BİR LGS DAHA GEÇTİ, ÖĞRETMENE DOKUNMA


Bu makale 2024-06-12 07:34:02 eklenmiş ve 104 kez görüntülenmiştir.
GÜNDOĞDU YILDIRIM

BİR LGS DAHA GEÇTİ

 

Milli Eğitim Bakanlığının, “Sınavları kaldıracağız!” demesine karşın bir LGS daha geldi geçti.

Sınava girenlerin kimi sevindi, kimi üzüldü.

Anlaşılan odur ki, bu ülkede çocuklar daha çok sevinip, üzülecekler…

Oyun çağındaki çocukları, yarış atı gibi sınava sokmaya, üzmeye hiç kimsenin hakkı yok!

Yazıktır! Günahtır!

Bu çocukların hiç birisi çocukluğunu yaşayamıyor.

Varsa yoksa sınav…

Ortaokula adım atar atmaz başlıyor sınav kaygısı, LGS’ye girene kadar devam ediyor.

Etüt merkezine gitmeler, özel dersler almalar…

Okulda düzenli yapılan deneme sınavları…

Sınavda başarılı olmak için gece gündüz ders çalışmalar…

Ailenin, okulun, öğretmenin, arkadaşlarının,  çocuğun üstündeki baskısını hiç dile getirmiyorum.

5. sınıf, 6. Sınıf, 7. Sınıf, 8. sınıf…

4 yıl süren işkence…

Bu çocuklar, bu işkenceye maruz kalıyor; sonrada bu çocukların sağlıklı kaldıklarını var sayıyoruz.

Büyük bir travmadır.

Hiçbir çocuk böyle bir travmadan yara almadan kurtulamaz.

Anlayacağınız çocuklarımız, çok büyük travmalar yaşıyorlar…

Bunu böyle bilin!

Diyoruz ya: Sınavlar kalksın, çocuklar yeteneklerine göre tercihlerini yapsınlar, sevebilecekleri okullarda okusunlar…

Avrupa ülkelerinde olduğu gibi… 

Çocukların hepsini sınava sokuyor, hepsinin de başarılı olmasını bekliyoruz.

“Sınavlar kalkacak!” deniyor, daha kapsamlı ve daha zor sınavlar çocukların karşısına çıkıyor.

Her yeni sınav eskisini aratıyor.

Ve her sınav temel derslerdeki başarıyı ölçmek için yapılıyor.

Hatırlarsanız, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: “Okullarda ders sayısı çok fazla, ders sayısını azaltacağız.” demişti.

Umutla, derslerin azalacağı beklenmiş, umutlar hüsrana dönüşmüştü.

Garip bir ülkeyiz.

Sorunları çözmekten çok uzağız.

Havanda su dövüyoruz.

Sorunlar çok büyük, öyle he denince çözülebilecek sorunlar hiç değil. 

Öğrencinin yeteneğine göre eğitim verelim, deniyor; çocuk, yeteneğine göre bir meslek seçiyor, okuyor, okuldan mezun oluyor, iş bulamıyor.

Fen edebiyat, mühendislik, spor, müzik, resim alanından mezun olanların çoğu boş geziyor.

İş yok birçok meslek alanında…

İyi eğitim almak, alanında iyi olmak fayda etmiyor...

Her mezun olan işsizler ordusuna ekleniyor.

Sorun kişiyi yeteneklerine göre yönlendirme meselesi değil, mesele; öğrenciyi yönlendirdiğin alanda istihdam etme meselesi…

Bırakınız özel yetenek alanlarını, temel bilgi alanlarında bile istihdam sorunu var.

Ülkede gençler iş bulamıyor.

İş yok!

Dolayısı ile LGS illeti karabasan gibi öğrencilerin üstüne çökmüş durumda; çocuklar, iyi bir okula yerleşebilir miyim, derdinde…

Etüt merkezleri, özel dersler, özel okullar vb.

Gece gündüz ders…

Dersten başka bir hayatları yok!

Aileler için durum daha da vahim!

Çocuğunun iyi bir okulu kazanabilmesi için maddi imkanlarını sonuna kadar zorlamakta, ciddi paralar harcamakta…

Bu ülkede, eğitim hakkı temel hak; tüm çocuklar, parasız eğitim hakkından yararlanır, dense de eğitime ciddi paralar harcanıyor.

Parası olmayan çocuğunu okutamıyor!

Sınav, sınav, sınav…

Sonuç değişmiyor, LGS duvar gibi çocuğun karşında duruyor.

Bu sınavlar kalkmadıkça, çocuklar her türlü psikolojik yara almaya devam edecekler.

Veli için de öğrenci için de zor bir durum.

Veli, döktüğü paraya mı yansın; öğrenci, onca çaba, gayret sonucunda istediği başarıyı yakalamadığına mı üzülsün?

Sorun dağ gibi karşıda duruyor.

Çözüm bekliyor.

Bu koşullarda LGS sorunu çözülmez, çözülemez…

Meslek liseleri, özel yetenek liseleri ve teşvikler…

Öğrenciler, farklı alanlara yönlendirilebilir ve bu alanlara yönlendirilen öğrencilere, mezun olduklarında işe yerleştirilme teminatı verilebilir.

Böylelikle, belli liselere girebilme yarışı frenlenebilir.

Sonrası, sonraya kalsın…

 

xxxxxxxxxxxxxxxxx

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

 

ÖĞRETMENE DOKUNMA

 

Gün geçmiyor ki ÖMK (Öğretmen Meslek Kanunu) ile ilgili bir haber

internet sitelerine düşmesin.

Vay efendim, öğretmenler sosyal medyada; öğrenci, okul

görüntülerini paylaşırsa ceza alacak…

Vay efendim, yetersiz öğretmenler görevden atılacak…

Vay efendim, idareciler tekrar eğitimden geçirilecek…

Vay efendim, Eğitim Akademisi kurulacak…

Vay efendim, falan filan…

İnsan üzülüyor.

Öğretmenle ilgi haberler, ısıtılıp ısıtılıp gündemde tutulmaya

çalışılıyor.

Her bir haber öğretmenin motivasyonunu bozma temelli…

Korku, kaygı verici; tedirgin edici, inticidi…

Nedir bu öğretmen düşmanlığı!

Anladık, her zaman olduğu gibi kürekle verip kepçeyle alacaksınız.

Birkaç olumlu adım, ardından baskılar, yasaklar…

Hatırlayın referandumları…

Şaşalı konuşmalar, hoşa gidecek laflar…

Özgürlük, demokrasi…

Araya sıkıştırılmış, hak gaspları…

Aynısı ÖMK’de!

Öğretmeni, bir sürü sınavdan, mülakattan geçireceksin sonra da “Dur

ben iyi seçememişim, gözümden kaçırmışım.” diyecek, öğretmeni

yetersiz bulup, görevine son vereceksin.

 

Olacak iş mi?

Neden öğretmen?

O kadar meslek gurubu var, hiçbirinde böyle bir uygulama yok!

Kimse seni atadık ama sen yeterli misin, değil misin, demiyor.

Öğretmene gelince, elli tane kriter koyuyor; kritere uyup uymadığını

kendinizce ölçmeye çalışıyorsunuz.

Öğretmene dokunma!

Öğretmenin gereğinden fazla çözüm bekleyen sorunu var, kendi derdi

kendine yetiyor!

Öğretmenin çalışma koşulları cidden çok zor.

Dışarıdan göründüğü gibi hiç değil.

Kırk, kırk beş kişilik sınıflarda ders anlatmaya çalışıyor…

Velilerin baskısı haddini aşmış durumda, öğretmeni veliler yönetir

olmuş.

İdarenin başarı beklentisi dersen, o ayrı bir sorun…

CİMER şikâyetleri, demokrasinin kılıcı gibi…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de meclisten geçirilmek istenen ÖMK!

Kaşıkla verip, kepçeyle geri almak, buna denir.

Bir sürü mesleki yeterlilik kriterleri gündemde…

Zorlaştırılmak istenen atama süreçleri…

Sırat köprüsünden geçmek daha kolay sanki…

Öğretmenleri rahat bırakın!

Bu kadar baskı çok fazla!

Öğretmenler bu şartlarda görev yapmazlar.

Şikâyetler çığ gibi…

 

Kafasına esen öğretmeni şikâyet ediyor.

Neymiş, öğretmen çocuğuna notu az vermiş.

İyi de bırakın öğretmen, öğrenciye not verme hakkını kullansın.

Olmadı, notları da veli versin, dersi de veli anlatsın!

“Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.” diyen bir anlayıştan,

Öğretmenler, biz ne dersek, onu yapacaksın!” diyen bir anlayışa

geldik.

Bu anlayış, eğitimi bitme noktasına getirdi.

Eğitim resmen çöktü.

İşin kötüsü son yirmi yıldır, bitmeyen bir eğitim reform süreci var.

Her dönem eğitimle ilgili bir şeyler gündeme gelir, konuşulur, alınan

kararlar yasalaşır; kısa bir süre geçer, hiç bunlar olmamış gibi, yeniden

gündem oluşur, konuşulur; konuşulanlar yasalaşır, sonra bir daha…

Sonuç, elde var sıfır…

Ne oldu?

Siz sorunun çözümünü olmadık yerde ararsanız sonuç hiç değişmez.

Yeni müfredatmış, yüz yılın maarif modeliymiş…

Geçin bunları…

“Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur, kötü eğitim sistemi

vardır.”

Öğretmenden ne istiyorsunuz?

Öğretmene dokunma!

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Dogu Medya -Dogukultur. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya
DKM MEDYA GROUP -1
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
DKM MEDYA GROUP-2
TÜRKİYE-BÖLGE, FİRMALAR- İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA
SERHAT HABERLER
BAĞLANTILARIMIZ
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA