TC’DE ÇETE-MAFYA-DEVLET ÜÇGENİ YENİDEN HORTLATILIYOR..

TC’DE ÇETE-MAFYA-DEVLET ÜÇGENİ YENİDEN HORTLATILIYOR..

90’LARIN TC RUHU OLAN, TC’NİN ÇETE- DEVLET-TERÖR RUHU YENİDEN HORTLATILMAYA ÇALIŞILIYOR..
Bu haber 2021-01-17 08:30:13 eklenmiş ve 161 kez görüntülenmiştir.

 

TC’DE ÇETE-MAFYA-DEVLET ÜÇGENİ YENİDEN HORTLATILIYOR..

 

90’LARIN TC RUHU OLAN,  TC’NİN ÇETE- DEVLET-TERÖR  RUHU YENİDEN HORTLATILMAYA ÇALIŞILIYOR..

 

Covit-19 nedeniyle dünya halkları kobay farelerine çevrilirken.. TC iktidarı ise Ergenkoncular-Derinciler.. Toplumsal alan üzerinde 90’ları andıran baskılarla, saldırılarla  toplumsal alan hergeçen gün biraz daha gerilmektedir..

 

Müneccim olmaya gerek yok, ülkemizde iç savaş koşulları hazırlanıyor.. Ve müneccim olmaya gerek yok böylesi çalkalantılı bir dönemde ülkemizde iç kargaşa çıkarsa bü ülkeyi ele geçirmek için sırada bekleyen akbaba sürüleri bırakın TC  yi bölmeyi ülkemizi ırak ve suriyeye cevireceklerdir..  

 

Bu durum sanıldığının aksine İran, Rusya Federasyonu başta olmak üzere Asya halklarının güvenliğini tehdit ettiğinden ABD-AB ve türevlerinin aksine direkt Rus-Aryen Asdya halklarının da TC direkt müdahalesini de beraberinde getirecektir..

 

Rusyadan Avrupa sınırlarına bölge halkları şu gerçeği net olarak gördüler.. Kurdlere, Mezopotamyaya müdahale direkt kendilerine yapılan, kendi geleceklerini yok eden bir müdahale olduğunu net görmeye başladılar..

 

Bu anlamda devlet bahçeli bölücü-ötekileştirici diliyle suç işlemektedir.. Acilen yargılanmalıdır.. Şiddet ve terör estiren kim olursa olsun hukuk gereğini yapmalıdır..  Devlet hukuk dışına çıktığı her alanda sadece terörü ve terörizmi meşrulaştırmaktadır.. Bu anlamda devletin teröre-terörizme karşı mücadelesinde büyük bir darbe vurulmaktadır..

 

Gelecek Partisi Bşk Yrd. Selçuk Özdağın saldırıya uğraması, MHP’nin ırkçı-ötekileştirici dili.. Cumhur ittifakının içine girdiği bataklık bu ittifakın sonunu getiriken..

 

İşlerine geldiğinde seçim halk iradesi, hak-hukuk, demokrasi, terör karşıtı  lafları ile yeri göğü inleten iktidar kanadı, icraata aksi uygulamlarla Türkiye’yi hızla 90’lı yıllara çekmeye  başladı..

 

Görünen köy kılavuz istemez.. Türkiye büyük toplumsal olaylara ve kaosa gebe bırakılmaktadır.. Fikre fikirle karşılık vermeyi bilmeyen terörist ve barbar gruplar ellerini kollarını sallayıp insanlara saldırıp terör estirirken.. Terörü bilerek meşulaştırmaktadırlar.. Yani devlet  hukuk dışına çıktığında bir tek şeyi yapıyor: Terörü meşrulaştırıyor, pkk, fetö ne kadar örgüt varsa hukuksuzluk ve şiddet demek devletin terör örgütlerinin değirmenine su taşıması ve terörü desteklemesi  demektir..

 

90’lı yıllara benzer çeteleşmelerle özellikle Kürt iş adamlarının mallarına mülklerine  el koyma iddiaları, devletin üst kademlerinde görev alan bazı isimlerin devleti bir intikam, gasp-soygun, cinayet   aracına dönüştürme, kafasına göre şuna-şuna operasyon yapacağım iddiaları..  muz cumhuriyetlerinde bile olmayacak iddialar giderek ortalığı kaplarken..

 

Hukukun iyice bittiği, dibe vurduğu ülkemizde 10 binlerce muhalif ve Kürt kökenli insanlar sudan havadan  sebeplerle ceza evlerini tıka-basa doldurmuş bulunmaktadırlar..

 

Özetle iktidarın şu anda izlediği ana politika ülkeyi ve vatandaşı zayıf düşürerek, halkı birbirine düşürme, halkı birbirine karşı ötekileştirme  politikaları uygulayarak küresel emperyalizmin covit-19 la dünya halklarını ve ülkelerini sıfırlama politikasına derin bir şekilde hizmet etmektedirler..

 

Nereden bakarsak bakalım bu gelişmeler, tc nin kurucuları olan siyonist derin çetelerin  akp yi ele geçirip ülkemizi uçurumlara yuvarlama işaretleridirler..

 

Selçuk Özdağ’ın saldırıya uğraması Gelecek Partisinin ne kadar donanımlı, yetkin insanlardan bir kadro olduğunu ortaya koyduğu gibi, bu profesyonel siyasi kadroların ise halkın ve ülkenin beklediğ i kadrolar olduğunu ortaya koymaktadır..  Sadece Selçuk Özdağ değil, Gelecek Partisine mensup insanlara, yöneticilere kumpas üstüne kumpas oyun üstüne oyun ülke genelinde kurgulanmaya başlandı..

 

İşte Adanadan Bir Örnek..

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Gelecek Partisi Adana İl Başkanı ve iki kardeşi yağma suçlamasıyla tutuklandı

Gelecek Partisi Adana İl Başkanı Kenan Akkaya ve iki kardeşi “birden fazla kişiyle yağma” iddiasıyla tutuklandı.

HABERİN DETAYLARI..

 

Gelecek partisi izlediği politkalarla bu ülkenin geleceğine yön verdiğini ispatlarken..

 Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Saim Kendir dahil

Nihayet bu saldırının ardından açıklama yapan Gelcek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, Ülkemizin 90’lı yıllara çekilmesine izin vermeyeceğiz derken, muhalefet partileri geçmiş olsun dileklerini iletirken.. Ülkemizde siyasetin ne kadar ayaklara düştüğü akp-mhpin tutumuyla ortaya çıktı. Gelecek Partisine  geçmiş olsun bile demdiler..

 

İnsanın aklı gelmiyor, devrimci akp döndü dolaştı ilkel kabile klanlara dönüştü.. Bir siyasi parti temsilcisi saldırıya uğruyor.. olayı bile kınamıyor ve bu adamlar ülkemizi yönetiyorlar..  Devlet bitmiş akp aşireti gelecek partisi aşiretini dövüyor..

 

KURDLERE ve MUHALİFLERE SALDIRININ ALTINDA YATAN ANA GERÇEK ANADOLU-MEZOPOTAMYANIN SİYONİST İŞGALE HAZIR HALE GETİRİLMESİDİR..

 

Yüzyıllık TC rejminin ana politikası vatandaşın harcanması ve soykırımıdır.. Osmanlı yıkılırken önce Hıristiyan halkın işi bitirildi.. TC nin sahte bir türük ırkıyla kurgulanmasının ardından Müslüman Türkler (1948 kurulan siyonist israil tanıyan ilk devlet TC olurken, 1949 da ise Müslüman Türkün kolunu kanadını kıran bir operasyon olan Nuri Paşa ve çalışanları ile birlikte Haliçteki silah fabrikasını TC ve İsraildeki siyonistler ortaklaşa havaya uçurdular.. Yüzyıldır bilim adamından siyasetçiye güvenlikçiye halada diledikleri operasyonları yapıyorlar ve hepsi faili meçhul kalmaktadır) ve Kürtler soykırıma uğratıldılar.. (Ağrı-Dersim-Zilan.. Onbinlerce Kurd doğmamış bebekleriyle soykırıma uğratyıldılar..)

 

TC rejmi neden yüzyıldır Kürdlere, kürdler özelinde TC vatandaşını düşürmektedir.. Bu sorunun tek cevabı var TC yi derinden işgal eden çetlerle israilde kümelenen siyonist çeteler Anadolu ve Mezopotamyayı işgal etmek için Kurdleri tarihten silme başta olmak üzere bu coğrafyada yaşayan bütün halkların güçten düşürülmesi, köleleştirilmesi  gerektiğini biliyorlar.. Çünkü Kurdler tarih boyunca Ortadoğuda gelişen tüm barbar saldırıları durduran ana medeniyet gücü.. Siyonist kapitalizm bu gerçeği iyi bildiğinden Osmanlı-Çarlığın yıkılmasının akabinde  Kurdleri tarihten silmek  için hertür soykırım operasyonunu başlattı..

 

Kurdlere saldırının özelde ülkemizdeki 80 milyona, genelde ise Ortadoğudan Asya’ya bütün dünya halklarına yapıldığını dünyanın her kıtasında halklar dünya halkları  bu gerçeği  giderek görmeye ve anlamaya başladılar.. Bu gerçeğin TC iç siyasetine yansıması ise müslümanından-hiristiyanına, sağcısından – solcusuna halk muhalefete destek vererek faşizme kayan, tc nin hastalıklarında kaybolan akp ye büyük bir tokat vurarak ülkemizin bütün büyük şehirlerini yerel seçimlerde akpden koparıp aldılar..

 

AKP uyanmasa, çıkış ruhunun aksine harekte devam ederse önümüzdeki seçimde ise akp  bu coğrafyada tarihten silinecektir..

 

SAYIN ERDOĞAN’IN ÖNEMLİ BİR LİDER ÖZELLİĞİ VAR KULLANIRSA KISIR DÖNGÜYÜ AŞAR..

 

Cumhurbaşkanı Erdoğanın zoru başaran önemli bir lider özelliği var.. Anır-ahır kabirlerin kaldırlması, atkürüt, atatürüt gibi yüzyıldır süren siyonist-soykırımcı komedilerin bitirilmesi.. kürtçenin yazı edebiyat eğitimde kullanılmasının önündeki engeller başta olmak üzere muhalefetin kullandığı kozlar  olarak değil bütün vatandaşları temsil eden gerçek bir demokrasiye geçilmesi.. TC’nin adından ana-baba diktatörlük yasalarının, değiştirilmesi dahi teklif edilmez yasalarının çöpe atılması..

Bu ülkenin adından siyasal sitemine Anadolu-Mezopotamya halklarının Bizanstan-Osmanlıya –İslam’a  yaşadığımız coğrafyanın bütün insanlık  medeniyetlerini  kapsayan bir coğrafya olduğu gerçeğine dönülmesi.. Irk-dil-din-mezhep üstü sivil bir anayasa ile diktatör tc nin çöpe atılması..

Halkımız parlementer sisteme dönüşü istiyorsa  başımız gözümüz üstüne denmeli..

Kürt sorunu yada diğer sorunların sebebinin akp yada hdp olmadığının bilinciyle.. Kurd kökenli siyasi tutukluların, diğerlerinin, muhaliflerin  tümünün hak-adalet çerçevesinde siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması,.. AB ve batıyı geçen gerçek bir demokrasi anlayışı..

 

Yani Sayın Erdoğan 90’lı yıllara özenen devlet-terör sarmalıyla halkı, vatandaşı çökerten siyonist çetelere karşı samimi bir şekilde harekete geçmese ülkemiz akp eliyle uçurumlara çekilyor.. AKP devrimci özüne dönüşürse..  AKP’yi 20 yıl sırtında taşıyan halk  AKP yi sürekli  sırtında  taşır..

Özetle AKP’nin mevcut başaşağı durumdan çıkışı direkt sistemi değiştirmekle ilgili bir sorundur. Bu sadece akp için değil bu satten sonra bu ülkede iktidara oynayan yada oynayacak olan her siyasal hareket tc rejmini ekarte etme üzerine politika geliştirmese başarılı olma şansı yok..  

 

Türkiye halklarının AK partiden beklentisi rejmin halkın rejmine, vatandaşın rejmine, ötekinin olmadığı bir rejime, ırk-dil-din-mezhep üstü bir demokrasiye  dönüşmesidir..

Sayın Erdoğanda şart değil, bu değişim-dönüşüm projesini genç-yetenkli bir AKP’li genç kadro fevkalede hayata geçirebilir..

 

Bu başarılmasa muhalefet ezici bir zaferle iktidarı alacaktır..  Bu iktidardan sonrası ise karanlık.. Çünkü natanahu sisi fetö nün koktuğu, kutsandığı bir iktidarın ülkeyi götürecek tek bir boyut  var oda ülkemizin ıraklılaşma ve suriyelileşmesidir.. Bahçeli ve MHP 90’lar dönüş özlemleriyle  bütün gücüyle bunların değirmenine hemde milliyetçilik adı altında  su taşımaya başladılar..

 

Sonuç  olarak son yüzyıllık diktatör-soykırımcı tc  reddi mirasını esas alacak bir devrimci proje ile, bir siyasal anlayışla hareket edilmedikçe,ülkemizi derinden işgal eden siyonizm ve siyonist çetleri ekarte etmeye yönelik  bir siyasal akım olmadıkça.. Ortaya çıkan her siyasal hareket çökecektir.. Bu gerçeğin basit bir tek nedeni  var.. Çünkü tc rejmi bu halkı-vatandaşı temsil eden bir rejim değil. İngiliz siyonizxminin, siyonist kapitalin, siyonist çetelerin at oynattığı yönettiği bir müstemleke.. Bugün kürtler adına ortaya çıkan sahte kürtler  tc re soykoırım davası  açmıyor.. Ama ilerki yıllarda kürtler tc ye soykırım davaları açacaklar 20 tc olsa bu soykırım davalrına karşılık gelemeyecek.. Bundan dolayı Türkiye halklarının bir an önce bu soykrımcı tc rejminden kurtulması gerekmektedir..

 

AK Parti bu ceberutr diktsatörlüğü yıkmada önemli bir yol kat etdi.. Ama şu andaki politikaları ile hem mirasına ihanet ediyor, kendini de ülkeyide vatandaşı da siyonist kapitale yem etmektedir..

Sonuç olarak  akp devrimci özüne dönüş yapamasa hem kendisi hemde ülke yıkılacaktır.. Yada akpnin devrimci misyonunu esas alan yeni bir siyasal çıkışa ülkemizin acil ihtiyacı var.. Bunlar başarılmasa 80 milyonu yerle bir ederler..

Küresel emperyalizm bir tek virüsle tüm dünyayı düşürürken.. Kim takar bizim türüklüğümüzü, kürütlüğümüzü.. bir an öce özgür irade, özgür düşüncenin, bilimsel bilginin hakim olduğu çağımızın ihtiyaçlarına cevap veren  bir eğitim sitemine kaymalıyız.. aksi bir sonraki biyolojik yada değişik saldırıdan hiç kimse kurtulamayacak.. Şu anda dil-din-ırk-mezhep modunda olanların zır cahişlleri bir kenara bırakırsak etki ajanlrı kriptolar bizi bir sonraki saldırıda herkesi ve kesimi 7 sülalesi ile yok etmenin peşindeler.. Çağa uygun bir siyasal yapılanmaya kaymasak ne selo ne bahço, ne meral,  ne de kemo bizi kurtarmayacak..  aksine toptan el ferşu minel kuski olacağız..

Dünyamız uçurumun kenarında bize  hala ulu kürt –türk-ermeni-rum  edebiyatı ile avlıyorlar.. İnsanlık tarihi boyunca dünyanın medeniyet nüfusunun varisçileri olarak bizler bu kadar basit insanlarmıyız..

Kafamızdaki karakolları ve siyonist kalaleri acilen yıkarak gerçek bir demokrasi için herkes harekete geçmelidir.. Başka çıkış yok.. Bir an önce anır-ahır kabirlerle dizayn edilmeyi bitirmeliyiz..

Evet ülkemiz siyonist çeteler eliyle.. milliyeçilik vb. maskelerle tekrardan 90 lı yıllara çekilmeye çalışılıyor..

Kürtlere saldırı başta olmak üzere.. Bu siyonist oyunları artık Rusya Federasyonu halklarından Aryen (İran) Halklarına Doğu Avrupadan Asyanın derinliklerine hiristiyanı-müslümanı ile halklar  çözmeye başladılar.. TC kürtler başta olmak üzere derin siyonist çete oyunlarından vaz geçmese Asyadan Doğu Avrupaya bütün coğrafya halklarının hedefi haline gelmektedir..

Dünya şu anda büyük bir savaşın eşiğinde siyonist küresel çetlerle, küresel silah-ilaç-gıda-genom, bilişim firmalarıyla dünya  halkları arasında  savaş hızla yaklaşmaktadır.. Küresel kapitalist siyonizme hizmet edenler dünya genelinde bütün dünya halklarının hedefi durumundadırlar..

İçinde bulunduğumuz yüzyıl artık devlet, rık,dil,din,mezhep oyunlarının bittiği bir yüzyıldır.. Rejimler ya ırk-dil-din-mezhep üstü gerçek demokrasilere dönüşecekler yada halklar tarafından yıkılacaklardır..

Herkes bu gerçeğe göre safını belirlemlidir..

Yani tc adından içeriğine anadolu-mezopotamya halklarını temsil eden osmanlıdaki gibi cihan şumul özüne mirasına sahip çıkmasa .. iç savaş toplumsal kaos kaçınılmazıdr.. 

 

 

6-7 Ekim’den asıl iktidar sorumludur

erol katırcıoğlu

Son günlerde HDP’nin kapatılması ya da hazine yardımının kesilmesi üzerine özellikle MHP’li siyasiler tarafından canhıraş bir kampanya başlatıldı. Her ne kadar AKP’den açık bir destek gelmediyse de Devlet Bahçeli öfke ve nefret dolu tweetlerle bu kampanyayı canlı tutmaya çalışıyor. Şimdilik AKP’nin bu tartışmadaki katkısı Selahattin Demirtaş’a terörist, HDP’lilere de katiller demek çerçevesinde. Özellikle Cumhurbaşkanı’nın, “Seni Başkan yaptırmayacağız!” diyen Demirtaş’a olan öfkesinin bir tezahürü olarak…

 

Türk siyasi elitinin Kürt sorununa bakışı, karlı dağlarda yürürken kart kurt sesleri çıkaran ve bu nedenle de adlarına Kürt denilen Türkmen boylarından, Kürt yoktur’a ve şimdi de Kürt sorunu yoktur’a evrilen milliyetçi ve hatta ırkçı bir hattadır. Kürtlerin varlığı konusunda bu ısrarlı inkarcılığın nedeni ise, bu elitlerin, Kürt sorununu çözmek için demokrasinin gelişmesinin gerekliliğinin “Memleketin bölünmesine yol açacağı!” endişesidir.

 

Bu nedenle de bu siyasetin, ürkek bir çözüm girişiminden sonra geldiği nokta, “Kürt sorunu yoktur”, “İtlaf edilmelidirler” ve “HDP kapatılmalıdır” gibi sözlerle ifade edilen bir noktadır. Ki bu noktanın da nafile bir nokta olduğu çok açıktır. Çünkü partiler, çoğunlukla seçmenlerini yaratamazlar, aksine seçmenler taleplerini gündeme getirmek ve çözmek için parti kurarlar. Bu nedenle de HDP’nin kapatılması, HDP’ye oy veren kitlelerin yok olmaları anlamına gelmez, olsa olsa bu kitlelerin yeni bir parti kurarak yollarına devam etmeleri anlamına gelir.

 

AİHM kararı HDP’li siyasetçiler üzerine iktidarın oynadığı oyunları faş edince, iktidarın Kürt sorunu karşısındaki çaresizliği, en sonunda, karşı bir hamle olarak 6-8 Ekim olayları ya da Kobani olayları adı verilen 108 sanıklı yeni bir dava sürecini başlatmasına yol açtı.

 

İddianamedeki konuların tümünü bir tarafa bırakıp yalnızca şu “6-8 Ekim olaylarında ölen vatandaşlarımızın katilleri HDP’lilerdir, Selahattin Demirtaş’tır iddiasını” ele alırsak iktidarın çaresizliğinin nasıl kendine dönecek bir potansiyel taşıdığını da görürüz.

 

Bilindiği gibi bu olaylar, IŞİD’in, bizim Kürt vatandaşlarımızın akraba ve dostlarının da yaşadığı Kobani’yi ablukaya aldığı ve bir katliam yapmasının beklendiği günlerde yaşanmıştı. Bu olayların planlı olaylar olduğunu iddia etmek doğru değildir. Ama bu olayların toplumda çözülmemiş çok yüksek bir kutuplaşma olgusuyla ilişkili olduğu doğrudur. Çünkü kutuplaşma olgusunun var olduğu bir sosyolojide çatışma, linç ve galeyana gelme olasılıkları çok yüksektir. Nitekim bu çerçeveden baktığımızda o günlerde (hala da), ülkemizde Türkler ve Kürtler arasında ciddi bir kutuplaşmanın olduğu bilinmekteydi. İŞİD gibi barbar bir grubun inanılmaz katliamlar yapıyor olması, Türkiyeli Kürtlerin akrabalarıyla ilgili kaygılarının artmasıyla toplumdaki huzursuzluk da genel olarak artmıştı. Bir başka deyişle toplumun “galeyana gelme” eğilimi yükselmişti. İşte tam bu momentte Erdoğan’ın Antep’de yaptığı bir konuşmada “Şu anda Kobani’de düştü, düşüyor” diyerek konuşması olayların başlamasına neden olmuş ve sonuçta 37 kişi hayatını kaybetmişti.

 

Demem odur ki, bu olaylar planlanmış olaylar değildir. Bir toplumun sosyolojik dokusunda çözülmemiş, aksine neredeyse iktidar tarafından sürekli olarak körüklenmiş bir kutuplaşmanın yarattığı basıncın, yine iktidarın en yetkili kişisinin, sonuçlarını öngörmeden neden olduğu toplumsal bir “galeyan gelme” olayıdır. Gerçek bu iken, olayların çıkış nedenleri iktidarla ilişkiliyken, yapılanları HDP’ye yıkmak belki zekice olabilir ama ahlaksızca olduğu açıktır.

 

  

SELÇUK ÖZDAĞ’A SALDIRI TC’Yİ 90’LARA ÇEKME OPERASYONUDUR..

 

Basından Selçuk Özdağla İlgili haberler..

 

DAVUTOĞLU ÜLKE İÇİN ATEŞ ÇEMBERİNDEN GEÇMEYE HAZIRIZ DEDİLER..

Piyonlara bakarak yanılmamak lazım. Bu piyonların arkasında kimler varsa, Türkiye'yi tekrar 90'lı yılların faili meçhullerine götürmek isteyenler kimlerse, buradan onlara bütün Gelecek Partililer ve bizimle dayanışma sergileyen kesimler adına sesleniyorum:Asla bu senaryonuzun gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz. Bizler Gelecek Partisi kadroları olarak 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın, 15 Temmuz'un ateş çemberinden geçtik, bu memleket için gerekirse benzer onlarca ateş çemberinden geçmeye de hazırız.

HABERİN BÜTÜN DETAYLARI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Saldırıya uğrayan Özdağ, Bahçeli hakkındaki açıklamasına dikkat çekti

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi 

Saldırıya uğrayan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, yaptığı açıklamada Bahçeli hakkında söylediği ifadelere işaret ederek, "Bu tweetlerin bedeli ödenmiştir" dedi.

 

Kimliği belirsiz gruplarca evinin önünde saldırıya uğrayan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, eski açıklamalarına dikkat çekti. Özdağ, "Bu tweetlerin bedeli ödenmiştir. Milletimiz fikir ve savaş cephesinde  her daim bedel ödemiştir. Siyaset, hakaret ve tehdit dilinin hakim olduğu bir bataklığa dönüşünce, bataklık sineklerinin ortalığa saçılması kaçınılmazdır. Sözümüzden ve millet yolundan dönene yuh olsun" dedi.

 

Özdağ'ın dikkat çektiği o tweetlerde şu ifadeler yer aldı:

 

"Bahçeli, taşıdığı tumturaklı sıfatların ağırlığı ve temsil ettiği mümtaz tabanı sayesinde ne söylediği ilgi çekenlerden biridir. Kendisine karşı muhataplık bu vech ile olup, sözlerinin ne mana içerdiğinin zaman ve mekana göre değişmesi ise de ayrı bir muammadır.

 

Zat-ı alileri, “2013 yılı Haziran ayında tırmanan Gezi Parkı şiddeti, 2014 yılında gerçekleşen 6-8 Ekim olayları, 2015 yılının ikinci yarısından itibaren yeşeren hendek terörü, 15 Temmuz 2016'da vuku bulan FETÖ işgal denemesi ülkemizin mahvı için kurgulanan iç ve dış düşman saldırılarıdır” diyerek tarihi gerçeklere bir atıf yapmış.  Merakımızı mucip kılan ise mesela, 17-25 Aralık olayları hakkında niçin tek bir söz dahi sarf etmediğidir. Zira o günlerde çalışma odasındaki saati  “17-25”e sabitleyip o haftayı yolsuzluk haftası bile ilan etmişti.

 

Hatta hesap sormaya yeminler etmiş, bugün hain ilan ettiği Can Dündar ile aynı saatin önünde röportaj bile yapmıştı. Uygun gördüklerini! Terör destekçisi ilan ederken, dün ağza alınmayacak sözlerle itham edip suçladığı AK Parti ve Genel Başkanı’nın koltuğuna sığınınca söylenenler unutuluyor mu? Mesela bundan dolayı mı ki daha düne kadar FETÖ’cü ve gayri milli itham ettikleri İYİ Parti’ye eve dönün çağrısı yapmaktadırlar. Sayın Bahçeli o gün söylediklerini mi unuttu yoksa? Ya da dün söyledikleriniz mi doğru değildi bugün söyledikleriniz mi?

 

Bugün “..2014 yılında gerçekleşen 6-8 Ekim olayları, 2015 yılının ikinci yarısından itibaren yeşeren hendek terörü..” diye sıraladığı olaylar esnasında Sayın Davutoğlu hükümet kurma teklifi götürdüğünde Sayın Davutoğlu’na, “HDP ile kurun, CHP ile kurun” diyerek güya olağanüstü bir devlet adamı profili çizmişti Zat-ı Alileri! Bugün de HDP kapatılsın diyerek ne yapmak nereye varmak istemektedir! Madem HDP’nin biran önce kapatılmasını istiyorsunuz, Siyasi Partiler Kanunu'nuna göre bu başvuruyu tek başınıza yapmanızda bir beis yok. Elinizi tutan mı var?

 

Yoksa dert mi başka? Ya da HDP’nin kapatılmasını istemek, gerçekten kapatılmış olmasından daha mı çok siyasi getiri sağlıyor? Memleket meselesi olduğunda mangalda kül bırakmayan sayın Bahçeli esasen taşın altına elini koymaktan ziyade taşın altına elini koyan insanların gölgesinde, sorumluluk almadan yetkili olmaya çalışan, güç devşiren bir siyasetçidir. Tıpkı başbakan yardımcısı olduğu dönemde Öcalan’ı kurtarmak için idam cezasını kaldıran yasal düzenlemeye sessiz kalarak zımmi destek verdiği gibi.

 

Akabinde 57. Hükümet ortaklığında Öcalan ile İmralı da devam eden müzakerelerde sessiz kaldığı gibi.

 

“FETÖ neyse Selahattin Demirtaş da odur” diyen Sayın Bahçeli, seçimler de Abdullah-Osman Öcalan kardeşlerden destek istenmesini meşru mu görmektedir? Mesela Abdullah- Osman Öcalan kardeşler size göre kimdir sayın Bahçeli?

 

Çin zulmü altında soykırıma uğrayan Uygur Türkleri için çıkıp yeri göğü inleten o gür sesi ile bu kardeşlerimizin yanında durduğuna, sahip çıktığına da bir türlü şahit olamadık.

 

Türk milliyetçisi olduğunu iddia eden bir siyasetçi, Uygur Türkleri'ne uygulanan zulüm ve soykırım karşısında, Rus sevdalısı Çin aşığı Aydınlıkçı Perinçekgillerden azade nasıl bir siyasi argümanının olduğunu bu millete izah etmek zorundadır.

 

ABD'deki Kongre işgali ile Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan olayların aynı döneme denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu ve tek kaynaktan beslendiğini iddia eden sayın Bahçeli’ye bahse konu ilgili şahsı o tarihte rektör atayanın “iri ortağı” olduğunu hatırlatırım.

 

Son olarak Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ABD deki kongre baskınından ilham aldıklarını söyleyen Sn. Bahçeli’ye,bu baskını ve Trump’ı destekleyenlerin kahir ekseriyetle AKP yöneticileri ile yandaşlarının olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Sahi 17-25 Aralık Sizce nedir?"

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

MHP'den saldırıya uğrayan Selçuk Özdağ hakkında açıklama

MHP Genel Başkan Danışmanı Yıldıray Çiçek, saldırıya uğrayan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ hakkında yaptığı açıklamada, "Selçuk Özdağ isimli siyaset döneğine yapılan saldırı sonrası bazı sol medya bugün çıkan yazım sonrası 'Yıldıray Çiçek hedef gösterdi' diyerek olayı haberleştirdi. O MHP lideri ve kadrosuna saldırdı biz de bugün köşe yazımızda kalemimizle gereken cevabı verdik" dedi.

 

RT TV programcısı Avukat Afşin Hatipoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ve Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu kimliği belirsiz gruplarca saldırıya uğradı. Saldırı sonrası açıklama yapan Selçuk Özdağ, Bahçeli hakkında söylediği ifadelere işaret ederek, "Bu tweetlerin bedeli ödenmiştir" dedi.

 

Saldırı hakkında birçok siyasi kesimden tepkiler yükselirken MHP, konuya dair sessizliğini korumuştu. Son olarak Özdağ'ın saldırıya uğramasıyla ilgili açıklama yapan MHP'nin Genel Başkan Danışmanı Çiçek, "Her aklına estiğinde ve CHP'nin gözüne girmek için MHP lideri ve kadrosuna saldıran Selçuk Özdağ isimli siyaset döneğine yapılan saldırı sonrası bazı sol medya bugün çıkan yazım sonrası 'Yıldıray Çiçek hedef gösterdi' diyerek olayı haberleştirdi. O MHP lideri ve kadrosuna saldırdı biz de bugün köşe yazımızda kalemimizle gereken cevabı verdik" dedi.

 

Çiçek açıklamalarını şöyle sürdürdü:

 

"Bu mantıkla bakacak olursak ve Selçuk Özdağ'ın mensubu olduğu siyasi anlayışın terör örgütü PKK'ya ve FETÖ'ye yakınlığını göz önüne alırsak, o da MHP yöneticilerini bu terör örgütlerine hedef göstermektedir.  Bizim yazdığımız yazı ona yapılacak bin saldırıdan daha ağır darbe olmuştur. Bize bu yeter. Onun yaşadığı olayların muhatabı ise bizler değil hukuktur. 846 kişinin azmettirici katili olan PKK'lı terörist Demirtaş için ‘serbest bırakın’ diyen Gelecek Partili bu alçak zihniyetin hukuka muhtaçlığı ve hukuk araması da ders niteliğindedir. Teröristi övmeyin, şiddeti ve terörü hep kınayın!"

 

Selçuk Özdağ kimdir? Selçuk Özdağ nereli? İşte Selçuk Özdağ'ın siyasi yaşamı

15.01.2021 - 16:19

Güncelleme: 15.01.2021 - 16:19

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Sosyal medyada bir anda gündeme oturan Selçuk Özdağ'ın siyasi geçmişi ve hayatı merak konusu oldu. Selçuk Özdağ kimdir? Selçuk Özdağ nereli? İşte Selçuk Özdağ'ın siyasi yaşamı

Selçuk Özdağ kimdir? Selçuk Özdağ nereli? İşte Selçuk Özdağ'ın siyasi yaşamı

 

 

 

SELÇUK ÖZDAĞ KİMDİR?

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selim Temurci, Twitter yaptığı paylaşımla siyasetçi ve akademisyen Selçuk Özdağ'ın evinin önünde silahlı sopalı saldırıya uğradığını söyledi. Selçuk Özdağ kimdir? Selçuk Özdağ nereli? İşte Selçuk Özdağ'ın siyasi yaşamı

 

Selçuk Özdağ 7 Ağustos 1958 tarihinde Konur, Keskin Kırıkkale'de dünyaya geldi. Türk siyasetçi, akademisyen ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) eski genel başkan yardımcısı. 13 Eylül 2015 tarihinde genel başkan yardımcılığı görevini üstlenen Özdağ, ilk defa 2011 Türkiye genel seçimlerinde Manisa milletvekili olarak meclise girmiştir. Haziran 2015 ve Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde AK Parti Manisa milletvekili olarak tekrar meclise girmiştir.

 

SELÇUK ÖZDAĞ HAYATI

 

Selçuk Özdağ 7 Ağustos 1958 tarihinde Halil ve Hatice Özdağ çiftinin çocuğu olarak Kırıkkale'nin Keskin ilçesine bağlı Konur köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamlamasının ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü ve Manisa Gençlik ve Spor Akademisinden (şu anki Manisa Celal Bayar Üniversitesi) mezun olan Özdağ, Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalında 1997 yılında yüksek lisansını tamamladı. 2003 yılında doktora eğitimini bitirdi. 2012 yılında ise Doçent oldu.

 

SELÇUK ÖZDAĞ SİYASİ GEÇMİŞİ

 

1975 yılında üniversite öğrencisiyken Manisa Ülkü Ocaklarında başlayan siyasi faaliyetleri, kuruluşunda etkin rol aldığı Büyük Birlik Partisinin çeşitli kademelerinde 17 yıl boyunca devam etmiştir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatından ardından BBP’den istifa etmiştir.

 

 

11 Haziran 2011 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nden 24. Dönem Manisa Milletvekili seçilmiştir. 2013 - 2014 AK Parti Genel Merkez Sosyal İşler Başkan Yardımcılığı, 2013 - 2014 AK Parti Genel Merkez Yaşlılar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

 

7 Haziran 2015 Milletvekilliği Genel Seçimlerinde 26. Dönem Manisa Milletvekili olarak yeniden TBMM’ye giren Selçuk Özdağ, 12 Eylül 2015 tarihinde yapılan AK Parti 5. Olağan Kongresinde MKYK Üyesi seçilmiştir. Kongre sonrası yapılan ilk MKYK toplantısında ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı olarak görevlendirilmiştir.

 

Yayınlanmış 5 adet kitabı ve çok sayıda makalesi mevcuttur.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursu Öğreticiliğinden emekli olan Huriye Özdağ ile evli olan Doç. Dr. Selçuk Özdağ, iki kız çocuğu babasıdır.

 

13 Eylül 2019 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi üyeliğinden istifa etti.

 

25 Aralık 2019 tarihi itibarıyla Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı olarak partinin genel başkan yardımcısıdır.

Diğer Genel-Güncel haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya