BÜYÜK SIFIRLAMA COVID-19’LA BAŞLADI

BÜYÜK SIFIRLAMA COVID-19’LA BAŞLADI

Büyük sıfırlama Covid-19 ile başlatılırken finali ise 2021 de ki Davos kapitalistler zirvesinde yapılacak..Dünyanın gereksiz nüfusu covidle ayıklanırken.. 2021 den sonraki dünyada ise cinsiyetsiz varlıklar dönüşen insanın tek özgürlüğü olcak.. Oda efendisini özgürce seçme..
Bu haber 2020-12-18 22:59:24 eklenmiş ve 472 kez görüntülenmiştir.

 

BÜYÜK SIFIRLAMA COVID-19’LA BAŞLADI

 

Büyük Sıfırlama, Great Reset veya Global Reset Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) COVID-19 salgını sonrasında ekonomiyi sürdürülebilir bir şekilde yeniden inşa etme önerisidir. Mayıs 2020'de Birleşik Krallık Prensi Charles ve WEF direktörü Klaus Schwab tarafından tanıtılmıştı.

 

COVİT-19 DÜNYA SAVAŞI-HEDEF ÜLKELER BİR-BİR DÜŞÜRÜLÜYOR.. 

 

Büyük sıfırlama Covid-19 ile başlatılırken finali ise 2021 de ki Davos kapitalistler zirvesinde yapılacak..Dünyanın gereksiz nüfusu covidle ayıklanırken.. 2021 den sonraki dünyada ise cinsiyetsiz varlıklar dönüşen insanın tek özgürlüğü olcak.. Oda efendisini özgürce seçme..

 

Ve büyük sıfırlma için öneli bilgileri sizler için araya topladık..

 

HABERİN FOTO GALERİSİ

 

İÇİN TIKLAYINIZ..

 

TIME dergisinin Kasım sürprizi: Great Reset'in Mavi Vatan ile ne ilgisi var?

26 Ekim 2020 19:54Güncellendi: 27 Ekim 2020 10:22

 

TIME dergisinin Kasım sürprizi: Great Reset'in Mavi Vatan ile ne ilgisi var?

Biz Trump’tan 3 Kasım seçimleri öncesi Ekim Sürprizi beklerken, ünlü Time Dergisi bize Kasım sürprizi yaptı.

 

Yeniçağ gazetesinden Arslan Bulut, derginin 2 Kasım’da yani ABD seçimlerinden bir gün önce çıkacak sayısının kapağını yazısına konu etti.

 

Bulut’un yazısından alıntılıyorum:

 

“Time dergisi, 2-9 Kasım 2020 sayısında kapak konusu olarak "Great reset" yani "Büyük Sıfırlama" başlığı ile birlikte, etrafında inşaat iskeleleri bulunan yer küre resmi kullandı.

 

Kapak resminin kendisi ilginç tabii… Daha da ilginç olanı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasının kuzeyi ve güneyiyle birlikte kesilip dışarı alınması... Hani kalp ameliyatında göğüs kafesinin açılması gibi... Sanki bu bölgeye bypass yapacaklar veya yapay kalp takacaklar!

 

İskelenin üstünde patron ve mimar görünümlü iki kişi, farklı bölgelerde de çalışan işçiler, öğrenciler, âşıklar var...

 

***

 

Sunuş yazısında "COVID-19 salgını, nasıl bir gelecek istediğimiz hakkında düşünmek için eşsiz bir fırsat sağladı. TIME, Dünya Ekonomik Forumu ile birlikte çalışarak, önde gelen düşünürlerden yaşama ve çalışma şeklimizi nasıl dönüştüreceğimiz konusunda fikirler aldı" deniliyor.

 

"Önde gelen düşünürler" derken, kapitalizmin direksiyonunda bulunanları kastediyorlar elbette… Nitekim İnternet sayfasındaki yazılardan birincisi Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu ve icra kurulu başkanı Klaus Schwab'a ait…

 

Schwab, "Daha İyi Bir Ekonomi Mümkün. Ama Kapitalizmi yeniden tasarlamak gerekiyor" başlıklı yazısında, özetle şöyle diyor:

 

"1950'lerde ve 1960'larda Amerikan kapitalizminin altın çağında bu kadar çok refah yaratan aynı ekonomik sistem, şimdi eşitsizlik ve iklim değişikliği yaratıyor. Ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra küresel ilerlememizi ve demokrasimizi mümkün kılan aynı siyasi sistem, şimdi toplumsal uyumsuzluk ve hoşnutsuzluğa katkıda bulunuyor… Geçen Eylül ayında, daha erdemli bir kapitalist sistemin mümkün olduğuna olan inancını doğrulayacak bir gelişme yaşandı, Bank of America'dan Brian Moynihan liderliğindeki Uluslararası İş Konseyi, Paydaş Kapitalizmi Ölçümlerini yayınladı."

 

Bulut, dergideki Kengo Sakurada ve Ian Bremmer gibi Davos ahalisinin yazılarından da örnekler verdi.

 

2021 25 Ocak’ta internetten yapacakları toplantıyla “Great Reset” (Büyük Sıfırlama) başlıklı manifesto açıklayacak Dünya Ekonomik Forumu, pandemi nedeniyle asıl zirveyi yaz başına çekti.

 

1971’den beri hep Ocak ayında toplanan Davos ilk kez yazın buluşacak. Bu bile önemli bir değişim.

 

Kapitalizme makyaj yapılarak sözde erdemli bir yeni kapitalizm yaratacaklarını söyleyen Davos ahalisine yanıtı da yine yazısında Arslan Bulut vermiş:

 

“Yazıdan anladığım kadarıyla bu sorulara verilecek olumlu cevaplar, Schwab'ı ‘erdemli kapitalizm’ olabileceği konusunda umutlandırıyormuş..

 

Schwab'ın unuttuğu bir şey var:

 

Kapitalizmin erdemi yoktur ki!”

 

Gerçekten de yok.

 

İşte pandemi süreci bunun somut kanıtı.

 

Covid 19 yüzünden dünyada orta ve dar gelirli sınıflar kütleler halinde işsiz ve yoksulluk içinde kalırken, sadece Amerikalı milyarderlerin serveti Mart ayından Ekim ayına kadar olan süreçte 1 trilyon dolardan fazla arttı.

 

Great Reset dediğiniz şey aslında, “Winner takes it all” yani Türkçesiyle “Kazanan her şeyi alır!”

 

Zaten bilinen adıyla Davos’un, ya da asıl adıyla Dünya Ekonomik Forumu’nun ta 2016 yılında hazırladığı, “2030 yılındaki dünyaya ilişkin 8 öngörü” başlıklı video klipte, gülen bir adamın altına aynen şu ifade konmuştu: “You’ll own nothing, and you will be happy!”, yani “Hiç bir şeyin olmayacak ama mutlu olacaksın!”

 

You'll own nothing, and you'll be happy. This is how our world could change by 2030. Read more: https://t.co/rkhF5AdSZ3 pic.twitter.com/UXxY1xTiiP

 

— World Economic Forum (@wef) November 18, 2016

Açıklamasında da, “istediğin her şeyi kiralayacaksın ve evine kadar gelecek” diyordu.

 

E, her şeyi kiralayacağız,

 

Peki kimden? Ve Hangi parayla?

 

İşte anahtar soru da burada yatıyordu.

 

TIME’IN KAPAĞINDAKİ AKDENİZ MESAJI

Şimdi bir de olayın jeopolitik boyutuna bakalım.

 

Time Dergisi tıpkı The Economist dergisi gibibatı kapitalizminin resmi yayın organlarındandır.

 

Mesela The Economist de geçen seneki (2019) Kasım sayısında kapağında pandemiyi ve küresel krizi ifade eden sembollerle çıkmıştı.

 

Time Dergisi’nin 2 Kasım kapağındaki Akdeniz vurgusuna bir mercek tutalım.

 

Kapakta İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan ile Türkiye’nin batı ucu yer alıyor. Kuzey Afrika ve Sahra bölgesi de var.

 

Vurgu yapılan yer ise komple dünya küresinden çıkarılan bölüm olarak Akdeniz.

 

Oraya bir müdahalenin, orada bir değişimin işareti veriliyor.

 

Peki bu neden gerekli?  

 

Amiral Cem Gürdeniz, Pankuş yayınlarından yeni çıkan nefis kitabı, “Doğu Akdeniz – Mavi Vatan’ın Güney Cephesi”nde bu sorunun cevabını veriyor.

 

Alıntılıyorum (s.61):

 

“Her 100-150 yılda el değiştiren küresel liderlik koltuğunu korumak her büyük gücün kaçınılmaz refleksidir. Bu refleksin Türkiye’nin 21. Yüzyıl geleceğinde çok önemli ve yaşamsal önceliği olan Doğu Akdeniz’e yansıması nasıl olacaktır? Bu önemli alanda Avrupa Atlantik sisteminin temel hedefleri; başta İran’ı etkisiz kılarak İsrail’in güvenliğine katkı sağlamak, Arap Dünyası’nın bölünmüşlüğünü devam ettirmek, Rusya ile Çin’i çevreleyerek küresel güç mücadelesinde üstün gelmek, enerji arz güvenlik tekelini elde bulundurmak olarak özetlenebilir. Bu süreçte Türkiye önüne engel olarak çıkıyorsa Türkiye de hizaya sokulması ve gerekirse dönüştürülmesi gereken ülkeler listesine alınır.”

 

Görünüşe göre çoktan alınmış bile.

 

Gelinen noktada Neocon veya Ziocon olma konusunda pek fark gözlenmeyen Biden veya Trump, Ermenistan’daki Sorosçu Paşinyan, Fransa’nın Rothschild ürünü (Goldman Sachs) kız kılıklı Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İsrail’deki faşist Netanyahu kliği, yine Batılı mahfillerce hazırlanmış (AKP’nin nihayetinde bir BOP ürünü olduğu unutulmamalı) “Neo Osmanlıcı” “İhvancı” bahaneleriyle Türkiye’yi hasım olarak sahneye koyuyor.

 

Fransa’da ihvancılar tarafından işlenen vahşi öğretmen cinayeti sonrası kınama mesajı göndermeyen Erdoğan’a yanıt olarak, İslam dinine iğrenç hakaret dolu karikatürleri projeksiyonlarla yansıtan Macron işi tırmandırıyor.

 

Gerçi içeride dolar ve ekonominin baskısıyla daralan Erdoğan da bu meydan okumayı seve seve kabulleniyor.

 

Ama olay bu kadar basit değil.

 

Time Dergisi’nin kapağındaki gibi, asıl mesele Atlantik sisteminin kilidi olan Akdeniz’in kontrol altında tutulması.

 

 

 

Türkiye’nin jeopolitik referans kaynağı ve yüz akı aydınımız Amiral Gürdeniz’in kitabında bunun stratejik sebepleri madde madde anlatılıyor.

 

Kitaptan buna en öz olarak verilebilecek cümle ise şu: “Rusya ve Çin’in Akdeniz’de artan etkisinin yanı sıra Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hayati çıkarlarının “zero sum game” (sıfır toplamlı oyun; krizlerin müzakerelerle sonuca varmasının olası olmadığı durumlar ıiçin söylenir) özelliği, Türkiye’yi caydırmak isteyen yeni ittifak şekillenmelerine neden oluyor.”

 

Türkiye’yi bir anlamda işgal projesi olan 1 Mart 2003 tezkeresinin reddinde onurlu ve önemli bir rol oynayan efsane CHP’li “Kıvılcım” Kemal Anadol’un anlamlı  önsözü de kitaba büyük katkı sağlıyor.

 

Düşünsenize, 1 Mart tezkeresi geçseydi, AKP Atlantik çizgisinden çıkmasa ve 15 Temmuz hain FETÖ darbesi gerçekleşse idi, bugün ne Mavi Vatan, ne Kıbrıs elimizde olurdu. BOP kapsamında kukla Kürdistan ya da ikinci İsrail de kurulmuştu. Suriye, Libya ve Azerbaycan da daha kötü durumda olurdu.

 

Emperyalizm 100 yıl önceki gibi yeniden başımıza çorap örüyor.

 

Ancak her şeye rağmen, Türkiye tıpkı 1920’de olduğu gibi yüz yıl sonra da bu çorapları yırtıp atacaktır.

 

Ha, bu arada...

 

Amiral Gürdeniz’e, Davos ve Time dergisindeki “Great Reset” tezgahlarını hatırlattığımda,

 

“1919’da Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan’ın kurulmasını öngören Paris Konferansı’nın da adı ‘Great Reset’ idi. Ama sonuç ‘Great Defeat’ (Büyük Yenilgi) oldu” dedi.

 

E doğru söze ne denir!

 

Ancak, Trump’ın çokça sözü edilen Ekim Sürprizi gibi Kasım, Aralık ve Ocak sürprizleri de bizi beklemekte, hazır olalım derim.

 

 

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, şunu diyen bir yazı 'MP'

Çok zaman önceden kapitalizm hayalindeki dünyayı çizmiş.. Pois -*jandarnmaya dikkat. Uldevlet faşizmi eliyle insan soyu köleleştirilyor, kısırlaştırılyor.. 

 

Arslan Bulut – 14 Eylül 2020 Yeniçağ Gazetesi

 

Sağlık Bakanlığı koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, herkesin bir arkadaşının veya akrabasının pozitif olduğunu belirterek "Bayram ve tatil dönemlerinde bu virüsün ulaşmadığı yer kalmadı. Eskiden bazı illerde daha yoğun olarak görünüyordu. Ama bayramlaşma dolayısıyla iller arasındaki hareketlilik virüsün her yere yayılmasına sebep oldu. Şu an virüsün ulaşmadığı bir şehir, bir kasaba, bir köy, bir mahalle, bir hane yok yani. Her yerde herkes bu virüsle karşı karşıya şu anda..." dedi.

 

Özlü, 350 bin kişinin Ayasofya önünde toplanmasından, Giresun ve Malazgirt'teki tablolardan bahsetmedi hatta insanların otobüslerle İstanbul'a taşınıp, geri götürülmesinden sonra Ankara'da virüsün her tarafa yayıldığını da söylemedi ama söylediği sözler, gerçek durumu yansıtıyor.

 

***

 

Israrla soruyorum, Çin ve İtalya, ölümleri nasıl durdurdu? Hangi yöntemleri uyguladılar? Sadece karantina önlemleriyle virüsün önü alınamayacağına göre ya önleyici-koruyucu bir tedavi geliştirdiler ya da virüsün üremesini sona erdiren bir ilaç kullandılar. Bunu bütün insanlığın bilmeye hakkı var!

 

Konu ile ilgili yeni bir kitap çıktı. Hüseyin Vodinalı, "COVİD-19, Bir Virüsten Ötesi" adlı kitabında dünya basınında çıkan konuyla ilgili tartışmalara yer vererek "Virüs sebebiyle tüm dünyada başlayan otoriter uygulamalar da ayrı bir tehlike. Polis devletine dönüşen ülkelerde, yönetimler bu uygulamayı benimseyip sürdürecek gibi görünüyor. Bir de tabii, virüse bulunacak aşı çözümü, insanlığı 'Büyük Birader' tarafından yönetilir hale getirebilir. Hem de sadece ulus devletler değil, Bill Gates ve arkadaşlarının kurduğu küresel hükümet tarafından... Halihazırda bilgisayarlar ve cep telefonlarımızla her an izleme altındayız. Ama bir de bunun düşünce, ifade, çalışma ve seyahat hürriyetini de kısıtlar hale geldiğini düşünün. Sisteme karşı çıktığınız anda sistem tarafından 'error' ya da '404 not found' haline gelebilirsiniz. Aslın size bir distopya daha. İşte onun için yeni bir döneme geçilecekse ki kesin geçilecek; sistem yönetimini tekelci kapitalist elitten alıp gücünü doğrudan halktan alan sosyal devlete vermek şart oldu." diyor.

 

Vodinalı, önsözde ortaya koyduğu bu görüşü, kitap içinde verilerle destekliyor ve insanlığa yönelik bu tehditlerden tamamen ABD içinde yapılanmış kurumları sorumlu tutuyor, virüsün ABD ve ABD üslerinden yayılıp yayılmadığını sorguluyor, "ABD, kendi virüsüne yenildi. Veba, engizisyonu bitirdi, korona kapitalizmi bitirecek." diyor.

 

Kitapta, Çin ile ABD arasındaki küresel liderlik mücadelesinde de değinen Vodinalı, Çin'i sosyal devlet olarak gösteriyor ve bu ülkeye hiç toz kondurmuyor. Oysa sadece virüs savaşları açısından baksak bile Çin, ABD'den daha iyi durumda değil. Covid-19'un sadece ABD'de değil, Vuhan'daki laboratuvarda da üretilmiş olduğuna dair bilimsel makaleler var. Hem de salgından çok önce...

 

Sistem açısından bakarsak da ABD'de şirketler komünizmi uygulanıyor, Çin'de ise devlet kapitalizmi…

 

Uygur Türklerinin milli ve dini kimliğini yok sayan, milyonlarca insanı toplama kamplarında baskı altına alan bir devlet, nasıl halkın devleti olabilir?

 

***

 

Bu salgın, ABD'nin biyolojik saldırısı olabilir ve kitapta belirtildiği gibi ters tepmiş de olabilir. Yine Çin, virüsü yenmiş, virüs evine dönmüş de olabilir. Peki ama ABD ile Çin arasında kalan ülkelerin ne suçu var?

 

Bu eleştirime rağmen, genel olarak kitabı çok faydalı bulduğumu, bütünüyle ele alındığında çok önemli verileri okura toplu olarak yansıttığını söyleyebilirim. Kaynak niteliğindeki kitabı, okumanızı tavsiye ederim.”

 

KAYNAKLAR:

 

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/akdenize-yapay-kalp-mi-takacaklar-57229yy.htm

 

https://twitter.com/21WIRE/status/1320651764614467584?s=09

 

Mavi Vatan’ın Güney Cephesi “Doğu Akdeniz” – Cem Gürdeniz – Pankuş Yayınları Ekim 2020

 

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Dilipak 'Büyük sıfırlama'yı (Great reset) anlattı! Dünyada neler değişecek?

 

Tüm dünyanın 'büyük sıfırlama'yı konuştuğu bugünlerde gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak geçtiğimiz aylarda kaleme aldığı 'Büyük sıfırlama' başlıklı yazısında dikkat çeken ifadelerde bulunarak geleceğin şifrelerini okuyucularına aktardı.

 

İşte Dilipak'ın 10 Ağustos 2020 tarihli 'Büyük sıfırlama' başlıklı yazısı:

 

Ocak 2021’de Davos’ta, Ekonomik Forum’da “Global Great Reset” ilan edilecek. Her şey yeni baştan ve sıfırdan. Sınır, rejim ve iktidar yapıları ile parasıyla, hukuku ve ordusuyla yeni bir düzen için düğmeye basılacak. Yapay zeka ile donatılmış, insanımsı robotlardan oluşan siber orduların sahaya inecekleri, RF ve Laser silahlarının kullanılacağı “Kıyamet Savaşları”na hazır olun.

 

 

 

Size bir kehanetten söz etmiyorum. İstanbul Sözleşmesi, LBGT, 5G, Corona kadar “gerçek” olan yakın bir gelecekten.

 

Vestfalya’da “Ulus düzeni” kurulmadan önce, sömürgeciler, derebeyleri ve derebeyleri ile kilise kendi aralarında, tarihin en büyük katliam ve yağması sonucu elde edilen büyük serveti paylaşamadıkları ile 100 yıl savaşmışlardı. “Ulus devlet” düzeni yağmacıların kilise ile vardıkları mutabakat sonucu, dünyayı birlikte yönetme kararı idi. Laiklik derebeyleri ile kilise arasında çatışmama ve ganimet paylaşımı anlaşması idi.

 

1. Düya savaşı ve 2. Dünya savaşı yine kendi aralarında anlaşamadıkları için çıktı. Soğuk savaş ise, kendi sözlerini dinlemeyenlere karşı idi. Aynı ülkenin çocuklarını sağ-sol, alevi-sünni, Türk-Kürt birbirine kırdırdılar on yıllarca bizim memleketimizde, aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine iktidar ve servet ürettiler.

 

Faşizm, komünizm, kapitalizm, hepsi bu süreçte denenen dünyayı kontrol mekanizmalarından başka bir şey değil. Şimdi moda Globalizm, “cinsiyetsiz bir toplum”. Bu kez atom bombası değil, ondan daha tehlikeli biyolojik ajanlar kullanmayı ve “gereksiz insanlar”ı kedi-köpek kısırlaştırır gibi kısırlaştırmaya hazırlanıyorlar. Bu uzun bir konu. “Tarihin sonu”, “Medeniyetlerarası çatışma” derken aslında bunu anlatmaya çalışıyorlardı. BÇG, FETÖ, BOP “Tanrının krallığı” yolunda ilerleyenlerin yola döşedikleri parke taşları idi. Yapay Zeka, Humonoidler, 5G, Starlink, Corona, Lanzarote, İstanbul Sözleşmesi, CEDAW, Starlink, Nerolink, NEOM vd.

 

Neyse bunları bir kenara bırakalım, AK Parti’nin ve sosyalist bir partinin, Ankara Barosu’nun hakkımda açtığı / açmaya hazırlandıkları davaları da bir kenara bırakalım. Dünyada çok daha ciddi olaylar oluyor. Ama dikkat bunlar münferid olaylar değil. Sonunda bu arkların aktığı yer işte o “büyük deniz”dir. Bundan sonra ne olacaksa bizim coğrafyamızda ve çevremizde olacak. Çin denizinde, Hind Okyanusunda, Pasifik ve Atlantikte yaşanacak olanlar, büyük dönüşümün global balansı, güç dengeleri ve nüfus hareketleri ile ilgili.

 

Toe Stratejik açıdan Kıyamet Ege bölgesi, Hatay, Antep, Maraş, Urfa, Fırat havzası, Gavur Dağı, Amik Ovası, Şam ve Bağdat, Mısır, Doğu Akdeniz bölgesinde kopacak. Şam derken Bilad-ı Şam’ı, Kafkas bölgesini kast ediyorum. Lübnan da onun çok küçük bir parçası. Bu coğrafya aynı zamanda arz-ı mev’ud coğrafyasıdır. İncil’in Yuhanna Vahyini okuyanlar ne demek istediğimi anlamışlardır. Melheme-i Kübra ya da Armagedon bize bunu anlatır. “Tanrıyı kıyamete zorlama” senaryosunu yazanlar bugün Doğu Akdeniz’de toplanıyorlar ve Lübnan’da operasyon yapıyorlar.

 

 

 

Lübnan, Arabı, Dürzisi, Hizbullahı, Ermenisi, Falanjisti ile ayrı bir dünya. Arapların sanatı, edebiyatı, eğlencesi, kumarı, fuhşiyatı, bankaları ile aynı zamanda istihbarat örgütleri için önemli bir merkez. Yemen’deki Husiler, Lübnan Hizbullahı’nın Avrupa kanadı idi. Almanya üzerinden Yemen’e geldiler. Lübnan’ın sınırları Sycos-Picot tarafından yani İngiliz ve Fransızlar tarafında çizildi. (Picot, aynı zamanda Covid’in atası sayılan “İspanyol gribi”nin mikrobunun izole edilmesinde mezardaki cesedi açılarak doku alınan adamdır)

 

Beyrut’taki olaylar Joker isyanları ile başlamıştı. Daha öncesinde Refik Hariri suikastı var. “Hesap Günü” adı verilen protestolar devam ediyor. Eylemciler, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve hükümet yetkililerini istifaya çağırırken, eski bir general olarak George Naderi destekleyen grublar Dışişleri Bakanlığı binasının ardından Enerji ve Su Bakanlığı, Ekonomi ve Çevre Bakanlığı ve Bankalar Birliğine ait binaları da bastılar ve yönetime el koydular.. Bugün Lübnan’da yönetimi ele geçirmeye çalışanlar o patlamayı yapanlar olabilir. Dikkat buyurun Macron ilk günden orada. Patlayan amonyum nitratlar Rus malı ve bir Rus işadamına ait. Ve kambersiz düğün olmaz. İsrail için sınırlarını Hizbullah ve Falanjistlerin bulunduğu bölgeye doğru genişletmesi için iyi bir fırsat.

 

Mali’de Ruslarla Fransızlar arasında ortaklık var. Yeni ortaklık Lübnan’da kurulabilir. Lübnan ortaklığı Doğu Akdeniz ve Libya-Mısır, tüm Kuzey Afrika’nın geleceği açısından önemli.

 

Fransa Yunanistan’ı yanına aldı. Yunanistan Mısır’la Ankara’nın tanımadığı bir anlaşma yaptı.

 

Rusya Lübnan’da ciddi bir askeri deniz üssü için Fransızlarla anlaşırsa, Lübnan limanını kendisi yeniden imar edebilir. Fransa’da bölgede askeri bir üsse sahip olur. Fransa yeniden Ortadoğu’ya döner, Ege’de, Adriyatik’te ve Kuzey Afrika’da bayrak göstermiş olur. Rusya’nın Tartus üzerinden Suriye’ye bağımlılığı sona ererse, bu yeni koalisyon için Şam yönetimi kolay bir lokma olacaktır. Ve İsrail de hem Lübnan hem de Bekaa’ya doğru sınırlarını genişletmiş olacaktır.

 

Ben içeride “bizimkiler”le mahkeme önünde hesaplaşırken, bunları da takip edeceğim. Anlayan anlamıştır, ben niye Ayasofya üzerinden Ortodoksluk, Doğu Roma, Osmanlı Milletler topluluğu ve Hilafet tartışmasına girdim. “Hayır” diyebilen ve “İstanbul Sözleşmesi” lobisine inat, kökü mazide olan ati anlayışı ile köklerinden, tarih ve geleneklerinden beslenerek yarınlara yürüyen bir Türkiye için yola devam.

 

Selâm ve dua ile.

Diğer DÜNYA haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya