SOYKIRIMCI TC REJMİ KÜRT SOYKIRIMDAN DOLAYI NEDEN YARGILANMIYOR..

SOYKIRIMCI TC REJMİ KÜRT SOYKIRIMDAN DOLAYI NEDEN YARGILANMIYOR..

Van’ın Erciş ilçesine bağlı Zilan Deresi’nde 13 Temmuz 1930’da on binlerce Kurd bebeklerle, doğmamış çocuklarla birlikte soykırıma uğratıldılar. Soykırımın üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen hala birtek faili bile yargılanmadı..
Bu haber 2020-07-13 20:19:15 eklenmiş ve 438 kez görüntülenmiştir.

SOYKIRIMCI TC REJMİ  KÜRT SOYKIRIMDAN DOLAYI NEDEN YARGILANMIYOR, BU SOYKIRIMIN AÇIĞA ÇIKMASINI KİMLER NASIL ENGELLİYOR, SOYKIRIM NEDEN ULUSLARARASI KAMUOYUNA, ULUSLARARASI MAHKEMELERE TAŞINMIYOR..

 

Van’ın Erciş ilçesine bağlı Zilan Deresi’nde 13 Temmuz 1930’da on binlerce Kurd bebeklerle, doğmamış çocuklarla birlikte soykırıma uğratıldılar.  Soykırımın üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen hala birtek suçlu yakalanmadı, birtek faili bile yargılanmadı.. Hala soykırımcı tc rejminden işlediği soykırım suçlarından dolayı birtek dava bile açılmadı..

 

Yahudi, Ermeni, Boşnak.. Birçok milletin soykırımından bahsedilirken, bunlar resmi olarak kayada alınırken.. Yüzyıl boyunca soykırıma uğratılan Kürt Halkının soykırımında ise hem Kürtler adına ortaya çıkan parti ve örgütler hemde dünya hala kör ve sağırları oynuyor.. Yüzbinlerce kürdün soykırımı hala faili meçhul..

 

Bu kördüğümün çözülmesinde en önemli etken kürtler adına ortaya çıkan çıkarılan parti ve örgütler. Kürtler yüzyıldır uğratıldıkları soykırımları neden sorgulayamıyorlar, uğradıkları soykırımları gizleyenler ve üstünü örtenler kimler.

Kürtleri soykırıma uğratan asker, yönetici siyasetçi kimler soyları ne..

arkalarında hangi aile firmalar var, yada vardı..

Bunların yerel, ulusal, kuresel ayakları kimler..

Kürtler adına ortaya çıkan-çıkarılan parti ve örgütler kürt düşmanı ajanlar tarafından kurulan yada ele gerçirilen yapılanmalar olduğu ortaya çıkmaktadır..

Kürt halkı yüzyıl boyunca uğradığı halada sarılı olduğu soykırım çemberinin araksında hangi aile ve firmaların, hangi sermaye guruplarının yattığını neden hala çözemiyorlar..

Bunu kimler nasıl engelliyor..

Kürtler uğradıkları soykırımları sorgulmaması faillerini aramamsı ne anlama geliyor

Kürtlerin soykırımı ve kürdistanın işgal parçalanmasında binlerce soru yanıtsız..

Ve kürtler içine alındıkları soykırım çemberlerini çözmezlerse, hesap sormazlarsa..  daha da büyük soykırımlara maruz kalacaklarını gerçeğini kim kürtlerden gizliyor..

 

Bu durum dünya genelinde 100 milyonu aşkın nüfusu ile hala kürtleri rencide etmektdir.. Rencide etmeden daha ağır olanı Kürtler kendilerine soykırımı daytan katil sürülerini çözemezlerse aynı akıbetle bugün değil ama yarın yine karşılaşacaklar.. Bu gerçekten dolayı Kürt halkı soykırımcı faşist tc rejmi başta olmak üzere yüzyıl boyunca Kürtlere soykırımı daytan küresel soykırımcı sermaye aile ve firmaların onların kurdurduğu faşist ulus devlet temsilcilerinin tesbitini, yargılanmasını, uluslar arası mahkemelere taşınmasını yapılan tüm soykırımların bir an önce açığa çıkarılmasını istemektedir..Özellikle faşist tc kurucu kadrolarının hangi aile ve firmalara çalıştıkları, kimlerin tetikçileri oldukları, hangi devletlerin ajanları oldukları.. Kimlerden emir aldıkları, kürt soykırımında yer alan rütbeli askerler, hangiş siyonist komutanlar komutta ettiği, bunları kimlerin finanse ettiği..  katil ingiliz kraliçesine varana kadar kürtler hepsini deşifre etmeli, açığa çıkarmlıdırlar.. Bir parti yada örgüt kürtler adına ortaya çıkmışsa.. Öncelikle bu yüzyıllık soykırımını adan zeye haritasını çıkarma, kürt halkına aktarma ve kürtlerin katillerinin peşine ekle yükümlüdür.. Bunu yapamıyorsa kürt halkı o parti-kişi yada kurumun ajan kripto kurd düşmanı olduğunu kavramalıdır.. Kürt düşmanlarının soykırımcılarının ortakları olduklarınıu kürtler çözmelidirler.. 

 

Kurdistani STK’lar Kürtler kürtler adına ortaya çıkan örgüt ve partilerin ivedilikle yüzyıl boyunca yaşanan bu soykırımların açığa çıkarılmasını, küresel –yerel ayakları ile tesbit edilmesini, faşist soykırımcı devletlerin Kürdistana soykırım sonrası getirdikleri çakma kripto nüfusundan kurdistandan sökülüp atılması, kurd soykırımının uluslararası mahkemelere ve dünya kamuoyunun gündemine taşınmasını, bu konuda bilimsel araştırmalrla raporlar hazırlanarak kürt gençliğine aktarılmasını  istemektedirler..

 

Aksi bu soykırım bin yılda gizlense Kürtler bir gün ama bir gün mutlaka tüm faillerinden ve soylarından hesabını soracaklardır..

 

Van’ın Erciş ilçesine bağlı Zilan Deresi’nde 13 Temmuz 1930’da binlerce Kurd bebeklerle, doğmamış çocuklarla birlikte soykırıma uğratıldılar.  Katliamın üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen hala birtek faili bile yargılanmadı..

 

Adını olayın yaşandığı Zilan Deresi’nden alan Zilan Katliamı’nın üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen acısı hala unutulmadı.

 

Zilan Deresi’nde, onbinlerce Kürt’ün kadın, çocuk ve yaşlı demeden katledilmesinin üzerinden 90 yıl geçti.

 

1930 yılının Temmuz ayında Ağrı Dağı Ayaklanması sırasında Ferik Salih Omurtak komutasındaki 9. Kolordu tarafından Zilan Deresi’ne sığınan onbinlerce Kürt vahşi bir şekilde katledildi. Katliamda insanlığın en ağır suçları işlendi. Anne karnındaki bebekten en yaşlısına kadar onbinlerce Kürt şehit edildi.

 

Zilan Deresi’nde hamile kadınların karınları deşilerek bebeklerin cinsiyetine bakıldı. İnsanlar birbirine bağlanarak kurşuna dizildi.

 

Çemê Gurcemê vadisinde, binlerce insan birbirlerine bağlanarak toplu bir şekilde vahşice katledildi.

 

16 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesine göre 15 bin kişi, bizzat Ağrı isyanında da yer alan Kürt yazar Hesen Hişyar Serdi'ye göre, Ademan, Sipkan, Zilan ve Hesenan aşiretlerden oluşan 18 köyden 47 bin kişi, Ermeni araştırmacı Garo Sasuni'e göre, 5.000 kadın, çocuk, ve yaşlı öldürülmüştür.

 

200 köy yakıldı

 

Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi ise, “Zilan Bölgesi vadilerinden birinde 1.550 kişi kesildi, Erciş bölgesinde 200 köy yakıldı, Patnos sahasında yakılıp yıkılmayan tek köy kalmadı, Türk askerleri, Kürtlerin hayvanlarını da alıp aşırdılar” şeklinde aktardı.

 

Türk Ordusu katliamda, iki kolordu (7. Kolordu ve 9. Kolordu) ve 80 uçaktan oluşan hava gücü kullandı.

 

Cumhuriyet gazetesi 16 Temmuz 1930 tarihinde Zilan Katliamı için, “Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur” ifadelerini kullandı.

 

Zilan Katliamı’nda görev alan bir asker anılarında insanları makineli tüfeklerle öldürdüklerini belirtiyor.

 

Katliamda görev alan asker, şu ifadeleri kullanıyor:

 

“Kadın, çocuk ve bebekler dahil herkesi, bölgedeki bütün köylerin halkını, binlerce insanı, Zilan deresine doldurdular.

 

Etraflarını makineli tüfeklerle çevirdiler. Makineli tüfeklerin başında bizler, yani erler vardı. Ellerimiz tetikteydi ve namlular topluluğa dönüktü. Bizim arkamızda erbaşlar sıralanmıştı. Elleri tüfeklerin tetiğinde namluyu bize yöneltmişlerdi. Onların arkasında, üçüncü sırada subaylar tabancaların namlusuna mermiyi sürmüş bekliyorlardı.

 

Biz ateş etmesek erbaşlar bizi vuracaklardı. Onlar bizi vurmazsa subaylar onları ve bizi vuracaklardı. Tetiğe bastık. Binlerce mermi deredeki insan topluluğunun üzerine ateş kustu. Kadınların, çocukların, yaşlı, genç erkeklerin korkunç çığlıkları dereyi sardı. Bir süre sonra çığlıklar iniltiye dönüştü. Ve sonra iniltiler de kesildi. Yaşlı ve genç erkeklerin yanında, binlerce kadının, çocuğun, kundaktaki bebeklerin cesetleri bir kan gölü içinde bırakıldı. Kurda, kuşa yem edildi. Bir süre sonra cesetler koktu, çürümeye terk edildi.”

 

Askerler ateş açıp, oradaki neredeyse tüm insanları katlettiler

 

Katliamdan sağ kurtulanlardan biri de 102 yaşındaki Haci Tahir Nas, katliama ailesiyle birlikte yaşadıkları Pelexalî (Sicali) köyünde, henüz 12 yaşında iken tanık olmuş.

 

Nas, çok küçük yaşta tanık olup, unutamadığı o günü şöyle anlatıyor:

 

“Derviş Bey adında Elazığ Alay Komutanı vardı. Kürtlerin büyük bir bölümü de onun emrinde askerdi. Bir alay askerle önce Karaköse (Ağrı), ardından da Geliye Zilan’a geldi. Orada 24 köyü katliamdan geçirdi. Xoçali’den Karakilise ve Hasanabdal'a kadar ne kadar köy varsa yıkıp, bizim köye geldiler. Köye gelen askerler önce yemek yedi. Sonra da kadın ve erkekleri ayırarak, bizi Sarkoy köyünün yanındaki dereye götürdüler. Alanda neredeyse 2-3 bin kişi vardı. Biz çocuklar o alanda annelerimizin kucağında kendimizi güvende hissediyorduk. Derviş Bey orada bir köylünün ağzına sıkarak infaz etti. Bizler için de; 'yukarıya götürüp öldürün' diye emir verdi. Hepimizi toplayıp Mülk ve Kundik köyleri arasına götürdüler. Çoluk çocuk, kadın, genç bağırışlar, çağırmalar oldu. Sonra askerler ağır makineli tüfekleri tepeye kurup, 'sizin üzerinizden havaya ateş edeceğiz kaçmayın!' dediler. Muhtar da bize kaçmamamızı söyledi. Sonra askerler ateş açıp, oradaki neredeyse tüm insanları katlettiler. Askerler kurşun sıkmaya başlayınca çocuklar sanki başı kesilmiş tavuklar gibi havaya fırlayıp yere düşüyorlardı. Bazı kişiler cesetlerin altında kaldığı için kurtuldu. Ben bunların hepsini canlı olarak yaşadım.

 

Kurşun bacağıma değince yere düştüm. Sonra da tepeye doğru gittim. Orada kurtulan birkaç kişiyle aşağıda yaşananları izlemeye başladık. Benim topal bir amcam vardı. Oradan amcama 'bir cesedin altına gir' diye bağırdılar. O da kucağında kızıyla bir cesedin altına girdi. Ancak sonrasında onlara kurşun yağdırıp, öldürdüler. Ben de olduğum yerde yaşanları izliyordum. Sonra biri bana bir kurşun daha sıktı ama değmedi.”

 

Katliamın ardından boşalan Zilan Deresi bölgesine daha sonra Kafkaslardan getirilen Türkler yerleştirildi.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer Kurdistan haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya