DERSİM VE VERDİNGKİNDERLER


Bu makale 2019-05-28 22:06:05 eklenmiş ve 1164 kez görüntülenmiştir.
Arşer Payiz

DERSİM VE VERDİNGKİNDERLER

 

Heidi’nin gerçek hikayesi Verdingkinder diye anılan çıplak ayaklı çocuklar amiyane tabiriyle köle çocuklar ile başlıyor çocuk olmanın gerçekliği. İsviçre’de sahipsiz kimsesiz olarak dünyaya gelen, anne babası hapiste olan, suç işlemiş yahut kimsesiz kalmış çocuklar kilise papazları ve resmi ideoloji le bilinçli bir şekilde karın tokluğuna bakabilecek kişilerin yanına yerleştiriliyor yada bir başka deyişle satılıyorlardı. Tabiki sistemin kendi eliyle bir anlamda toplumdan uzaklaştırılıp tehcit ediliyorlardı. Toplum tarafından dışlanan bu çocuklar papazlar ve kilise yöneticileri tarafından ailelerinden alınır, çiftliklerde çalışmaları için kiralık olarak verilirlerdi veya şehir, kasaba merkezlerinde kurulan çocuk pazarlarında ev işlerinde kullanılmak üzere satılırlardı.

1800’lü yıllarda köle çocuklar yukarda yazdığım gibi, yaşamın en kötü işlerinde ve en zor şartlarda kuru ekmeğe çalıştırılırlardı.

 

Satışa çıkarılan çocuklar satıldıkları zamandan itibaren, onları satın alan kişinin vesayetinde sayılırlardı. Onların, başlarına gelen dayak, işkence, taciz ve hatta tecavüz vakalarıyla hiç kimse ilgilenmezdi. Çünkü bu çocuklar toplumun gözünde iyi bir ailenin yanına yerleştirilerek kurtarılmış sayılırdı. Kendilerince güya bu çocuklar sorunlu çocuklardı. Sistemde kurnazca bu yükten kendini kurtarmış olurdu. Şikayet etmek yerine kurtarıldıkları için sadece minnettar olmalıydılar sinsi alçakça bir siyasi yaklaşımdı, ne yazık 'ki. bu gerçeklik böyle.

 

Ahırda hayvanlarla yatıp kalkmaya layık görülen çocuklar,çuvaldan elbiseleriyle sadece ekmek yedirilen bu çıplak ayaklı çocuklar uzun yıllar boyunca İsviçre halkı tarafından kanıksandı, hatta öyle ki, bir çok aile bu çocukların ayakkabılı normal çocuklardan ayırt edilmesinde kolaylık sağladığından dolayı zavallı çocukların çıplak ayakla dolaşmasının daha uygun olduğunu düşünmekteydiler aslında bir anlamda tecrit di. İsviçre toplumunun üstü kapalı olarak işlediği bu kölelik sistemi ilk bakışta çok uzak bir tarihe ait kötü bir anı gibi geliyor olsa da, ancak İsviçre’de Verdingkinder denilen bu kölelik sistemi, Avrupanın bir gerçekliği çirkin bir olgu ve zalimlik olarak açığa çıkıyor. Ne kadarda gizlemiş olsalar da aslında Dersim ‘de yaşananlar trajediyle eş değerde 'dır, bu gerçek eş benzerlik taşımaktadır.Dersimin vermiş olduğu bedeller daha ağırdır çocuklar hala 'da ailelerini aramaktadır.

 

Dersimin Kayıp kızlar

1937-38 yıllarında Dersim’e yapılan askeri harekattan bir şekilde sağ kurtulan ancak anne babalarının akrabalarının kucaklarından sökülerek alınmış özelikle kız çocukları, güzel ve sağlıklı olanların subaylara eşraftan insanlara pay edildiği bir gerçeklik. Zayıf çirkin ya da hasta olanların ise kara trenlere bindirilerek yaşamları benlikleri karatılmak için yola çıkarıldılar, her istasyonda üçer beşer indirilen bizim kız çocuklarımızın gerçekliği bunlar.

Kaybedilmiş kızlarımız.

Sadece ailelerinden evlerinden kaybetmiyorlar ‘dı üstelik.

Kimliklerinden,dillerinden, belleklerinden, geleceklerinden ve ilelebet sevinçlerinden çalındı bu halkın çocuklarından. Bizim çocuklarımızın gerçekliği politik bir şekilde çalındı.

Bir eve teslim edilen kız çocuğunun önce saçları kazınıyor.

Her makas darbesinde benliğinin tutam tutam geleceğini yere düşüşünü görüyor çocuk.

Sonra banyoya sokulup zorla yıkanıyor ve geçmişlerinden arındırmak için bilinçli bir şekilde çaba sarfediliyordu.

Kısacık etekler, ponponlu çoraplar ve lengerli şapkaları ve kıyafetleri giymesi için zorlanıyorlardı.

Güya medeni görünsünler diye. Ama asla geçmişlerini sorgulamamaları için okutulmuyorlardı.

Yüzde 99’u okul yüzü görmüyordu bu çocukların.

 

Verildikleri evlerde kış günü beton üzerinde yatırılıyor, en ağır işlerin altına sokuluyor, itilip kakılıyor, tacize tecavüze her türlü suistimale uğruyorlardı.

 

Dönemin Salihli Kaymakamı Necati Vardar tarafından verilen resmi yazıda aynen şöyle deniliyor.

“Kazamızın tatarislam köyüne kayıtlı yerleşim yerlerine yerleştirilen tunçeli göçmenlerinden Hüseyin oğlu İsmail Koç’un İstanbul da bulunan yarbay Münip Yılmaztürk ‘ün nezdinde bulunduğu anlaşılan kız çocuklarını alıp gelmek üzere Dahiliye vekaletinin emirlerine atfen Manisa valiliğinin emniyet müdürlüğünün ifadesine 1/2/941 gün ve 3/1 D.41/137 sayılı emirleri mucibince mazereti tahakkuk etmiş bulunmasından İstanbul ve Zonguldak’a gidip gelmek üzere 15 gün mezuniyet verilmiş olduğuna dair vesikadır. 5/2/941. “

 

Günümüz gerçekliğinde bu anlayış hala devam etmekte ne yazık 'ki.

 

Modern kölelik tabiri, tehdit, şiddet, zorlama, hile, bu günde gücünü yaşatıyor çocuklarımız suiistimal edilerek devrediliyor. Farklı nedenlerden dolayı çocuklar kişilerin istismar edildikleri duruma karşı koyamaması ve mevcut durumlarını terk edemediği koşulları tanımlamak için kullanılıyor.

 

Ne pahasına olursa olsun vicdanların ses vermesi gerekiyor./Arşer Payiz)

 

28/Mayıs/2019.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya