KONTROLSUZ-DİKTATÖR İKTİDAR, HİTLERVARİ FAŞİST BİR MUHALEFET..

KONTROLSUZ-DİKTATÖR İKTİDAR, HİTLERVARİ FAŞİST BİR MUHALEFET..

Ana Muhalefetin, muhalefetin ençok şikayet ettiği konuların başında iktidar partisinin soru önergelerine cevap vermemesi bir yana dalga geçer gibi cevaplarla hem muhalefetle, toplumla dalga geçmesi ..
Bu haber 2021-03-26 18:05:05 eklenmiş ve 137 kez görüntülenmiştir.

 

KONTROLSUZ-DİKTATÖR İKTİDAR, HİTLERVARİ FAŞİST BİR MUHALEFET..

 

Hergün maillerimize siyasetle ilgili onlarca, bazen yüzlerce haber düşüyor.. Ana Muhalefetin, muhalefetin  ençok şikayet ettiği konuların başında iktidar partisinin soru önergelerine cevap vermemesi bir yana dalga geçer gibi cevaplarla hem muhalefetle hemde Türkiye toplumuyla vatandaşla dalga geçmeleri..

 

Kimi mailde devletin işletmesi gerken stratejik maden sahalrının siyonist-kapitalist firmalara nasıl peşkeş çekildiği, kiminde tarımdan suya ülkemizin en hayati kaynaklarının yabancıların eline geçtiği.. Kimi mailde Edirneden ardahana haciz yemeyen, evi, arasası, hayvanı haciz edilmeyen bir vatandaşın kalmadığı..

 

Kimi mailde asker-polis başata olmak üzere cinayet gibi kazaların hiçbirinin hesabının sorulmadığı.. ülkemizde vatandaşın hayatının sudan ucuz hale geldiği, vatandaşın binbir yöntemle imha edildiği.. Ve hergeçen gün sorunlar yumağı artarak devam etmektedir..

 

Türkiye’de sorunların çözümünün ana yolu yukarda verdiğimiz başlığın içinde.. Yani ülkemizin ana sorunu sistem sorunu. Siyonist kapitalist çetelerin yüzyıldır işgal ettiği ülkemizde TC rejimi ile şekillenen bu sistemede tepeye bir melek koyun 2 günde şeytanşaır. Sisteme hizmet eden köleye dönüşür..

 

Bunu biraz açarsak faşist ırkçı-putçu soykırımcı bir chp kurulduğundan beri topluma ırkçılığı attürkçülğü empoze edreken.. ilk okuldan beri çel-çocuğun beynini kurtarıcı edebiyatı, put ve totemlerle doldururken.. Yüzyılsa yakındır halkı fiziki kültürel anlamda soykırıma uğratırkenn.. Sahtekarlıkta üstüne yok.. Demokrat ve demokrasi oyunları oynuyor..

 

HD’ye bakın CHP’nin kütçesi atkürt peşinde ve faşist türk solcularının kontrolunde bitik, kürtleri parça paraç eden en büyük projelerden birine dönüştü..

 

Öbür muhalefet partilerine bakın hiçbiri diktatör-putçu-soykırımcı tc nin ülkemizin bütün sorunlarının ana kaynağı olduğuna dair bir tek cümle söylemez. Lafları attürkle başlar, atürkle biter..

İşin ilginç yanı toplumsal sözleşme olan anayasa çalışması yada değişikliğini sç snanacak kadar geri-yoz bir muhalefet var..

 

İktidar bu muhalefetin geri-yoz-ırkçı-faşist- kof yapısından beslenirken.. Muhalefetde hesap vermeyen, aldığı kararlarda asla vatandaşı ve stkları kaale almayan, yolsuzluk-yoksullukla vatandaşı düşüren.. Ülkeyi  milli-manevi söylemlerele perdeleyerek yüzyıllık derin işgalci siyonist kapitalis çetelerin çiftliğine çeviren iktidarın ölümcül hatalarından beslenmektedir..

 

Özetle TC  siyaseti iktidarı- muhalefeti ile birbirini beslemektedir. Her ikisinin de ana hedefi ülkeyi 80-90 milyon vatandaşla nefessiz bırakıp siyonist terörist israil, siyonist kapitalizmin sorunsuz kullanacağı bir sömürgeye çevirmiş bulunmaktadırlar..

 

TC ile inşa edilen bu yüzyıllık derin işgal ve tc rejmi değişmedikçe.. Ne ülkemiz bizim ülşkemiz olacak, nede vatandaş nefes alacak.. Gelen herzaman gideni aratacak..

Çıkış,iktidarı muhalefetiyle bu siyaseti çöpe atma, bulunduğumuz şehirlerden ülke geneline yerleden genel ırk,dil,din, mezhep üstü bütün vatandaşı kapsayacak stk yapılanmasına ve politik vatandaşa ihtiyaç var..

 

TC deki vatandaşın durumu birbirleriyle kavga eden fakat uçurumdan düştüklerini, göremeyecek iki hasmın durumudur.. Sistem yüzünden 100 yıldır fiziki kültürel ırkçı faşist derin işgalci birçarkla yok edilirken.. 

İktidar bizi attürk, atkürte muhalefetine itiyor.. Muhalefet ise ülkeyi siyonist kapitalizmin çiftliğine çeviriyor.. Ve vatandaşta bu siyasal yapılanmadan medet ummdukça battıkça batıyor..

Bir kere chp vb. bir partinin iktidara gelme şansı yok. Çünkü altı oku zaten siyonizmi ve şeytanı simgelemektedir..  Yani katilin evinde katili aramak gibi dünyada benzeri olmayan bir durumu bizim gariban vatandaş yaşıyor..

 

Bir ilde, bir bölgede, bir proje maden sahası, santral vb. kurulurken, belediyeler kamu ihale verirken..  İktidar halka stklara bırakın sormayı gece yarsı geçirir.. Yani afrika kıtasında yerli halkı kırıp üstüne maden-petrol firmasını kuran soykırımcı siyonist-kapitalist gibi..

 

Bunları geçelim halk vekilini seçmiyor. Siyasi parti liderleri seçiyor. Halkın adını bilmediği adam halkın vekili oluyor. Bu komediye demokrasi diyorlar.. Buda yetmiyor mübareklerin hepsi ağaca dönüşüyor. Kendi partilerinin görüşü doğrultusunda el indir kaldır robotlarına dönüşüyorlar. Vatandaş yada ülke bu ağaçkakanları ilgilendirmez. Partilerine biat ilgilendirir.. TC diktatörlüğü aynı zamnda dünyanın en büyük tirajı komik trajedilerini de içinde taşımaktadır..

 

Muhalefet ise siyonist kapitalin ingiliz beyin yıkama projelerinin profesyonel uygulayıcısı.. Bu ülkenin ezici çoğunluğu kurdler hala yazı edebiyatta eğitimde dillerini kullanamıyorlar.. Bunlar anayasa değişikliği de ne diye toplumla dalga geçen başkalrının projeleri.. Vatandaşla bu ülkyle ilgi alakaları yok..

 

Böyle muhalefet olunca haliyle ülkeyi çiflik bank gibi kullanan bir akp olur.. Kime neye hesap verecek..  vatandaş daha bulunduğu ilçede partiler üstü bir araya gelip bir bld başkanı seçmeyi beceremezken.. Bunlar daha iyi günlerimiz..

