Kürtçe ödevini bölücü bir eylem olarak tanımladılar

Kürtçe ödevini bölücü bir eylem olarak tanımladılar

İstanbul Ticaret Üniversitesi Tarih Bölümünde görev yapan öğretim üyesi Dr. Bekir Tank, “İstiklal Marşı” ve “Gençliğe Hitabe” metinlerinin Kürtçe'ye çevrilmesi ödevinin bölücü bir eylem olarak tanımlandığını söyledi.
Bu haber 2020-09-20 20:57:17 eklenmiş ve 100 kez görüntülenmiştir.

Bekir Tank: Kürtçe ödevini bölücü bir eylem olarak tanımladılar

 

Erbil (Rûdaw) - İstanbul Ticaret Üniversitesi Tarih Bölümünde görev yapan öğretim üyesi Dr. Bekir Tank, “İstiklal Marşı” ve “Gençliğe Hitabe” metinlerinin Kürtçe'ye çevrilmesi ödevinin bölücü bir eylem olarak tanımlandığını söyledi.

 

Kürt akademisyen Bekir Tank, öğrencilerine 13 Ocak 2017 tarihinde "İstiklal Marşı" ve "Gençliğe Hitabe" metinlerinin Kürtçe'ye çevrilmesi ödevi verdi. Ödevi gece yarısı sisteme yükleyen Tank, gece 3 sularında üniversite yönetimi tarafından aranarak söz konusu ödevin kaldırması talebinde bulunuldu.

Haberin Videosu tıklayınız..

Görüntünün olası içeriği: Bekir Tank

Yaşanan gelişme sonrasında hakkında soruşturma açılan Tank’a resmi olarak öğretim üyesi olmasına rağmen sözleşmesinin sona erdiği 31 Ağustos 2020 tarihine kadar hiçbir derse girmesine izin verilmedi. 31 Ağustos'ta sözleşesi biten Tank, üniversite yönetimi tarafından sözleşmesi yenilenmeyerek işine son verildi.

 

Rûdaw’a TV Haber Bültenine katılan Bekir Tank, konuya ilişkin, “Farkındalığa dikkat çekmek, yaklaşık yüz yıldır bir fetret dönemi yaşayan kardeşliğimize katkıda bulunabilmek amacıyla bunun temelinde Kürt ve Türk kardeşliğinin pekiştirilmesi vardı. Bu amaçla öğrencilerimden İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe’yi Kürtçe’ye çevirmelerini istedim” dedi.

 

İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe’nin Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi dersinin ruhuna uygun birer metin olduğunu belirten Tank, dersin kendisinin de 12 Eylül darbesinin dayattığı bir darbe artığı olduğunu ifade etti.

 

Tank, “Üniversite yönetimi bu ödevimizi bölücü bir eylem olarak tanımlayıp hakkımda soruşturma başlatarak aynı gün dersten el çektirdiler. Soruşturma sonucunda kınama cezası verdiler. Rektörlük bu tarihten sonra Dekanlık ve benim talebime rağmen bana bir daha ders vermedi. Ben bu suçlamayı kabul etmedim. Bunun’ en fazla müfredata aykırı olduğunu söyleyebilirsiniz ama dersin ruhuna uygundur’ dedim. Kamuoyuyla paylaşmaktan kaçınmamın nedeni, iş kaygısından çok yanlıştan dönmelerini beklememizdi. Yanlışta diretince kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duydum. Bana gönderilen tebliğde 2018 ile 2020 yılları arasında akademik performansın yetersiz olduğunu belirtmişler. Oysa Üniversite 13 Ocak 2017’den itibaren bana ders verdirmediler. Bana bir çeşit tecrit uyguladılar. Biz buna itiraz ediyoruz” diye konuştu.

 

“Pratikte inkar politikaları devam ediyor”

 

Üniversite açıklamasında meseleyi çarpıttığını kaydeden Tank, sözlerine şunları ekledi:

 

“Örneğin bana kınama cezası verdiler tamam ama ders verdirmediler. Eğer ders verdiler de eğer 2018-2020 yılları arasında ders vermiş olsaydım bana perfromansımın yeterli olmadığını dolayısıyla işine son veriyoruz diyebilirlerdi. Ama ders vermedikleri halde performansımızın yeterli olmadığı gerekçesiyle işimize son verdiler. İşine son verilen 30 kişiden biriyiz ama bu bilgi kesinlikle doğru değildir. Kendilerine de yakıştırmıyorum.

 

Yakın zamana kadar inkar devletin resmi politikasıydı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan devletin inkar politikalarını sonlandırdığını söyledi. Her ne kadar resmiyette sonlandırıldıysa da pratikte inkar politikalarını bizzat yaşıyarak görüyoruz. Bu sadece bizim üniversitemizle sınırlı bir olay değildir. Başka bir üniversite ile de görüştüm ama onlarda aynı sebeplerden dolayı almaktan vazgeçtiler. Üniversitelerimizde ırkçı duruşlar, ırkçı eylemler, ırkçı anlayışlar yaygındır. Siyasi kurumlardan daha önemlisi akademisyenlerin, bilim dünyasının bu meseleye el atması ve tartışmasıdır. Ama üniversiteler bundan yoksundur. Üniversiteler bir iki istisnası belki vardır ama birer mankurtlaştırma merkezinden öte bir anlam ifade etmemektedir. Milyonlarca insanın konuştuğu dili ile barışçıl bir adım atıyoruz bunu da bölücülük olarak tanımlıyorlar.

 

Türkiye’nin sınırlarıyla, bayrağıyla bir sorunumuz yok. Kürtler ve Türkler bu ülkenin kurucu unsurlarıdır. Sorunumuz rejimin bu ırkçı yapısıyladır. Mücadelemizi meşru yöntemlerle sürdüreceğiz.”

 

Akademisyen Tank, ayrımcılık yaptıkları için olayı mahkemeye taşıyacağını vurguladı.

Diğer Genel-Güncel haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya