İktidarından muhalefetine kadar FETÖ ile mücadelenin neresindeyiz?


Bu makale 2022-07-18 10:32:18 eklenmiş ve 110 kez görüntülenmiştir.
Dr. Bekir Tank

 

İktidarından muhalefetine kadar FETÖ ile mücadelenin neresindeyiz?

 

Malum güruhun efendilerinin desteğini de arkasına alarak, 15 Temmuz 2016’da giriştiği başarısız darbe ve işgal eyleminin üzerinden altı yıl geçti geçmesine, ama FETÖ hala gündemimizin değişmeyen ve en önemli konularından biri olma özelliğini koruyabiliyor. Neredeyse gün geçmiyor ki, bir veya birkaç FETÖ üyesi yakalanıp mahkemeye çıkarılmasın...

 

Peki, neden?

 

Yani FETÖ, çok güçlü olduğu için mi veya iddiaların aksine FETÖ’ye karşı ciddi bir mücadele verilmediği için mi yoksa her partide, her kamu ve özel kurumda Fetöcüler ve onları koruyup kullananlar hala bulundukları için mi gündemimizden çıkmıyorlar?

 

Öyleyse FETÖ’nün kim ve ne olduğundan başlayalım…

 

FETÖ; din başta olmak üzere ilahi ve insani değer adına ne varsa onların hepsini hem kendi şahsı ve hem de emrinde olduğu güçler adına istismar etmektir. FETÖ; iftiradır, ithamdır ve yalandır. FETÖ; şantajdır, rüşvettir, ihalelere fesat karıştırmaktır, atamalarda ehliyet ve liyakati ayaklar altına almaktır ve kendisine boyun eğmeyenleri her türlü gayrimeşru araç, yol ve yöntemle etkisiz hale getirmektir. Ve FETÖ; bütün bu ahlak, kanun ve insanlık dışı fiilleri bilişerek ve dayanışarak yapmak ve kısaca mümkün olan her alanda örgütlü suç işlemektir.

 

Malumumuz, insanın olduğu yerde her türlü hukuksuzluk ve dolayısıyla her türlü suç da işlenebilir. İşte FETÖ de her türlü hukuksuzluğu örgütlü bir şekilde işleyen bir suç örgütüdür.

 

Dolayısıyla FETÖ ile doğrudan bir bağı olsun veya olmasın, her türlü örgütlü suç Fetöcülüktür! Buradan hareketle diyoruz ki, ister iktidarda olsun ister muhalefette, hangi partide ve hatta hangi kurumda örgütlü suç işleyenler ve bildikleri halde bu suçlara göz yumanlar bir çeşit FETÖ’dür ve bir çeşit Fetöcüdür.

 

Bu ölçü ile baktığımızda, hangi şahısların, hangi kurumların ve hangi partilerin ne kadar Fetöcü olduklarını ve FETÖ’nin değirmenine ne kadar su taşıdıklarını görürüz…

 

Cevabını bilmemiz gereken diğer bir soru da, iktidarın ve muhalefet partilerinin FETÖ ile mücadelenin neresinde olduklarıdır.

 

Üzülerek ifade etmek zorundayız ki, muhalefetin ne gündeminde ve ne de gönlünde FETÖ ile mücadele diye bir şey yoktur.

 

İktidar cenahına baktığımızda ise, FETÖ ile mücadelede ciddi zaaflar vardır. Şu kadarını söyleyelim ki, nerede ihalede fesat varsa, orada Fetöcülük vardır! Nerede ehliyet ve liyakate aykırı atamalar varsa, orada Fetöcülük vardır! Nerede rüşvet varsa, orada Fetöcülük vardır. Dolayısıyla iktidarın FETÖ ve Fetöcü zihniyete karşı göstereceği en ufak bir zafiyet ona geniş alan kazandırdığı gibi, hukuksuz olan her eylemin bu hassasiyetle gidip gerekeni yapması da onu geriletir.

 

Bu zaaflardan birini İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde yaşadık ve yaşamaktayız. Şöyle ki:

 

Sayıştay, 2019 yılında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi hakkında hazırladığı raporda şu tespite yer vermiştir: “Objektif ve denetlenebilirlik ilkelerine riayet edilmemiş, ilanların büyük çoğunluğunda spesifik ve belli bir kişiyi çağrıştıran şartlar istenmiştir. Bunun sonucunda da, alım yapılacak toplam 195 kadronun tamamı için sadece birer kişi başvuru yapabilmiş ve aynı kişiler kadrolara alınmıştır.”

 

Yani Sayıştay diyor ki, bu üniversitede örgütlü bir suç işlenmiştir. Çünkü söz konusu olan alım, üç, beş, 10, 50 ve hatta 100 kişi ile bile sınırlı değil, tamı tamına 195 kişiliktir. Siz de bu raporu okuduğunuzda, aklınıza hemen FETÖ’nün üniversite sınavlarındaki yolsuzlukları gelmez mi?

 

Böyle bir durumda doğal olarak yetkililerden beklenen şey, suçlular hakkında gerekenleri yapmalarıdır. Fakat bu üniversitede olaylar aksi yönde gelişmiştir. Çünkü toplum Sayıştay’ın işaret ettiği kişilerin hak ettikleri cezalara çarptırılmalarını bekliyorken, birileri hem onların ceza almalarını engelleyebiliyor ve hem de rektörün bir dönem daha görev yapmasını Sayın Cumhurbaşkanına imzalatabiliyor. Bu birileri Fetöcü veya değil, ayrı bir konu, önemli olan, bu zihniyette olanların hala çok etkili olduklarıdır.

 

Bu ve benzeri durumlar, Ak Parti’nin behemehâl kendisini FETÖ ile mücadele konusunda da bir özeleştiri yapmasını zorunlu kılmaktadır.

 

Ezcümle, FETÖ ile mücadelede başarılı olmanın tek bir şartı vardır; işlerimizde hakkı, adaleti, ehliyet ve liyakati esas almak… İster birey olalım, ister parti veya topluluk, her birimiz bu ölçüleri çiğnediğimiz ölçüde Fetöleşiriz…

 

Dr. Bekir Tank

 

Katil YÖK!

 

Darbecilerin eserlerinden biri olan YÖK'ün sicili oldukça bozuk ve suç dosyası da o kadar kabarıktır. Dolayısıyla vesayetçi duruşundan intihal hamiliğine ve denkleştirmelerdeki keyfi uygulamalardan başvuru sürelerini olabildiğince uzun tutmalara kadar sorgulanması gereken o kadar konu var ki…

 

Türkiye’de askeri vesayet geriletildi, ama YÖK’ün vesayetçi duruşu değişmedi. Dün darbecilere askeri selam çakan YÖK başkanlarının, rektörlerin ve akademisyenlerin bugün de siyasilere kapıkulu olmaları ise, bize göre ne bir kader ve ne de dayatmaların bir sonucudur. Olsa olsa bir tercihtir. Dün askeri ve bugün de siyasi vesayeti içselleştirmiş olmaları da bunun göstergesidir!

 

Ama biz burada ne darbecilerin YÖK’ü kurmadaki amaçlarına, ne YÖK’ün üniversiteleri kışlaya dönüştürme faaliyetlerine ve ne de YÖK’ün siyasileşmesine gireceğiz. Sadece ve sadece öğrenimlerini yurtdışında yapmış olanların diploma, karne ve sertifika gibi belgelerini denkleştirme sürecinde maruz kaldıkları mağduriyetlere dikkat çekmekle kalacağız…

 

Elbette ki, buradaki eleştirilerimiz, henüz görevine 30 Temmuz 2021’de başlayan Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ve yine görevlerine yeni başlamış olan diğer yetkililer için değildir. Bu vesile ile hepsine başarılar dilerken, onlar için yaptığımız dualar ve temenniler, seleflerinin zulümlerini devralıp sürdürmemeleri yönündedir.

 

Kimseye haksızlık olmasın diye, bu bağlamda YÖK’e işi düşmüş olanlar arasında mini bir araştırma da yaptık. Elde ettiğimiz sonuç; YÖK’ün, hala aynı YÖK olduğudur!

 

Başta mağdurlar olmak üzere o yıllara tanık olanlarımız da hatırlayacaklardır... YÖK, en büyük terörü 28 Şubat sürecinde estirmişti. Örneğin, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin üniversitelerinden mezun olanların diplomalarını tanımamış ve denklik vermemişti. Derken, ne YÖK’ün giriştiği bu hak gaspının o mağdurlara ve dolayısıyla ülkemize nelere mal olduğu tartışıldı ve ne de YÖK’ün bu buyurganlığının önüne geçilebildi.

 

Bunun içindir ki, YÖK bugün de benzer terörü değerli evrakın (diploma vs.) denkleştirilmesi sürecinde estirmektedir. Öyle ki, denkleştirmelerin süresi keyfi olarak uzatıldığı için hem maddi ve hem de manevi olarak büyük bir kayba ve dahi işkenceye dönmektedir.

 

Burada sorun, günümüzün şartlarında sunulan bir belgenin gerçek mi veya sahtemi olduğunu öğrenmek en fazla bir ay sürüyorken, YÖK’ün bunu aylara ve hatta yıllara yaymasıdır.

 

YÖK’ün bu keyfi muamelelerini “terör”, “gasp” ve “işkence” gibi kavramlarla tanımlamak zorunda kalmamızın nedeni de budur. Çünkü YÖK, mağdur ettiği insanların zamanlarının, ümitlerinin, paralarının ve dahi geleceklerinin katilidir.

 

Yöneticilerin şunu bilmeleri gerekir ki, özellikle yurtdışında doğup büyümüş ve dolayısıyla öğrenimlerini de yurtdışında yapmış olanların Türkiye’yi tercih etmeleri, Türkiye’deki şartların daha iyi olmasından değil, kendilerini Türkiye’ye borçlu hissetmelerindendir.

 

Umarız YÖK’ün her kademesindeki karar vericileri, seleflerinin intihal cehennemine çevirdikleri ve Mankurtlaştırma merkezlerine dönüştürdükleri üniversitelere asli hüviyetlerini kazandırmak yönünde çaba gösterirler ve denkleştirmedeki zulümler de artık son bulur.

 

 

 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Dogu Medya -Dogukultur. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya
DKM MEDYA GROUP -1
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
DKM MEDYA GROUP-2
TÜRKİYE-BÖLGE, FİRMALAR- İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA
SERHAT HABERLER
BAĞLANTILARIMIZ
STK-İŞ DÜNYASI MESAJLAR
STK-DERNEKLER
FİRMALAR-İŞ DÜNYASI
DOĞU KÜLTÜR MEDYA