 

İhtiyacımız olan tek şey Anadolu Birleşik Devletleri, Irk-Dil-Din-mezhep üstü bir sivil anayasa. Şefaf halka hesap veren katılımcı bir demokrasi ve bunları hayata geçirecek vatandaş tipi.. Bunu hayata geçirecek kaç vatandaş var.. Chp –akp, hdp, ip..  yi geçip bağımsız hareket edecek kendi vekilini bld bşk nını seçecek kurtluk turkluk mzheplik sağ sol dusmeyecek kac politik vatandas var.. Ülkemiz bizim gibi vatandaşı insanı satmayan gerçek aydınların deposu. Ama vatandaş bunlara değil, kendini düşüreni kıran kandıranlara elpençe saygı modunda sonra niye iki yakamız bir araya gelmiyor diye feryat ediyor.. Bu komedenyen iktidar-muhalefeti ve rejmi bu ülkenin gerçek aydınları bir yılda tarihe gömerler..  Vatandaş buna hazır mı.. Değilse bu iktidar ve muhalefet az bile..  Bu yüzyılın sonunda  bizimdir diyebileceğimiz bir ülkemizde kalmayacak.. natanahu sisi gibi siyonların uşakları mısırdan ön asyaya asya bizi kamçıyla güdecekler, kimsenin gıkı çıkmayacak, afrikadan asyaya köleler ve kurbanlar ordusuna çevrilmişiz, bu dahada büyüyecek..

 

TBMM SORU ÖNERGELERİNE  1-2 ÖRNEK..

ÖRNEK-1

YÖNETEN SARAY, CEVAP VERMEYEN DE SARAY..

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Aşağıdaki sorularımın T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt SELÇUK tarafından Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 

 

                                                                                                         Özgür KARABAT

         İstanbul Milletvekili

 

 

Son yıllarda ekonomik daralma ile birlikte, iktidar pek ekonomik alanda bir dizi düzenleme yapma yoluna gitmiştir. Özellikle ekonomik reform ve destekler söz konusu olduğunda İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) sıklıkla amacı dışında kullanılır hale gelmiştir. Bu anlayışın sonucu olarak da Fon’daki birikimlerin hızla erimeye başladığı görülmektedir. İSF’nin nakit varlığı 2020 Nisan ayından bu yana kapanan işyerleri, kısa çalışma ödeneği, nakdi destek ödemeleri ile birlikte 35,5 milyar TL azalmıştır. Salgın sürecinde alınan kararlarla ödeme yükümlülükleri artan, aynı zamanda kamu bankalarına da kaynak aktarımında kullanılan İSF’nin nakit varlıklarındaki erime 40 milyar TL’ye dayanmıştır.

 

Pandeminin başlamasıyla kapanan ya da iş yapamaz hale gelen işyerlerindeki çalışanlara yönelik olarak 2020 yılında başlatılan kısa çalışma ödeneği ödemeleri ve sonrasında işten çıkartma yasağına rağmen ücretsiz izne çıkartma yolunun açılmasıyla, çalışanlara yapılan nakdi destek ödemeleri İSF’nin kaynaklarını belirgin biçimde eritmiştir. Kısa çalışma sisteminin bir yıla yaklaşan süredir devam ettiriliyor olması ve ne kadar devam edeceğinin bilinmemesi de bu erimenin daha da büyüyeceğini göstermektedir.

 

2020 yılı Nisan ayında menkul kıymet ve nakit fon varlığı tutarı 133 milyar 222 milyon TL ile en yüksek seviyeye ulaşan Fon, gelinen noktada ciddi kayıplar yaşamıştır. Sadece çalışan ödemeleri de değil, kimi zaman işverenlere dönük teşviklerde de Fon varlıklarının kullanılıyor olması Fon, birikimlerini gelecekte önemli oranda olumsuz etkileyecek kanısı güçlenmektedir.

 

İŞKUR’un verilerine göre 9 Şubat 2021 itibarıyla İSF’nin varlığı 97 milyar 680 milyon TL’ye gerilemiştir. Bu anlamda Fon, sadece 9 ayda 35 milyar 541 milyon TL azalmıştır. Bir yıldan daha kısa sürede %25’in üzerinde azalan Fon birikimlerinin devam eden pandemi önlemleri dikkate alındığında önümüzdeki aylarda daha da azalması kaçınılmaz görünmektedir. Kaldı ki milyonlarca işyerinin kapalı olması, çalışanlar ve işveren adına fona yapılan ödemelerin büyük oranda düşmesi de Fon’a kaynak girişini hızla azaltmıştır.

 

Buna göre;

 

1- 2002-2019 yılları arasında İşsizlik Sigortası Fonu’ndan çalışanlara yönelik toplamda ne kadar ödeme yapılmıştır? Aynı dönemde işverenlere doğrudan ya da dolaylı biçimlerde yapılan ödeme miktarı ne kadardır?

 

2- 2019 yılı içinde İşsizlik Sigortası Fonu’na dönük gerçekleşen kaynak girişi toplamı ne kadardır? Takip eden yıl bu miktar ne kadar olmuştur?

 

3- İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 2020 yılı içinde işsizlik ödeneği kapsamında yapılan ödeme miktarı ne kadardır? 2020 yılında toplamda kaç kişiye fondan işsizlik ödeneği verilmiştir?

 

4- 2020 yılı içinde kısa çalışma ödeneği kapsamında yapılan ödeme miktarı ne kadardır? Toplamda kaç kişiye kısa çalışma ödeneği kapsamında ödeme yapılmıştır?

 

YÖNETEN SARAY CEVAP VERMEYEN DE SARAY

 

TBMM’nin denetim yöntemlerinden olan yazılı soru önergelerine verilmeyen cevaplar ya da linklerle gündeme gelmeye devam ediyor. Pek çok kurumun hesap vermekten kaçındığı eleştirilerine sebep olan bu yaklaşım artarak devam ediyor. Kimi bakanlıklar milletvekillerinin yönelttiği yazılı soru önergelerine tek bir yanıt dahi vermezken kimi bakanlıkların da soruları geçiştirdikleri eleştirileri artıyor.

 

SARAY YÖNETİYOR, TOPU BAKANLIĞA ATIYOR!

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde bulunan Varlık Fonu’na ilişkin geçtiğimiz Şubat ayında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’In yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu yönelttiği yazılı soru önergesine yine cevap verilmedi. Daha önce de Cumhurbaşkanlığı uçaklarına dair önergeye de yanıt alamadıklarını ifade eden Karabat, “Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay, Aile ve Çalışma Bakanlığı’nı işaret ederek önergemizi cevaplamadı.” dedi.  Pek çok önergelerinin yanıtsız kaldığını ya da kendi sorumluluk alanlarında olmadığını savunarak reddettiklerini ifade eden Karabat: “Bu yönetim sisteminin ucubelikleri bitmek bilmiyor. Cumhurbaşkanlığı kendi yönettiği kurumla ilgili sorduğumuz sorulara cevap vermiyor. Kimi zaman da sorduğumuz soruları “başka bakanlıkların uhdesindedir” diye geri çeviriyor. Akıl alır gibi değil! Yönettiğiniz kuruma dair cevap vermekten kaçınmak Meclis iradesini tanımamaktır!” dedi.

 

DENETİMDEN KAÇIORLAR!

Bu anlayışın denetimden kaçmanın bir aracı haline getirildiğini belirten Karabat, “Cumhurbaşkanlığı yönetimindeki İşsizlik Sigortası Fonu adeta denetimden kaçırılıyor.” diyerek milletvekilleri denetim yetkisinin fiilen etkisiz hale getirildiğini savundu.

 

İŞSİZLİK FONU ERİDİ

İşsizlik Sigortası Fonu’nun (İSF) amacı dışında kullanıldığını savunan CHP’li Karabat, “Bu anlayışın sonucu olarak da Fon’daki birikimlerin hızla erimeye başladığı görülüyor. İSF’nin nakit varlığı 2020 Nisan ayından bu yana kapanan işyerleri, kısa çalışma ödeneği, nakdi destek ödemeleri ile birlikte 35,5 milyar TL azalmıştır. Salgın sürecinde alınan kararlarla ödeme yükümlülükleri artan, aynı zamanda kamu bankalarına da kaynak aktarımında kullanılan İSF’nin nakit varlıklarındaki erime 40 milyar TL’ye dayanmıştır.” dedi.

 

“Bütün bu erimeye rağmen denetleme adına yaptığımız girişimlerin fiilen engellenmesi kamu adına bizleri kaygılandırmaktadır” diyen Karabat, istedikleri kadar kaçsınlar vatandaş adına bir kuruşun bile peşini bırakmayacağız, dedi.

 

Karabat’ın Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlığa yönelttiği sorular şöyle:

 

1- 2002-2019 yılları arasında İşsizlik Sigortası Fonu’ndan çalışanlara yönelik toplamda ne kadar ödeme yapılmıştır? Aynı dönemde işverenlere doğrudan ya da dolaylı biçimlerde yapılan ödeme miktarı ne kadardır?

 

2- 2019 yılı içinde İşsizlik Sigortası Fonu’na dönük gerçekleşen kaynak girişi toplamı ne kadardır? Takip eden yıl bu miktar ne kadar olmuştur?

 

3- İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 2020 yılı içinde işsizlik ödeneği kapsamında yapılan ödeme miktarı ne kadardır? 2020 yılında toplamda kaç kişiye fondan işsizlik ödeneği verilmiştir?

 

4- 2020 yılı içinde kısa çalışma ödeneği kapsamında yapılan ödeme miktarı ne kadardır? Toplamda kaç kişiye kısa çalışma ödeneği kapsamında ödeme yapılmıştır?

 

5- 2020 yılından önergenin cevaplandırıldığı tarihe kadar pandemi gerekçesiyle ücretsiz izne ayrılan çalışan sayısı kaçtır? Bu çalışanlara 2020 yılı içinde yapılan destek ödeme miktarı toplamı ne kadardır?

 

6- Pandemi sürecinde işten çıkarma yasakları uzatıldığı için iş akdi feshedilmeyen ancak yasaklar sona erince muhtemel olarak işsiz kalacak bu vatandaşlarımız için herhangi bir koruyucu önlem alınması düşünülmekte midir?

 

ÖRNEK -2

BASIN-YAYIN-İLAN KURUMU MUHALEFETİN SORU ÖNERGELERİNE  YANIT VERİLMİYOR..

KURALSIZLIK SİSTEMİ

 

Milletvekillerinin temel denetim yollarından yazılı soru önergelerine yanıt verilmemesi giderek bir kural haline geliyor. CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Cumhurbaşkanlığı’na Basın İlan Kurumu konusunda verdiği son önergeye gelen yanıtın ardından konuya ilişkin bir basın açıklaması yayınladı.

 

MİLLETVEKİLİ ÖNERGELERİNE YANIT YOK!

CHP’li Karabat’ın 11 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesine yasal süre içinde cevap verilmedi. 15 gün içinde yanıtlanması gereken önergeye yaklaşık 3 ay sonra yanıt geldi. Gelen yanıtı değerlendiren Karabat, “Önergemizde Basın İlan Kurumu’nun uygulamaları ve özellikle muhalif basını hedef alan kararlarını sorduk. Gelen yanıt adeta aklımızla alay ediyor. Soruları yanıtlamak yerine bize mevzuat hükümleriyle cevap veriliyor. Sorduğumuz soruların neredeyse hiçbirine açık ve şeffaf yanıtlar verilmedi. TBMM’nin temel bir yetkisi bu yolla dolaylı yoldan bypass ediliyor” dedi.

ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ BASIN HEDEFTE

BİK’in gazete ve dergileri denetlerken adeta bir iktidar aparatına ve muhalefeti susturma aracına dönüştüğünü savunan Karabat: “Kurumun, basına dönük aldığı kararlarda demokratik ve tarafsız davranmadığı hepimizin malumu. Kurumların başındaki bu anlayışa ilişkin endişelerimiz yerini, öfkeye bırakıyor.” diyen Karabat, “Denetimlerin yanlı yapıldığı, ağırlıklı olarak bağımsız ve özgür gazetelerin cezalandırıldığı açıkça görülüyor.” dedi. 

İLANLAR HANGİ GAZETELERE VERİLYOR?

Önergesinde AKP döneminde Basın İlan Kurumu’nun hangi gazetelere, ne oranda ilan verildiğini soran Karabat: “Sorularımız açık ve net. Cumhurbaşkanlığından da aynı açıklıkta cevaplar bekliyoruz. Bu, niyet değil yasal bir zorunluluk. O makamdaysanız sorumluluklarınızı yerine getirmek zorundasınız. Basın İlan Kurumu, bir yandan muhalif basını hedef alırken bir yandan da yandaş basını besliyor. Bize şeffaf bir yanıt verilseydi kamuoyu bunu açıkça görecekti. Sorulara yanıt vermemelerinin bir nedeni de bu” dedi.

HUKUKSUZLUK HER YERDE

TBMM Başkanlığına, yanıtlanmayan ya da cevapları geçiştirilen önergelerle ilgili de bir önerge sunduğunu ifade eden Karabat, “Bu ciddiyetsizliğe her şeyden önce Meclis Başkanının tepki vermesi beklenir. Ama ne yazık ki Meclis Başkanı da bu kanunsuz sürece tepki göstermiyor. Son olarak Ankara Milletvekilimiz Murat Emir’in TBMM girişinde aranması olayında olduğu gibi kural yasa tanımayan anlayış ne yazık ki her yerde karşımıza çıkıyor.” dedi.

 

 

KARABAT’IN ÖNERGESİNDE YANITLANMAYAN SORULAR ŞÖYLE:

 

1- Basın İlan Kurumu, 2020 yılı içinde toplamda kaç ilanın yayınlanmasına aracılık etmiştir? Bunların gazetelere göre dağılımı nasıldır?

 

2- Son 20 yılda (2000-2020) Basın İlan Kurumu’nun aracılık ettiği ilan sayısı ve bunların mali değeri ne kadardır? Bu ilanlar hangi miktar ve oranlarda gazetelere dağıtılmıştır? Bunların yıllara göre dağılımı nasıldır?

 

3- Basın İlan Kurumu ulusal günlük siyasi süreli yayın niteliğindeki yayımlarla ilgili olarak 2000-2020 yılları arasında kaç kez; 195 Sayılı Yasanın 49. maddesi ve 129 sayılı Genel Kurul Kararı çerçevesinde basın ahlak esaslarına aykırı yayım nedeni ile ilan kesme ve uyarma yaptırımı uygulanmıştır? Bu yaptırımlar hangi basın organlarına uygulanmıştır? Bu cezalardan uygulanmayanlar var mıdır?

 

4- Son beş yılda haberlerde yayın kaynağının kullanılmaması nedeniyle müeyyide uygulanan gazete sayısı kaçtır? Bu gazeteler hangileridir? Bunlara uygulanan cezalar nelerdir?

 

5- Okurların bir gazete bayisinden birden çok gazete alması gazeteleri cezalandırma gerekçesi midir? Bu yönde cezai müeyyide uygulanmış mıdır? Uygulandıysa bunun dayanağı nedir? Bu cezalar hangi gazetelere uygulanmıştır?

 

6- Basın İlan Kurumu, son 5 yılda özellikle nefret söylemleri, nefret suçları ve hakaret gibi içerikleri veren gazete ve dergilerle ilgili kaç işlem başlatmıştır? Bu nedenlerle işlem yapılan gazeteler hangileridir ve bu işlemlerin sonucu ne olmuştur?

 

7-  Hukuki olarak suç olduğu tespit edilmemiş haberle ilgili işlem ve cezai yaptırım uygulanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?

 

 

 

 

Diğer SİYASET haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya