ŞİDDET VE SEKS


Bu makale 2015-04-01 02:24:22 eklenmiş ve 559 kez görüntülenmiştir.
Murat Akkuş

ŞİDDET VE SEKS

 

Şiddete meyilli toplumlarda, özellikle ortadoğu ve müslüman ülkelerde cinselliği yaşamama sorunu var. Düzenli seks yapmayan insanda beyin rahatlamadığı için sinir ve gerginlik uç noktada seyr eder. Düzenli seks yapamayan bireylerde kadın olsun, erkek olsun baş ağrısı, Agresif bir kişilik, psikolojik sorunlar ve görme bozuklukları gibi sorunlar yaşanır.

 

Müslüman ülkelerde bir çok kadın ömründe bir kez olsun orgazm olmadan yaşama veda edip gitmektedir. ortadoğu toplumlarında  orgazmın ne olduğunu hiç bilmeyen, hiç yaşamayan kadınlar mevcut. Cinselliği özgürce doyasıya yaşamayan müslüman ülkelerde kadın özgürlüğünden bahsetmek te mümkün değil maalesef. Ortadoğu erkeği ve kadınının şiddete eğilimli ve gergin oluşunun altında yatan sebeplerden en önemlisi  cinsel anlamda tatminsizlik yatmaktadır. Asırlardır hep günahtır, ayıptır, duvarları örerek toplum olarak cinsel hazdan uzak tutulmuşuz. Ondandır cinsel açlığımız.

 

Müslüman  erkeklerde sünnet olayı da cinsel zevk alımını azaltan bir işlemdir. “Sünnet” adı üstünde sünnettir. Farz değildir. Penisin en haz alan uc et parçası alınarak daha çocukken cinselliğe bir darbe vurulmaktadır. Allah’ın yarattığına kusur bulup kesmek ne derece doğrudur? Ondan sonra da İslamın cinselliğe koyduğu yasaklar devreye girer, örneğin oral seks yasak, mastürbasyon günah, anal seks haram, açık havada ay’a güneş’e karşı seks günah. Yan yatarak seks sağlığa zararlı. En uygunu “kadın dizlerinin üstünde erkek arkada olacak” diyor imam-ı Gazali Hazretleri...

 

Yasaklar daha da sıralanıyor günlere ve gecelere kadar iniyor. Örneğin kadir gecesi yada bayram gecesi kadın hamile kalırsa doğacak çocuk özürlü olur gibi... yasaklı gün ve geceleri de tek tek sayarsak geriye pek bir şey kalmıyor zaten. Durum rahmetli Kemal Sunal’ın filmindeki gibi Çarşamba çarşafa dolanır, Cuma mübarek gün, Salı sallanır, Perşembe perişanlık v.s  Bir tek pazartesi kalıyor misali..!

 

Dinden sonra da yasaklayıcı feodal gelenekler devreye giriyor. Bütün bunlar yan yana gelince toplum cinselliği yaşayamıyor. Hücreler rahatlamayınca, hormonal dengesizlikler baş gösteriyor. Geriye tatmin olmamış azgın bir nesil kalıyor. Ondan saldırıyor, tecavüz ediyor ve öldürüyor. Sapkın ilişkiler baş gösteriyor. Hayvanlarla seks, hemcinsleriyle seks gibi tercihler yaşanıyor.  Ve bakışlar yoldan geçen bir kadının poposuna kitleniyor, laflar atılıyor ve kavgalar yaşanıyor.  Erkeklerin kendi yanlışlarına kılıf olarak söyledikleri “İki bakmak bir yapmaktır” gibi ilkel söylemler argoda bolca yer  alıp gidiyor.

 

Bizleri büyüten kadınlarımız cinselliği tüm gerçekliğiyle anlatacaklarına bizi leyleklerin getirdiğini yalanıyla uyutmaya çalışıyorlar. Oysa bir insanın cinselliğini yaşaması ekmek ve su gibi gerekli ve normal bir ihtiyaçtır. Aslında cinsellik halkta objektif ve sansürsüzdür. “Ayıp” gibi ifadeler burjuvazi icadıdır. Avam dediğimiz köylü halk tabanında cinsellik gerçeği daha doğaldır. Öyle ki bu durum şarkılara, türkülere, manilere ve fıkralara kadar sansürsüz bir şekilde yansımaktadır. Ancak zamanla din, gelenekler ve burjuvazi söylemleri yasakları da beraberinde getirmiştir.

 

Bir arkadaşımın bana anlattığı anektodu dikkatlerinize sunmak istiyorum;  “İki kadın partnerimizle beraber bir gece geçirdik. Yeme içme faslından sonra odalarımıza geçtik. Bir süre sonra arkadaşın odasından sesler geldiğini duyduk. Ne oluyor diye sorunca kadın ışığı yakarak sevişmek istemiş. Arkadaşım ise karanlıkta sevişmek istiyor. Neden sonra ışıkta sevişme yoluna gitmişler. Arkadaşım yanıma geldiğinde gözlerinin dolduğunu gördüm. “Ne oldu?” Diye sorunca, “Ben ilk kez bir kadını çıplak gördüm. Ne güzelmiş kadın bedeni.  Işıkta sevişmek ne hoş muş” dedi. “İyi ama senin iki çocuğun var evlisin” deyince, “ Annem-Babamla birlikte yaşıyoruz. İki oda bir salon, onlar duymasınlar diye karanlıkta yorganın altında kan ter için birkaç dakika içinde bitiriyoruz . Nerede bu rahatlık bu güzellik” demez mi..! Böylesi gerçeklikler de şartlar va yaşam tarzından dolayı cinselliğe bir başka engel unsuru olarak önümüze çıkıyor. ..

 

Düzenli olarak cinselliğini yaşayan insanların zekası daha iyi çalışıyor. Daha çok üretiyor ve mutlu bir evlilik sürdürüyorlar. Yatakta mutlu olmayan çiftler bir müddet sonra ayrılmak durumunda kalıyorlar. Mutluluk yatakta bitiyor. Yatakta mutlu olan çiftler ömür boyu saadete kucak açıyorlar. Sabah beyin hücreleri rahatlamış uyanan bir insanda öfke’nin stresin ve gerginliği esamesi kalmaz. Ne eşi ile kavga eder, ne çocuklara bağırır ne de başkalaıyla döğüşür. Düzenli seks yaşamı olan insanda yaşama sevinci gelişir ve insanlara olan sevgisi artar. Gidip baş kesmez. Sağlıklı bir bedene, merak eden, araştıran, üreten  sağlıklı düşünen, bir beyine sahip olmanın yolu da düzenli bir cinsel yaşamdan geçer.

 

Cinselliğini sınırsız ve özgürce yaşayan toplumlarda kavga döğüş görülmez. Örneğin Hollanda da sokak ortasında tabancayı çekip adam vuranlara ratlamazsınız. O durum bize hastır..! Cinsel açlık cinselliğe gem vuran Türkiye ve ortadoğu ülkeleri gibi üçüncü sınıf dünya ülklerinde had safhalardadır. O sebeledir ki bu tip ülkelerde Şiddet,  tecavüzler, savaşlar bitmek bilmez...

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya