de kümelenme dışında bir seçenek kalmadığı gibi halk ittifakı bileşenleri TC siyasetinin sol-sağ çizgisini yok ettikleri gibi ülkemizin Fatih gibi-Süleymaniye gibi  en büyük camilerinde imamlık yapan imamlardan, din alimlerinden (Beykoz CHP Bld Bşk Adayı Alaattin Köselerin Kontenjanından giren Bilgehan Murat Miniç gibi), Esenyurtta yine bütün STK alanlarının onayladığı, arkasında durduğu  prof. Ahmet özer gibi adaylara    .. Arkasında yüzlerce derneğin olduğu CHP Çekmeköy Bld Başkan adayı  Orhan Çerkez gibi halkın en önünde namaza koşan, seccade dağıtan chp bld bşk adaylarına kadar hem chp,  hemde akp yi yerle bir eden, akpnin elindeki cennet anahtarlarını alan bir seçime girdik.

 

Bir başka ifade ile CHP de kümelenen halk ittifakı 16 yüzyılda papazların elinden cennet-cehennem anahtarlarını alan Martin Luther gibi akp nin elindeki din-iman kuran yalan dolanlarını alırken, akp nin elindeki cennet anahtarlarını alırken.. Aynı zamanda 20 yüzyılın Martin Luther Knig’i gibi kutsal tc nin de yıkıldığı bir seçim dönemine girdik. ( Martin Luther.. Ayrıntılar için dipnotlara bakınız..)

 

AKP ise haber içinde alttaki linklerde verdiğimiz gibi 22 yıldır din-iman-kuran-kitap, milli-manevi yalan dolanlarının deşifre olmasıyla birlikte rant belediyeciliği, ülkeyi ve halkı düşürme, bitirme, soykırım senaryolarına çekme siyaseti gereği tamamıyla halkla, stk vatandaşla ilgi alakası olmayan biat kültürü ile listelerini oluşturarak, halkı ve STK’ları devre dışı bıraktı. Bunun en önemli nedeni Politik halk kitleri, STK alanlarının akp nin gerçek yüzünü görmeleri, çözmeleri akp de yer almamaları. Halk ve vatandaştan büyük ambargo yiyen akp biat kültürü, atama usulü ile listelerini yapmak halktan iyice kopmak zorunda kaldı.. Bir başka ifade ile çeyrek yüzyıldır ülkemizin kaderine damga vuran bir parti, ülkemize ve vatandaşa dayattığı soykırım ve yok etme senaryoları nedeniyle halk tarafından tarihe gömülecek bir siyasal harekete dönüştü.. Bu seçimden başlayarak hızla ülke sathını terk etmeye başladı..

 

Ülkemizin yakıcı gerçeklerinden Halk İttifakına geldiğimizde Bu ittifakın temellerinin90’lardan beri atıldığı, bunlardan en önemlisi Serhat Bölgesi sivil toplum örgütlerini kapsayan Serhat Sivil Toplum lobisi gibi 2000’li yıllardan beri örgütlenen ve giderek büyüyen STK alanlarının hızla ortaya çıkması..

 

Bu STK alanlarının giderek ülkemizin diğer il-bölge STK, federasyon ve derneklerini de etkileyerek İstanbul başta olmak üzere; ülkemiz geneli büyük bir halk hareketine doğru evrilmeye başlaması ülkemiz demokrasisi için büyük bir kazanım olduğu gibi..

 

TC rejiminin halktan ve ülke gerçeklerinden kopuk, ülkemizi yüzyıllardır derinden işgal etmiş bulunan küresel soykırımcı sermaye ve yerli işbirlikçilerinin uşağına dönüşen tc siyasal alanını ve tc devletini de giderek kapsam ve baskı altına almaya başladılar..

 

Köy, il-ilçe, bölge dernek ve federasyonlarından başlayan bu gelişmeler giderek hızla ülkemizi saramaya, ülkemiz sathında yayılmaya, siyasete ve siyasal alana hızla yön ve yol göstermeye başladı. Sivil toplum örgütlerinin hızla gelişmesi, büyümesi, geniş halk kitlelerini hızla bilinçlendirmesi sonucu hem rejim hemde rejimin siyasi partileri hızla kan kayb etmeye başladılar.

 

Halk tc siyasi partilerini, siyasi partilerde kümelenen kripto-etki ajanları vb. hızla görmeye, anlamaya bunlar deşifre olmaya başladılar. Geniş halk kitlelerinin içinde bulundukları siyasi partiler de halk kitleleri, küresel soykırımcı sermaye ve yerli işbirlikçileri firma ve sermaye tarafından kutsal parti, kutsal adam, kutsal ırk, kutsal kurtarıcılar, kutsal devlet, kutsal din,mezhep, tek adam, yiğit adam, kahraman adam..  gibi yemleri hızla çözmeye.. İngiliz sömürge algı oyunlarını hızla çözmeye önlem almaya başladılar..

 

TC’yi derinden ele geçiren sermaye odakları ve siyasi partileri bu gerçeği gördüklerinden halkla –halkın temsilcileri STK ve siyasi aktörlerle ittifaka yanaşmadıkları gibi, halkı akp-chp ikilemende haps ederek 2024 yerel seçimlerine girmek için ne kadar maymunluk, oyun vb varsa hayata geçirmek için takla atıp durdular..

 

AKP tamamıyla soykırım ve rant eksenli, ülkemizi, Ortadoğu, Anadolu-Mezopotamya halklarını ülkeleriyle  birlikte diri –diri gömme gibi küresel soykırımcı soytarı firmalarla yerli işbirlikçi ihanetçi firmaların kontrolünde soykırımcı bir harekete dönüşürken.. Küresel soykırımcı firmalarla-yerli ihanetçi işbirlikçi firmalar, Fırat Dicle havzasında kaynak sularımızın kaynağında yok edilmesi, maden faaliyetleri ile Karadenizin altına doğru ilerleyerek ülkemizi yok edecek bir kıyameti bize ülkemize ve vatandaşa dayatırken.. (AKP, TC rejiminin Dayattığı Kıyametler Haberin altında DİPNOTLAR linklerde muhakkak okuyunuz..) Bu yok edici senaryolarının deşifre olmasıyla birlikte halk ve vatandaş tarafından ablukaya alınırken..

 

ERBAKAN, SOL GÖSTERERK İMHA EDER, SAĞIN İSE SİZİ NASIL İMHA ETTİĞİNİ ÖLÜRKEN BİLE ANLAYAMAZSINIZ..

 

Rahmetli Erbakan Hocanın TC siyaseti ile ilgili dehşet bir siyasi-bilimsel belirlemelerinin ne kadar da doğru olduğunu birkez daha ortaya çıktı. Erbakan Hoca  “TC sol siyaseti size (halka-vatandaşa) operasyon yaparken göstererek yapmaktadır. Hangi organınızı, neyinizi kayb ettiğinizi, nasıl imha edildiğinizi az-çok  anlarsınız..

 

Ama TC sağ siyaseti size (halka-vatandaşa) operasyon yaparken hangi organınızı kayb ettiğinizi, neyi kayb ettiğinizi ölürken bile sizi öldürürken bile anlayamazsınız”

 

Maalesef din-iman-kuran, milli-manevi oyun ve kumpaslarla 22 yıldır ülkemizi dizayn eden akp alttaki linklerde verdiğimiz örneklerden anlayacağınız gibi sadece biz 80-90 milyon vatandaşa yok etmeyi dayatmakla yetinmedi.. Anadolu ve Mezopotamya halklarını da diri-diri gömecek kıyamet senaryoları ile bizleri kuşatarak tam bir soykırımcı harekete dönüşmeye başladı. AKP, küresel maden firmaları ile yerli ihanetçi işbirlikçi ülkemizi derinden ele geçiren sermaye odakları durdurulamasa ülkemizi kayb etmeyi bırakın.. aynı zamanda her alanda soykırım kaçınılmaz kaderimiz olacak..

 

Buradan CHP’ye geldiğimizde ingiliz sömürge sisteminin içimizdeki Truva atı olan bu parti 300-400 yıldır Anadolu-Mezopotamya’nın işgali buradaki nüfusun soykırıma uğratılması için küresel siyonist firmaların Ortadoğu’daki tc rejimi ile birlikte ortaya çıkardıkları dünyanın en büyük şeytani projelerden biri.. 

 

Bize üç kıtayı 5 milyon km2 toprak kayb ettiren ingiliz sömürge sistemi projesi tc rejimini kutsal ırk, devlet, kurtarıcılar yemleriyle yediren dünyanın en büyük şeytani projelerinden biri tc rejimi.. Bu projenin en önemli ürünü ise CHP. 

 

 AKP gibi bunlarda küresel sermaye ve yerli işbirlikçi ihanetçi sermayenin siyasal partileri.. Diğer irili ufaklı tc siyasi partileri ise sistemin halkı boğması yok etmesi için sürekli sisteme su taşıyan figüranlardan başka bir şey değiller.. (Çünkü tc siyasal alanı, siyaseti, stksı, basını tepesindeki kripto ve etki ajanlrı nedeniyle.. asla rejimi yıkma değiştirme, yüzyıllardır halkı dizayn eden gasp eden soykırıma çeken siyonist sermaye ve çeteye dokunma hesaba çekme yönünde bir eylem ve söylem sahibi değil. Hepsi yüzyıllardır halkları yok eden kişi, parti, devleti kutsallaştıran ingiliz siyonist sömürge oyunlarını halktan ustaca gizleyerek hayata geçiren aktörler..)

 

2024 yerel seçimlerinde STK alanlarının öncülüğünde halk kitleleri, halk ittifakı adı altında chp’de kümelenirken.. AKP nin ise elindeki cehennem korkusu ve cennet anahtarlarının alındığı, ülkemiz siyasi sathından silineceği bir seçim süreci girmeye başladık. Bu seçim yüz yıllardır Anadolu-Mezopotamya halklarıyla oynayan soykırım oyunları ile ülkemizi ve halkları kuşatan yerel-ulusal-küresel soykırımcı sermayenin ve tc rejiminin deşifrasyonu, ekarte edilmesi bir sonraki seçimlerde halkın stk alanlarının öncülüğünde tüm halkı temsil eden bir rejime giden yolun açılmasının da öncüsü olacak..

 

DİPNOTLAR..

Rejim ve siyasal alan ülkemizi ve vatandaşı nasıl imha etmektedir. ((Ayrıntılar için alttaki linklerimize bakınız.. ))

 

KIYAMETİN DÜĞMESİNE FIRAT -DİCLE HAVZASINDAN BASILDI.. TIKLAYINIZ..

 

AKP’DE TERSİNE DEVRİM ve U DÖNÜŞÜ.. TIKLAYINIZ..

 

2024 YEREL SEÇİMLERİNE GİRERKEN AK PARTİYİ AK GEZENLERE DÖNÜŞTÜRDÜLER .. TIKLAYINIZ..

 

SERHATTA - DOĞUDA İŞGAL ve SOYKIRIM DALGASI SON HIZ SÜRÜYOR.. TIKLAYINIZ..

 

 

Martin Luther’in Hayatı ve Hizmeti

 

Martin Luther, 16 yy’da Avrupa’da yaşamış olan bir keşişti ve Katolik Kilisesi’nin yanlış uygulamalarına karşı çıkıp bugün Protestanlık adını verdiğimiz mezhebin oluşmasında ilk adımları atmıştır. O hem insanlık hem de Hristiyanlık tarihi açısından çok önemli bir karakterdir.

 

Martin Luther’in Gençliği

 

Martin Luther, 10 Kasım 1483’te Almanya’nın Eisleben kentinde doğmuştur. Luther’in doğumundan kısa bir süre sonra ailesi, Eisleben’den 16 km kadar kuzeybatıdaki küçük Mansfeld kasabasına taşındı. Yerel bakır arıtma işinde başarılı olan babası Hans Luther, 1492’de Mansfeld’in bir belediye meclisi üyesi oldu.

 

Luther eğitimine 1488 ilkbaharında Mansfeld’deki bir Latin okulunda başladı. Orada Latince’de kapsamlı bir eğitim aldı. On Emir, Rab’bin Duası, Havariler’in İkrarı, sabah ve akşam dualarını öğrendi. 1497’de Luther, yakındaki Magdeburg’a, Ortak Yaşamın Kardeşleri’nin işlettiği bir okula, yani kişisel dindarlığa vurgu yaptığı, onun üzerinde kalıcı bir etkisi olan bir okula katılmak için gönderildi. 1501 yılında, o zaman Almanya’nın en seçkin üniversitelerinden biri olan Erfurt Üniversitesi’nde eğitim aldı. Babasının finansal başarısından dolaylı herhangi bir bursa ihtiyacı olmadan eğitimine devam etmiştir. Luther 1502’de lisans derecesini aldı. Üç yıl sonra yüksek lisans derecesi aldı.

Martin Luther

Martin Luther (Ressam: Lucas Cranach - 1530)

 

Eğitim ve Keşişliğe Başlaması:

 

Sanat fakültesinden mezun olan Luther, üç “yüksek” disiplinden (hukuk, tıp veya teoloji) birinde lisansüstü çalışmalar yapmaya başladı. Babasının istekleri doğrultusunda hukuk çalışmalarına başladı. Bununla birlikte, altı haftadan daha kısa bir süre sonra, 17 Temmuz 1505’te Luther, hukuk çalışmasını terk etti. Aziz Augustin Keşiş Düzeni’nin Erfurt’taki manastırına girdi. Stotternheim köyü yakınlarındaki şiddetli bir fırtına, onu hayatta kalması halinde istemeden bir keşiş olmaya yemin edecek kadar korkutmuştu. Luther bu yeminini onurlandırarak hukuk çalışmalarını bırakıp manastıra keşiş olmak için başvurur. Luther’in babası, manastır için saygın ve kazançlı olan hukuktan vazgeçtiği için ona kızgındı.

 

1505 yılında Martin Luther’in bulunduğu manastır kendisini bir toplantı için Vatikan’a gönderdi. Vatikan’a varan Luther, orada gördüklerinden pek hoşnut kalmamıştı. Luther’e göre kilise ve etrafı yozlaşmıştı ve bu durumdan oldukça rahatsızdı. Kilise ruhsal bir otorite olmaktan çok siyasi ve ekonomik bir güce dönüşmüştü.

 

Bu ziyaretin dönüşünde bağlı olduğu manastır, Martin Luther’i eğitim ve çalışmalarına devam etmesi için Wittenberg’deki manastıra göndermiştir. Buradaki eğitim sonrasında profesörlük unvanı alıp hem öğretmeye hem de çalışmalarına devam ediyordu.

 

Bu çalışmaları sırasında özellikle Aziz Pavlus ve Aziz Augustin’in iman vurgusu onun için dönüm noktası haline gelmişti. Kutsal Kitap’ta özellikle “Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.” (Romalılar 1:17), “Tanrı katında hiç kimsenin Yasa’yla aklanmadığı açıktır. Çünkü İmanla aklanan yaşayacaktır.” (Galatyalılar 3:11), “Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.” (İbraniler 10:38) gibi ayetlerdeki imanla gelen kurtuluş ya da imanla aklanma kavramları vurgusu Martin Luther’in kilisenin uygulamalarına karşı bakış açısını temelden değiştirmeye başlamıştır.

 

Kurtuluş iyi işlerle, duayla, oruçla, hacla, ikonlarla, yardımlarla, sakramentlerle veya herhangi bir eylemle değil, imanla gelir. Eylemelerimiz veya düşüncelerimizle kurtuluşu hak edemeyiz, bu kadar iyi olamayız. Sadece iman edebiliriz. Dolayısıyla Latince şu mottoyu kullanmıştır: “Sola Fide” yani “Yalnız İman”.

Martin Luther

Martin Luther 95 Tezi kilise kapısına çiviler

 

Martin Luther – Araf ve Endüljans Sorunu

 

1517 yılında Vatikan’ın gönderdiği görevli bir rahip olan Johann Tetzel Wittenburg’a gelip Endüljans satmasıyla Martin Luther ve Katolik Kilisesi arasında tartışmalar başlar. Martin Luther kilisenin özellikle iki öğretisine karşı çıkıyordu: Araf ve Endüljans. Bu iki terimi inceleyelim:

 

Araf: Araf inancı Katolik kilisesinde, imanlıların öldükten sonra, cennete gitmeden önce günahlarının bedelini ödedikleri geçici bir arındırma mekanı olduğuna inanılan yer. Aslında ilk kilisenin Araf konusunda çok net bir doktrini olmamasına rağmen özellikle 12. yy’da Katolik doktrininin önemli bir parçası haline gelmiştir.

 

Endüljans: Endüljans Papa’nın yani kilisenin yetkisiyle bu arındırma cezalarının hafifletilmesi belgesi vermesine denir. İmanlılar bu belgeyi para karşılığı satın alabiliyorlardı. Bu şekilde sevdiklerinin Araf’taki süresinin kısaltılması için varını yoğunu kiliseye veriyorlardı. Endüljans uygulaması da ilk kilisede böyle bir uygulama olmamasına rağmen Orta Çağ’da ortaya çıkmıştır. Özellikle, 11. ve 12. yy’daki Papalar, Haçlı Seferleri’nde savaşacak askerlere hizmetlerinin karşılığı olarak vermeye başladılar. Sonrasında gelen Papa’lar bu uygulamanın çerçevesini genişletip devam etmiştir.

Martin Luther ve Reformasyon Hareketleri

 

İşte 1517 yılında rahip Johann Tetzel Papa’nın verdiği görevle Wittenberg’de 3 Mark karşılığında Endüljans satmak için gelmişti. Bu fiyat bir işçinin 6 aylık birikimi anlamına geliyordu. Tam bu noktada 31 Ekim 1517’de Martin Luther 95 maddelik bir tez hazırlar. Wittenberg Kilisesi’nin kapısına çiviler. Katolik Kilisesi’nin bu uygulamalarına şiddetle karşı çıkar. Bu durum tartışmaların etkisini genişletir ve birçok insan bu tartışmalara dahil olur. Martin Luther de bu şekilde ünlenmeye başlar. Luther’in vurgulamak istediği nokta kurtuluşun sadece imandan geldiğidir. Kilisenin özellikle endüljanslarla bu konuda yetkisinin olmadığıydı. Kurtuluş için İsa Mesih ve çarmıh yeterliydi. Herhangi bir rahibin bu konuda herhangi bir aracı olması gereksizdi. Martin Luther buna “Tüm imanlıların kahinliği” adını vermişti.

 

Bu tartışmalar alevlenirken 1521’de Martin Luther’in, Kutsal Roma – Germen İmparatoru’nun huzurunda bu tezini savunması isterler. O dönemin imparatoru olan 5. Charles Luther’in yanıldığını söyleyerek tezini kabul etmez. Aslında Luther’den önce de kilisenin bu uygulamalarına karşı çıkanlar olmuştu; ancak baskı teknolojisinin o dönem gelişmiş olması Luther’in bu düşüncelerinin önce tüm Almanya’ya, sonrasında da tüm Avrupa’ya yayılmasını sağladı. 95 maddelik tez 1517 ile 1526 yılları arasında binlerce kopya basılıp insanlara ulaşmıştı.

 

Ancak Martin Luther’in yapmış olduğu başka bir şey bu küçük çaptaki olayların daha geniş çapta etkin olmasını sağlamıştır. Luther Kutsal Kitap’ı Latince’den Almanca’ya çevirmiştir. Bu da Latince konuşamayan sıradan halkın Kutsal Kitap okuyabilmesine yardımcı olmuştur. Her bir bireyin Tanrı Sözü’ne ulaşabilmesini sağlamıştır. Matbaa’nın da yardımıyla binlerce kopya yayılmaya başlamıştı.

Martin Luther

Martin Luther'in din adamlarıyla tartışması

 

Reformasyon’un Dünya Çapında Etkileri

 

Aslında Kutsal Kitap’ın bu kadar ulaşılabilir olmasının getirdiği güzel şeyler arasında bazı zorluklar da oluşmaya başladı. Kutsal Kitap’taki bazı noktalarla ilgili farklı farklı yorumlar oluşmaya başladı. Bu durum Avrupa’yı bir nevi kaosa itmiş oldu.

 

1520 yılında Papa, Martin Luther’i aforoz etti. 1521 yılında Martin Luther bir toplantıya davet ederler. Yazmış olduğu kitapları tanımasını ve sonrasında reddetmesi isterler. Martin Luther kitapları kendisinin yazdığını kabul eder ve biraz düşünmesi için zaman ister. Ertesi gün Martin Luther bazı kitaplarında kullanmış olduğu dilin uygunsuz olabileceğini kabul etmekle birlikte kitaplarının içeriğini reddetmeyeceğini bildirir. Eğer Kutsal Kitap ya da mantıkla çelişmiyorsa söylediklerinin arkasında duracağını belirtmiştir ve şöyle demişti:

 

“Kutsal Yazılar veya mantıklı bir sebeple ikna olmadıkça papaların ve konseylerin otoritesini kabul etmiyorum, çünkü birbirleriyle çelişiyorlar. Vicdanım Tanrı Sözü’ne esir. Vicdan aleyhine gidecek hiçbir şeyi kabul edemem ve etmeyeceğim, çünkü bu ne doğru ne de güvenlidir. Tanrım bana yardım et. Amin.”

 

Kendisine atfedilen başka bir söz de şöyledir: “İşte burada duruyorum. Başka bir şey yapamam. Tanrım bana yardım et! Amin.”

 

Bu şekilde Reformasyon hareketleri daha sonrasında protestolarla Protestan hareketine dönüşmüştür. Ayrıca bir müddet Avrupa’da sosyo-ekonomik çalkantılara yol açmıştır. Bu hareketin kendi içinde de farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

 

Martin Luther 1525 yılında evlenir ve aile kurar. 1545 yılında da böbrek yetmezliğinden vefat eder. Martin Luther Reformasyon hareketlerini başlatmasıyla dünya ve kilise tarihine temelden etki etmiştir.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Martin Luther King, Jr. (15 Ocak 1929, Atlanta, Georgia - 4 Nisan 1968, Memphis, Tennessee), Afrikalı-Amerikalı Baptist papaz ve Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi.

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Martin_Luther_King_Jr.

 

 

 Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınmaktadır ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştır. Ayrıca, 1977 yılında, ölümünden 9 yıl sonra, eski ABD başkanı Jimmy Carter tarafından Başkanlık Özgürlük Ödülü'ne layık görülmüş ve onuruna Martin Luther King Günü kutlanmaya başlanmıştır. King'in en bilinen ve etkili konuşması "Bir Hayalim Var"dır.

Martin Luther King, Jr.

Ailesi ve geçmişi

 

Martin, Atlanta, Georgia'da Marthin Luther King ve Alberta Williams King'in çocuğu olarak dünyaya geldi. Martin Luther King, Jr.'ın doğum kayıtlarına göre doğduğunda ismi Michael idi. Liseden sonra Marehouse Kolejine devam etti. Burada rektör olan ve aynı zamanda bir yurttaş hakları lideri olan Benjamin Mays'den etkilendi. 1948 yılında Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Daha sonra 1951 yılında Chester, Pensilvanya'daki Crozer Teoloji Fakültesinden 1. olarak mezun oldu. 1955 yılında Boston Üniversitesinde Sistematik Teoloji konusunda yüksek lisans yaptı.[1]

 

King 1953 yılında Coretta Scott ile evlendi. King'in babası düğünü gelinin babasının evinde gerçekleştirdi. King ve Scott'ın 4 çocuğu oldu: Yolanda Denise, Martin Luther III, Dexter Scott ve Bernice Albertine. King'in 4 çocuğu da babalarının yolunda gidip birer yurttaş hakları savunucusu oldular Coretta Scott 30 Ocak 2006'da öldü.

Yurttaş hakları eylemciliği

 

King, 1953 yılında daha 24 yaşındayken en önemli siyah kilisesi olan Montgomery, Alabama'daki Dexter Avenue Baptist Kilisesinin pastörü oldu. 1 Aralık 1955 günü Rosa Parks, Jim Crow yasaları gereği yerini bir beyaza vermesi gerektiği hâlde buna karşı geldiği için tutuklandı. Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotu'nu düzenledi. Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı. Bu boykot sırasında King tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığını kanun dışı ilan etmesine kadar devam etti[2].

 

Bu boykottan sonra King, siyahi kiliselerin güç birliği yapmasını ve yurttaş hakları reformu için barışçıl gösteriler yapmayı amaç edinen Güney Hristiyan Liderlik Konferansı'nın (SCLC) 1957 yılında kurulmasında önemli rol oynadı. King ölümüne kadar bu kuruluşta önemli rol oynadı. King, Mahatma Gandhi tarafından uygulanan, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik felsefesinin takipçisiydi ve bu felsefeyi SCLC tarafından gösterilerde uyguladı[2].

 

FBI, 1961 yılından itibaren, Yurttaş Hakları Hareketi'ne komünistlerin sızdığı korkusuyla King'i dinlemeye başladı. Fakat, böyle bir kanıta ulaşılamadı. FBI 6 sene boyunca elde ettiği kayıtları, daha sonra King'i liderlik pozisyonunu bırakması için zorlamak amacıyla kullandı.

 

Bir pasifist olan A.J. Muste, siyasi eylemlerinde Marthin Luther King'e danışmanlık yaptı. King, Jim Crow yasaları olarak da bilinen güneydeki ırk ayrımcısı sisteme karşı şiddete dayanmayan, iyi organize edilmiş gösteriler medyada büyük ilgi görecekti. Gerçekten de, gazetecilerin yazdıkları ve televizyonlarda yayımlanan programlar Yurttaş Hakları Hareketi'ne karşı büyük bir ilgi uyandırdı ve bu hareketi 1960'lı yıllarda Amerika'nın en önemli gündem maddesi hâline getirdi.

 

King, siyahların oy hakkı, ayrımcılığın sona ermesi, çalışan hakları ve diğer temel haklar için gösterileri düzenledi ve organize etti. Bütün bu haklar 1964 yılında çıkan Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Act of 1964) ile 1965 yılında çıkan Oy Hakkı Kanunu (Voting Rights Act of 1965) ile Amerikan hukukunun birer parçası oldu.

Washington'a yürüyüş

Ana maddeler: İş ve özgürlük için Washington'a yürüyüş ve Bir Hayalim Var

Martin Luther King, İş ve özgürlük için Washington'a yürüyüş sırasında, 28 Ağustos 1963

 

King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında Lincoln Anıtı önünde yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür.

 

    Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var.

    — Martin Luther King, I have a dream that my four little children will one day live in a nation where they will not be judged by the colour of their skin, but by the content of their character.

 

SCLC'yi temsil eden King, "Büyük Altılı" denilen İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş isimli etkinliğin düzenlenmesinde etkili olan yurttaş hakları örgütlerinin liderleri arasındaydı. Büyük Altılıyı oluşturan diğer örgütler ve kişiler şunlardı: Ray Wilkins, NAACP; Whitney Young Jr., Urban League; Philip Randalph, Brotherhood of Sleeping Car Porters; John Lewis, SCNC; James Farmer, Congress of Racial Equality(CORE). King için bu tartışmaya neden olacak bir roldü, zira King, yürüyüşün odak noktasının değiştirilmesi konusunda John F. Kennedy'nin isteklerine razı olan kişilerden birisiydi. Kennedy başlangıçta yürüyüşe kesin olarak karşı çıktı; çünkü bu yürüyüşün yurttaş hakları hakkındaki kanunun yasalaşmasını olumsuz etkileyeceğini düşünüyordu. Fakat yürüyüşü düzenleyenler yürüyüşün devamı konusunda kararlıydılar.

 

Yürüyüş başlangıçta Güney'deki siyahların içler acısı hâlini ve yürüyüşü düzenleyenlerin istek ve şikâyetlerini ülkenin başkentinde açıkça ifade etmeleri için bir fırsat olarak düşünülmüştü. Yürüyüşü düzenleyenler, federal hükûmetin Güney'de yaşayan siyahların ve yurttaş hakları çalışanlarının haklarını ve güvenliğini sağlamaktaki yetersizliğini eleştirmeyi düşünüyorlardı. Fakat, grup ABD başkanının baskısına ve etkisine boyun eğdi gösteri çok daha yumuşak bir ton kullandı.

 

Bunun sonucu olarak, bazı yurttaş hakları eylemcileri gösterinin ırksal uyum hakkında doğru olmayan, istenmeyen kısımlardan arındırılmış bir resim sunduğunu düşündüler. Malcolm X, gösteriyi "Washington'a Saçmalık" (Farce on Washington) olarak isimlendirdi.

 

Fakat, yürüyüş açıkça bazı isteklerde bulunmuştu: devlet okullarında ırksal ayrıma son verilmesi, bir yurttaş hakları yasasının çıkarılması, işyerinde ırksal ayrımın yasaklanması, yurttaş hakları eylemcilerinin polis şiddetinden korunması, asgari ücretin saatlik 2 dolara çıkarılması.

 

Gerilimlere rağmen, yürüyüş oldukça başarılı olmuştu. Yürüyüşe farklı etnik gruplardan 250.000 kişi katılmıştı. Bu etkinlik, o zamana kadar Washington tarihindeki en kalabalık gösteri olmuştu. King'in yaptığı "Benim bir hayalim var" (I have a dream) konuşması kalabalığı daha da coşturdu. Bu konuşma, Amerikan tarihinin en iyi konuşmalarından birisi olarak sayılmaktadır.

1964 Medeni Haklar Yasası'nı imzalayan, dönemin ABD başkanı Lyndon B. Johnson ve arkasında görülen Amerikan medeni haklar hareketinin önderi Martin Luther King (2 Temmuz 1964)

 

King görevi süresince birçok defa yazı ve konuşmalar yaptı. 1963 yılında yazdığı, "Birmingham Hapishanesinden Mektup" adalet arayışının tutkulu bir göstergesidir. 1964 yılında, ABD'de ırksal ön yargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için, en genç yaşta Nobel Ödülü almış oldu[2].

Tazminat konusundaki tutumu

 

Çeşitli defalar Martin Luther King, siyah Amerikalıların tarihî haksızlıklar nedeniyle tazminat alması gerektiğini ifade etmiştir. 1965 yılında Alex Haley ile konuşurken, beyazlarla siyahlar arasındaki ekonomik farkı kapatmak için sadece siyahlara eşitlik sağlanmasının yeterli olmadığını söylemiştir. King, kölelik nedeniyle mahrum olunan maaşların geri alınmasını amaçlamıyordu, zaten bunun imkânsız olduğunu düşünüyordu. King, 50 milyar dolar değerindeki paranın bir devlet tazminat programı çerçevesinde 10 yıl içinde siyahlara dağıtılmasını öneriyordu. King, bu harcanacak paranın, düşük suç oranları, düşük okul bırakma oranları, aile parçalanmalarının azalması gibi sağlayacağı faydaların topluma harcanan paradan çok daha fazla maddi getirisi olacağını fark ediyordu. King, 1964 yılında yazdığı "Neden Bekleyemeyiz" (Why We Can't Wait) adlı kitabında bu fikrini daha da detaylandırdı.

"Kanlı Pazar"

 

King ve SCLC, SCNC'nin de kısmi katılımıyla 25 Mart 1965 tarihinde Selma şehrinden eyalet başkenti Montgomery'ye bir yürüyüş düzenlemeyi denediler. 7 Mart tarihindeki ilk deneme karşıt görüşlü kalabalığın ve polisin şiddet uygulaması nedeniyle iptal edildi. Bu gün, söz konusu tarihten itibaren "Kanlı Pazar" olarak adlandırıldı. Kanlı Pazar, Yurttaş Hakları Hareketi'ne halk desteği sağlanması konusunda bir dönüm noktasıydı. Fakat, King gösteri sırasında mevcut değildi. Başkan Lyndon B. Johnson ile görüştükten sonra King gösteriyi 8 Marta ertelemek istedi. Fakat yürüyüş King'in iradesine aykırı olarak yerel yurttaş hakları çalışanları tarafından devam ettirildi. Göstericilere karşı polisin uyguladığı şiddet, geniş bir şekilde yayımlandı ve görüntüler toplumda büyük bir infial uyandırdı.

 

İkinci teşebbüs 9 Mart tarihinde yapıldı. King, bu denemede göstericileri Selma şehrinin dışındaki Edmund Petrus Köprüsü'nde durdurdu. King, bu hareketini önceden şehrin ileri gelenleriyle müzakere etmişti. King'in bu beklenmedik hareketi, yerel hareket arasında sürpriz bir kızgınlığa neden oldu. Yürüyüş tam olarak 25 Mart'ta devam etti ve sonuçlandı.

Chicago

 

1966 yılında, Güney'de elde edilen başarılardan sonra, King ve diğer Yurttaş Hakları Eylemcileri bu hareketi Kuzey'e yaymaya çalıştılar. İlk hedefleri Chicago şehri oldu. King ve Ralph Abernaty, ikisi de orta sınıf kişiler oldukları halde, fakirlere olan desteklerini göstermek ve eğitici bir deney olması amacıyla Chicago'nun varoş mahallelerine taşındılar.

 

Örgütleri olan The Southern Christian Leadership Conference (SCLC), Albert Raby, Jr. tarafından kurulmuş bir örgüt olan Coordinating Council of Community Organizations (CCCO) ile The Chicago Freedom Movement (CFM)adı altında bir işbirliğine gitti. O bahar, gayrimenkul ofisleri üzerinde yapılan siyah çift/beyaz çift testleri, şu an Gayrimenkul Endüstrisi tarafından yasaklanmış olan "steering" uygulamasını açığa çıkardı. Bu testler, ev taleplerinin ırka dayalı değerlendirmeye tabi tutulduğunu, aynı gelire, eğitime, çocuk sayısına ve diğer ortak özelliklere sahip çiftlerin sadece ırklarından dolayı farklı bir muameleye tabi tutulduğu gerçeğini ortaya çıkardı.

 

Hareketin radikal değişiklik için isteği büyüdü ve bazı büyük yürüyüşler planlandı ve gerçekleştirildi. Bu yürüyüşlerden bazıları şu mahallerde gerçekleşti: Bogan, Belmont-Cragin, Jefferson Park, Evergreen Park (Şikago'nun bir banliyösü), Gage Park ve Marquette Park, ve diğerleri.

 

Abernaty'nin daha sonra yazdıklarına göre Şikago'da Güneydekinden daha kötü bir şekilde karşılandılar. Yürüyüşleri şişe fırlatan ve bağıran kalabalıklarla yüz yüze geldi ve bir isyana neden olmaktan korktular. King görüşleri itibarıyla şiddete dayalı bir olaya neden olmak istemiyordu, bu nedenle eğer King gösterinin şiddetle bastırılacağı konusunda bir şüpheye düşerse, diğerlerinin güvenliği için gösteriyi iptal ediyordu. Fakat ne olursa olsun, King ölüm tehditlerine karşın gösterilere başarıyla liderlik yaptı. Şikago'da karşılaştıkları şiddet o kadar aşılması zordu ki, bu iki arkadaşı çok etkilemişti.

 

Diğer bir problem şehir yöneticilerinin iki yüzlü davranışlarıydı. King ve Abernaty yapılacak eylemler konusunda anlaşma sağlamışlardı, fakat yapılan anlaşmalar belediye başkanı Richerd J. Delay'in kurduğu yolsuz politik düzen nedeniyle ortadan kalktı. Abernaty varoşlara uzun süre dayanamadı ve bir süre sonra varoşlardan ayrıldı. King bir süre daha kaldı ve Coretta ve çocuklarının berbat yaşam koşulları hakkında duygusal yazılar yazdı.

 

King ve müttefikleri tekrar güneye geri döndüklerinde, bir dini okul öğrencisi olan Jesse Jackson isimli ve daha önce örgütlerine katılmış olan bir kişiyi örgütlerinin başına getirdiler. Jackson üstün konuşma becerileri sergiledi ve mağaza zincirlerine karşı başarılı olan ilk boykotu düzenledi. Bu boykotlardan biri siyahları tezgahtar olarak işe almayı kabul etmesi için A&P Stores şirketine karşı düzenlendi. Bu kampanya o kadar başarılı oldu ki, 1970'lerde başlayan eşit fırsat programlarının temellerini attı. Jackson ayrıca SCLC'nin himayesinde Operation Breadbasket adında ilk "siyah EXPO"nun kurulmasına önayak oldu. Operation Breadbasket daha sonra SCLC'den ayrıldıktan sonra Operation PUSH olarak devam etti. Siyah EXPO, P.U.S.H Expo'ya dönüştü ve uzun süredir varlığını devam ettiren ve yeni kurulan Siyah İşyerlerinin kendilerini göstermeleri için yardımcı olmaya devam etti. Bu işyerlerinin bazıları şunlardır: Johnson Publishing, Parker House Sausage, Seaway National Bank, ve bugün hâlâ iş hayatına devam edip varlığını örgütün şu anki hali olan P.U.S.H. EXCEL'e borçlu olan diğer şirketler.

Diğer zorluklar

 

1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı. 4 Nisan 1967 yılında, Newyork City Riverside Kilisesinde - öldürülmesinden tam olarak 1 yıl önce- King, Vietnamın Ötesi: Sessizliği Kırmanın Zamanı (Beyond Vietnam: A Time to Break Silence) başlıklı konuşmasını yaptı. Konuşmasında King kuvvetli bir şekilde Amerika'nın savaştaki rolü aleyhine konuştu, Amerika'nın Vietnam'da "orayı bir Amerikan kolonisi haline getirmek" amacıyla bulunduğunu ifade etti ve ABD'yi "bugün Dünya'nın en büyük şiddet sağlayıcısı" olarak adlandırdı. Fakat, aynı zamanda ülkenin daha genel ve geniş bir ahlaki değişikliğe ihtiyacı olduğunu iddia etti:

      Ahlaki değerlerde gerçekleşecek gerçek bir devrimsel değişim fakirlik ve refah arasındaki çarpıcı zıtlık üzerinde rahatsız edici bir şey olacaktır. Bu değişim, hakli bir kızgınlıkla denizin öbür tarafında bakacak ve Batı'nın kapitalist bireylerinin Asya, Afrika ve Güney Amerika'ya o ülkelerin sosyal gelişmesini hiç kaale almadan sadece kar etmek amacıyla büyük miktarda paralar yatırdığını görecek, ve şöyle diyecektir: "Bu hiç adil değil."  

 

King uzun süredir güneyli ırkının ayrımcıları (segregationists) tarafından nefret ediliyordu, fakat bu konuşması ana-akım medyayı da onun aleyhine çevirdi. Time dergisi konuşmayı "Radyo Hanoi için yazılmışa benzeyen demagojik bir saldırı" olarak niteledi. The Washington Post gazetesi de King'in "davası, ülkesi ve halkı için işe yararlığını azalttığını" ifade etti.

 

Vietnam'la ilgili olarak King Kuzey Vietnam'ın "onbinlerce Amerikan askeri gelene kadar büyük miktarda asker ve tedarik malzemesi göndermediğini" (Michael Lind, Vietnam: The Necessary War, 1999 sayfa 182) ifade etmiştir. King ayrıca Kuzey Vietnam'ın toprak reformunu övmüştür. (Lind, 1999) King ayrıca ABD'yı çoğunluğu "çocuk" 1 milyon Vietnamlıyı öldürmekle itham etmiştir. (Guenter Lewey, America in Vietnam, 1978 pp. 444–5)

 

Bu konuşma King'in evrim geçiren siyasi duruşunun bir yansımasıydı. Bu evrime bir bakıma King'in Highlander Research and Education Center isimli ilerici kuruluşla bağı ve bu kuruluşta aldığı eğitim neden olmuştu. King ülkenin politik ve ekonomik yaşamında gereksinim duyulan köklü değişikliklerden bahsetmeye başladı. Hayatının sonuna doğru King savaş karşıtı görüşlerini ve ekonomik ve ırksal adaletsizliği düzeltmek için kaynakların yeniden dağıtılması gerekliliğinden daha sık dillendirmeye başladı. Kamuya açık alanda, siyasi düşmanları tarafından komünizmle ilişkilendirilmemek için dikkatli olmakla beraber özel konuşmalarında demokratik sosyalizme olan desteğinden bahsediyordu:

      Milyarlarca dolardan bahsetmeden Zencinin ekonomik sorunlarını çözmekten bahsedemezsiniz. Varoşlardan elde edilen karı yok etmekten bahsetmeden varoşları sona erdirmekten bahsedemezsiniz. Fakat o zamanda tehlikeli sularda tehlikeli kişilerle muhatap olmanız gerekir. Endüstri liderleriyle uğraşmanız gerekir... Bu bizim tehlikeli sularda avlanmaya çalıştığımız anlamına gelir, çünkü kapitalizm de bir şeyin yanlış olduğunu söylüyoruz. Refahın daha iyi bir dağılımı olmalı ve belki de Amerika demokratik sosyalizme yönelmeli. (Frogmore, S.C. Kasım 14, 1966. Çalışanları önündeki konuşması)

 

King, Morehouse'da iken Marx'ı okudu. Fakat, "geleneksel kapitalizmi" reddetmekle beraber, Komünizmi "tarihi maddiyatçı yorumlaması", dini reddetmesi, "göreceli etik anlayışı" ve "siyasi baskıcılığı" nedeniyle benimsemedi.

 

3 Nisan 1968 günü, King, Mason Temple'da (Church of God in Christ Center) kendisini dinleyen heyecanlı bir kalabalığa sanki başına gelecekleri bilircesine şöyle seslendi (Mountaintop'a Gittim konuşması):

      Bu saatten sonra bana ne olacağı önemli değil. Bazıları bazı hasta beyaz kardeşlerimiz tarafından bana karşı yapılabilecekler hakkında konuşmaya başladı. Herkes gibi ben de uzun bir hayat yaşamak istiyorum. Uzun yaşamak önemli, fakat şu an bununla ilgilenmiyorum. Sadece Tanrı'nın isteğini yerine getirmek istiyorum. Ve o bana bu dağa çıkmam için izin verdi. Ve çevreme baktım, Vaadedilmiş Toprakları gördüm. Oraya sizinle beraber gidemeyebilirim. Fakat bu gece bilmenizi istiyorum ki, biz halk olarak, o Vaadedilmiş Topraklara ulaşacağız. Bu nedenle bu akşam mutluyum. Hiçbir şeyden endişelenmiyorum. Kimseden korkmuyorum. Gözlerim Tanrının gelişinin Zaferini gördü!         

 

King ertesi gün, uğradığı suikast sonucu öldü.

Suikast

Ana madde: Martin Luther King Jr. suikasti

King'in öldürüldüğü Lorraine Motel

Martin Luther King'in mezar taşı

 

1968 yılı Mart ayında King, siyah sağlık çalışanlarını desteklemek için Memphis'e gitti. Siyah sağlık çalışanlarını temsil eden AFSCME Local 1733, 12 Mart'tan beri grevdeydi ve daha yüksek ücretler ve daha iyi muamele talep ediyordu. Örneğin, beyaz işçilerden farklı olarak siyah işçiler kötü hava nedeniyle evlerine gönderildiğinde ücret alamıyor ve beyazlara göre daha az ücret alıyorlardı.

 

3 Nisan günü King, Memphis'te bir topluluğa hitaben konuştu ve "I've been to the Mountaintop" (Mountaintop'a gittim) isimli konuşmasını yaptı.

 

King, 4 Nisan günü öğleden sonra saat 6'da Memphis'teki Lorraine Motel'in balkonunda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Motel odasındaki arkadaşları silah seslerini duyunca balkona koştu ve King'i boğazından vurulmuş şekilde buldular. Saat 7.04'te St. Joseph's Hastanesinde öldü. Suikast, 60'tan fazla şehirde isyanların çıkmasına neden oldu. 5 gün sonra, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, yas ilan etti. Aynı gün 300.000 kişilik bir kalabalık cenazesine katıldı. Başkan yardımcısı Hubert Humphrey, Başkanı temsilen cenazeye katıldı.

 

King'in öldürülmesinden 2 ay sonra, kaçak mahkûm James Earl Ray İngiltere Heathrow Havalimanında sahte pasaportla İngiltere'yi terk etmek isterken yakalandı. Ray kısa süre içinde ABD'ye iade edildi. Ray, King'in öldürülmesiyle suçlandı ve suikastı 10 Mart 1969 tarihinde itiraf etti. (Ray 3 gün sonra bu itiraftan geri döndü.) Ray, 99 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

 

Avukatı Parcy Foreman'in önerisi üzerine Ray suçu itiraf edip böylece mahkeme tarafından verilecek bir mahkûmiyeti dolayısıyla da idam cezası alma riskinden kurtulmak istedi. Fakat bu 99 yıl hapis cezası almasına engel olmadı.

 

Biyografi yazarı Taylor Branch'e göre, King'in otopsisinden çıkan sonuca göre, King öldüğünde 39 yaşında olmasına rağmen 60 yaşında bir insanın kalbine sahipti. Bunun nedeni 13 yıllık yurttaş hakları eylemciliği sırasında yaşadığı stres dolu yaşamdı. Buna göre, King yaşamının son 13 yılında 34 yıl yani normal bir hayat yaşayan bir insana göre 2,5 kat daha hızlı yaşlanmıştı.

Biyografi

Ana madde: Martin Luther King Günü

 

Morehouse Koleji Sanatlar Fakültesi, 1948 sosyoloji mezunudur. Crozer Theoloji Seminerlerinden ilahiyat lisansını 1951'de almıştır. 1955 te Boston Üniversitesi'nde felsefe doktorası yapmıştır. 1954'te, Martin Luther King, Montgomery, Alabama'daki Dexter Baptist Kilisesi'nin papazı olmuştur. Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir. Otobüs boykotları ülkedeki ayrımcılık yüzünden çıkmıştır. Bayan Rosa Parks'ın bir beyaza kendi oturduğu yeri vermemesi üzerine çıkan gerilim sonrası boykotlar görülmüştür. Siyahların ayaklanmaları başlamıştır. Martin Luther King eylemine, ABD yönetiminin otobüslerde gerçekleşen ayrımcılığı durdurmasıyla beraber son vermiştir.

 

Irkların eşitliği inancı için çabalamış, haksızlıklara karşı şiddeti öngörmeyen direnişi savunmuştur. Alabama eyaletinin Montgomery kentinde ilk protesto gösterilerini düzenleyen King, Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde barışçı eylemleriyle tanınmıştır. "Karanlık karanlığı yok edemez, bunu ancak ışık yapabilir. Nefret nefreti yok edemez, bunu ancak sevgi yapabilir." biçimindeki açıklamalarıyla daima barışçıl tutum ve eylemleri savunmuştur.[3]

 

King, daha sonra Washington'da Ağustos 1963’te Lincoln Anıtı’nın önünde ünlü "Bir Hayalim Var" konuşmasını yapmıştır. Martin Luther King’in başlattığı barış yanlısı protesto eylemleri, 1964 Yurttaş Hakları Yasası’nın çıkmasını sağlamıştır. Yasayla Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ayrımcılığı yasaklanmıştır.

 

İnsan hakları için ve siyahların ikinci sınıf vatandaş olmaktan çıkarılması için yaptığı çalışmalarla King, 1964 Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştür.

 

Martin Luther King, Tennessee eyaletinin Memphis kentinde 4 Nisan 1968'de bir suikast sonucu ölmüştür.

 

1986’dan beri her yıl Ocak ayının üçüncü Pazartesi günü ABD'de King’in doğum gününde medeni haklar lideri ve yaşamı boyunca savunduğu idealler anılıyor, konuşuluyor, King’in barış sevgisi dile getiriliyor.

ETİKETLER : HALK İTTİFAKI AKP’NİN ELİNDEKİ CENNET ANAHTARLARINI ALDI..
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Dogu Medya -Dogukultur. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya
DKM MEDYA GROUP -1
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
DKM MEDYA GROUP-2
TÜRKİYE-BÖLGE, FİRMALAR- İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA
SERHAT HABERLER
BAĞLANTILARIMIZ
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA