ABDNİN AFGANİSTAN TUZAĞI ELİNDE PATLAYACAK MI..


Bu makale 2021-08-18 05:02:40 eklenmiş ve 61 kez görüntülenmiştir.
Dr. Bekir Tank

 

Türkiye Afganistan’da ABD Adına Görev Alırsa...

 

ABD ve-veya Türkiye bunun adına ne derse desinler, bu aşamada, yani iç savaş sürüyorken Türkiye’nin Afganistan’da herhangi bir görev almasının adı ABD taşeronluğudur ve ABD işgalinin Türkiye üzerinden devamıdır.

 

Ancak görebildiğimiz kadarıyla gerek hükümette ve gerekse hükümet yanlısı medyada –ki buna hükümet karşıtı medya ile birlikte muhalefeti de katabiliriz- Afganistan Olayını bütün yönleriyle tahlil edebilecek donanımda olanlar yok gibidir. Değerlendirmelerin ezici çoğunluğu yüzeysel, sığ ve dolayısıyla Afganistan bağlamında oynanan oyunları, kurulan tuzakları ve yapılan hesapları görüp tahlil etmekten ve gerekli sonuçları çıkarmaktan uzaktır. Bereket versin, bu ve benzeri konulara vakıf olup sağlıklı değerlendirmeler yapanlar da vardır. Örneğin, emekli büyükelçilerden Sayın Şükrü Elekdağ bu şahsiyetlerden biridir. Onun bu bağlamda Uğur Dündar’a verdiği röportaj okunmaya değer.

 

Şunu adımız gibi bilmeliyiz ki, ABD’yi olduğu gibi tanımayanların ve tanıyıp da çarpıtanların bize verecekleri bir şey yoktur. ABD’nin Irak’ı, Afganistan’ı, Suriye’yi ve diğer yerleri işgaldeki amacı oralara barış ve istikrar götürmek olmadığı gibi, o ülkelerden çıkması da oralara barış ve istikrar isteğinden kaynaklanmamaktadır. ABD, kendisiyle özdeşleştiği ve onların varlığını kendi varlığı gibi önemsediği birkaç ülkenin dışında kalan hiçbir yerde barış ve istikrardan yana değildir ve olmaz. Onların uluslararası politikalarının değişmeyen maddesi, her ne pahasına olursa olsun diğer ülkeleri istikrarsızlaştırmak ve kendilerine bağımlı hale getirmektir. Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin savaş sonrasındaki icraatları bu söylediklerimizin ispatıdır. Nitekim sınırlarını çizdikleri, doğrudan veya dolaylı olarak kurdukları ve hatta kimi yöneticilerini doğrudan tayin ettikleri ülkelerin eğitimden ekonomiye ve siyasete kadar her şeylerine hala karıştıkları hepimizin malumu değil mi?

 

ABD ve onun paralelinde hareket eden emperyalist ülkelerin bu çok yönlü müdahalelerini iliklerine kadar yaşayanların başında da İslam Ülkeleri gelmektedir.

 

20 yıl boyunca Afganistan’ı işgal eden ve bu süre içinde her türlü vahşeti işlemekten geri durmayan ABD’nin Afganistan’dan çıkması, Afganlıların kendi kaderlerini tayin etme haklarına olan saygısından değildir. Hele hele Afganistan’da barışın ve istikrarın gelmesi hiç değildir. Bundan sonraki işgallerini dolaylı bir şekilde ve işbirlikçi Afgan Hükümetinin yanı sıra bir de kendi vesayetlerine aldıkları ülkeler üzerinden devam ettirmek istiyorlar. Bu anlamda Türkiye’ye biçtikleri rol kendileri adına vesayettir. En vahim olanı ise, bu vesayetin içine yerleştirdikleri tuzaktır.

 

Yetkililerin açıklamalarına bakılırsa, Türkiye de bu vesayeti kendisine yakıştırmış gibi duruyor. Bu da demektir ki, yetkililer Türkiye’nin böyle bir girişiminin ne anlama geldiğini ve özellikle Afganlılar tarafından nasıl karşılanacağını ya gerçekten bilmiyorlar veya bilmek istemiyorlar. Yahut ABD’nin baskıları ve kimi vaatleri daha ağır basmaktadır.

 

Yukarıda da dediğimiz gibi, ABD’nin Afganistan’da barış ve istikrar istediği olmadı ve böyle bir isteği bugün de yoktur. İstediği şey, iç savaşın devamıdır. ABD’nin bu politikasına rağmen Türkiye’nin her ne adına olursa olsun Afganistan’da görev almasının adı vesayettir, taşeronluktur. Bunun Afganlıların gözünde ne anlama geldiğini kendi tarihimizden bir örnekle açıklayalım. Dün Anadolu’yu işgal eden İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar Türklerin gözünde ne idiyseler, ABD’nin isteği doğrultusunda Afganistan’da görev alacak bir Türkiye de Afganlıların gözünde odur!

 

Türkiye eğer illa da Afganlılar için bir iyilik yapmak istiyorsa -ki yapması gerekir- ABD’nin çıktıktan sonra da birbiriyle çatıştırmaktan geri kalmadığı Afganlıların gözünü açmak ve Afganistan’ın bir an önce istikrara kavuşmasına katkıda bulunmaktır.

 

Evet, Afganistan’da işgalin bir parçası ve işgalin yeni bir formatla devam ettiricisi olmak da Türkiye’nin elindedir, orada barışın, istikrarın ve refahın mimarı olmak gibi bir zoru başarmak da!

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

ABDNİN AFGANİSTAN TUZAĞI ELİNDE PATLAYACAK MI..

 

 

Afganlılar ile Afganistan’ı Afganlılara bırakmak istemeyenlerin savaşı yeni bir evreye girdi. Biz bu savaşta da Afganlıların yanındayız.

 

Ama önce şunu soralım; sahi, neden hiç kimse ABD’nin 20 yıl süren işgali, katlettiği yüz binlerce insan, tecavüz ettiği on binlerce kadın, kullandığı silahlar ve kısaca işlediği sayısız vahşetler hakkında bir cümle ile olsa dahi konuşmazken, herkes tek bir merkezden emir almışçasına Taliban ve onun nasıl bir rejim kuracağı hakkında ahkam kesebiliyor?

 

ABD ile Taliban arasında bir anlaşma yapıldı mı, bu anlaşmanın maddeleri nelerdir? Hepimizin kafasını meşgul eden bu soruların cevaplarını ileriki zamanda bulacağız. Ama ABD istediği kadar kuyruğunu dik tutsun, şu bir gerçektir ki, ABD’nin Afganlıları birbirine düşürme ve yıllarca sürecek bir iç savaşı başlatma tuzağı böylece elinde patladı. Bundan sonra Afganlılar üzerinde ne kadar tahakküm kurabileceğini Afganlıların kendi aralarındaki ilişkileri ile ufukları; feraset, basiret ve güçleri belirleyecektir.

 

 

Hatırlayınız, Joe Biden daha geçenlerde, “Afgan Hükümetinin kendisini Taliban’a karşı koruyacak güçte olduğunu ve ayrıca bu hükümete olan desteklerinin de devam edeceğini” söylemişti. Çünkü çıkarları Afganistan’da kontrollü bir iç savaşı gerektiriyordu. İşgalci ABD’nin seçtirdiği Cumhurbaşkanı Eşref Gani de kaçtığı ana kadar efendilerinin verdikleri görevi yerine getirmek çabası içinde idi. Ama hesapları tutmadı ve Taliban, onların şeytani bir iştahla beklediklerinin aksine davranıp kan dökmeden yönetime el koydu.

 

Neredeyse bölgedeki bütün olayları ABD’nin birer planı gibi görenlerin saldıkları acizlik, korku ve panik yerini sükunete bırakır bırakmaz, kamuoyu da olup bitenleri sorgulamaya başlayacaktır. Örneğin, 15 Ağustos 2021 tarihi itibariyle Kabil’den dünya kamuoyuna yansıyan şu sahne bu anlamda sorgulanmaya değer: Günler değil, yıllardır dünyanın en vahşi örgütü olarak tanıtılan Taliban bir kurşun bile sıkmadan Kabil’e giriyorken, ABD’nin Kabil Büyükelçiliği, vahşetlerinin arşivini tıpkı İran’daki gibi ele geçmesin diye yakıyor. Neden?

 

Taliban’ın şimdiye kadarki söylem ve demeçleri ile icraatlarının kana susamışların beklentilerini tamamen boşa çıkarması, evvela Afganlılar ve saniyen insanlık adına hayra alamettir. Doğal olarak dualarımız ve katkılarımız Taliban’ın geçmişten dersler çıkararak söylemlerinin ve eylemlerinin merkezine adaleti almasıdır.

 

ABD’nin Taliban ile anlaşıp anlaşmadığı, anlaştıysa bu anlaşmanın neleri içerdiği, bunun sürdürülüp sürdürülemeyeceği, Taliban yöneticilerinin donanımı ve aralarına hain yerleştirilip yerleştirilemediği ve daha birçok soru zamanla ortaya çıkacak sırlardır.

 

Emperyalist güçlerin Afganistan’ı Afganlılara bırakmayacak kadar önemsedikleri bir gerçektir. Benzer bir durum Türkiye için de geçerlidir. Emperyalistlerin bu gibi ülkelerde istedikleri gibi at koşturabilmelerinin nedeni, oralarda elde ettikleri işbirlikçileri sayesindedir. Kimisi silahla ve kimisi de para ile fonlanan bu yüzlere medyadan diplomasiye, siyasetten akademyaya ve sivil toplum kuruluşlarına kadar her alanda rastlayabiliyorsunuz. Örneğin, Afganistan bağlamında bu işbirlikçilerin alametifarikaları, ABD’nin 20 yıl boyunca işlediği vahşetlere; öldürdüğü yüz binlere, giriştiği tecavüzlere ve işlediği onca savaş suçlarına tek bir söz söylemezken, “cambaza bak, cambaza” numarasıyla Taliban’ın nasıl bir rejim kurması gerektiği hakkında ahkam kesmeleridir. TV ekranlarında, gazete ve internet köşelerinde ve diğer yerlerdeki paylaşımlarda şahit oluyorsunuzdur; efendilerine bağlılıklarını daha ilk cümlelerde açığa vuracak kadar kişiliksizdirler. Afganlılar da bu gerçeği kavrayıp ona göre hamle yaptıkları oranda arzuladıkları barışı, güveni ve refahı sağlayacaklardır.

 

Afganistan bundan sonra da her türlü cinayet ve hıyanetle örülü kıyasıya rekabetlerin yeri olma özelliğini koruyacaktır. İsteseler bile Afganlıların bu rekabete engel olmak gibi bir güçleri yoktur. ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve bunlar gibi düşünen ülkelerin emelleri belli; her ne pahasına olursa olsun, sömürmek! Geriye kalıyor Afganistan’ın Müslüman komşuları ile Türkiye gibi uzak dostlarının neler yapacakları... Bu durumda Pakistan, İran ve Türkiye, Afganistan için birer nefes borusu ve birer can simidi olmaktır. Bu içerikte olmayan her icraatları emperyalistlerin kar hanesine yazılacaktır. Anılan ülkelerin yöneticileri bu basiret ve feraseti ne ölçüde gösterecekler, göreceğiz.

 

DR . BEKİR TANK TÜM YAZILAR TIKLAYINIZ..

 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya