DÜNYA KENDİNİ YENİLEMEK İÇİN BARBAR İNSAN SOYUNU GÖZETLİYOR..

DÜNYA KENDİNİ YENİLEMEK İÇİN BARBAR İNSAN SOYUNU GÖZETLİYOR..

faşist ulus devlet yapılanması Afrikadan-Asyaya özgür düşünceye sahip aklı selimle hareket eden, ırkçı olmayan aydın, bilim adamı, siyasetçi, gazeteci yazar, düşünür , iş adamı bırakmadı..
Bu haber 2020-07-08 07:47:02 eklenmiş ve 441 kez görüntülenmiştir.

 

DÜNYA KENDİNİ YENİLEMEK İÇİN BARBAR İNSAN SOYUNU GÖZETLİYOR..

 

Kurdistanda ve Ortadoğuda son yüzyıllar  içierisinde soykırımcı-siyonist kapitalizmin kurdurduğu faşist ulus devlet yapılanması  Afrikadan-Asyaya özgür düşünceye sahip aklı selimle hareket eden, ırkçı olmayan aydın, bilim adamı, siyasetçi, gazeteci yazar, düşünür , iş adamı  bırakmadı.

 

Mursiden Kaddafiye..  Buradan gazeteci haşimiye Arap dünyasında güzel bir insan ortaya çıkar çıkmaz siyonizmle harmanlanmış bedevi arap barbarlığı ile Kurdistandaki yarı insanımsı aşağı-tetikçi kırık ırklar eliyle hemen yok edilmektedirler..

 

İslamiyetten önce daha da vahşi olan bu geri ve barbar nüfus, İslamın  geldiği dönemde kız çocuklarını diri-diri gömecek kadar barbar ve alşağılık bir duruma düşmüşlerdi..

 

Medler döneminde yarı insanımsı aşağı ırklar kurdistanda kurtlerle karıştılar. Medya yıkıldı.. Medlerin torunu Big Alexander Kurdistana dönerek bu barbar damarı kesti, aşağı ırkların oluşturduğu parsek damarı yok etdi, çağın en büyük adalet ve insanlık imparatorluğunu kurdu.  Aşağı ırklarla mezopotamyalıları , Mezopotamyalılarla –Avrupalıları karıştırarak-evlendirerek  günümüzdeki Ortadoğudan Rusyaya Kurdi nüfusun temellerini atdı. İslamiyet ise vahşi hayvana dönüşen barbar –bedevi arapı insanlaştırmaya, değiştirmeye çalıştı..

 

Ama görünen o ki bu aşağılık ırklar yezit ve parsek barbarlık yada damar siyonist-kapitalin, ulus devlet faşizminin kullandığı tetikçi ve piyonlar olarak Arapların Farsların içerisinde çıkan güzel  birtek  insan dahi yaşatmıyorlar, bırakmıyorlar.

 

İrandaki siyonist damar geçen aylarda Kirmanlı Süleymanı ve birçok güzel insanı katl ederken, bugünlerde ise bedevi arap-parsek barbarlığı  Huşam Haşimi’yi katlettiler..  O kendi kız çocuğunu diri-diri gömen, hitlerlerle yahudi halkını diri-diri yakan  damrdan gelen Siyonist israil ise Mısırdan Rusyaya Ortadoğu-Asya-Ön Asya halklarının aldığı nefesi dahi gözlemlemek için bir-iki gün önce uzaya casus  uydu fırlatı..

 

Her zaman ifade ettiğimiz gibi Ortadoğu, Kurdistan-Mezopotamia dan Rusya’ya ırk-dil-din-mezhep üstü yeniden bir siyasal yapılanma inşa edilmese bu barbar –vahşi ve geri, aşağılık ırklar, yarı insanımsı bu hayvan sürüleri gezegenimizde düşünen birtek insan kalmayıncaya kadar siyonist –kapitalin kullandığı piyonlar olarak daha da çoğalacaklardır. Bu dünyanın patlamsına-yok olmasına kadar gidecektir..

 

Özetle Ortadoğu ve Kurdistanda  ulus devlet faşizmiyle siyonizmin kullandığı barbar damarı kesecek büyük bir Big Alexander  operasyonuna ihtiyacımız var.  Bu da Mısırdan Rusyaya yeni bir siyasal yapılanma gerektiriyor..

 

Rus halkı başta olmak üzere dünya halkları bu konuya acilen kafa yormalı ve çözüm üretmelidirler..

 

Halklar bu konuya kafayı yormazlarsa, çözüm üretmezlerse.. 50 -100 yıl içinde bioterör-genom, dünyanın zirvelerine kurgulanan 5g-6g-7g ile, bilinen-bilinmeyen silahların yanı sıra Dünyamızın da kendini yenilemesi ve temizlemesi babında yok olacaklar.. Dünya geçmişte göz-açıp kapayıncaya kadar üzerindeki birçok kıtayı ve batmaz denen daha ileri uygarlıkları sn’ler içinde yok etdi..  Gezegenimiz nattanahu-sisi  barbarlığına ne izin, nede geçit verir.. Dünya halkları Stephen Hawking gibi bilim adamlrının..  ve Kurdlerin verdiği bu mesajları ve şifreleri anlayıp çözmezlerse yapacak  bir şey kalmayacaktır. İnsan soyu uzaya açılmadan dünyada gümleyecektir..

 

DEVLETLER YADA DEVLETLERİ DERİNDEN ELE GEÇİREN GÜÇLER.. BU TEKNOLOJİYİ VATANDAŞINI YOK ETMEK İÇİN KULLANABİLİRLER..

 

Mevcut bilim-teknoloji ile tepemizde uzayda ha bire uydu yerleştirilmekte. Aşağıda barbar-soykırımcı-soyguncular ise bilinmeyen yerlere bilinmeyen silahları boca ediyor. Şimdi bunlar kendi vatandaşları için onları eşşek cenetine yollyacak böcekler ve ENVAİ ÇEŞİT silahları da boca etmişlerdir. Yani ayırımsız tüm ulus devletler yeri geldiğinde yerdeki-gökteki silahlarını vatandaşına doğrultacak. Yani bir an önce insanlık ulu ingiliz fransız türk yahudi modundan çıkıp kontrol edilebilinir güvenli bir dünya inşa etmeli. Babanızda olsa çıkarı için insan, canlı, cansız yaşama soykırımcı müdahaleyi yapıyorsa.. Çıkarlar çarıştığında aynı operasyonu sizede yapacaktır.. Dünya insanlığı tek millet gibi hareket edip aşağıda-yukarıda insan soyu ve insanın yaşadığı dünyaya operasyon yapan tüm kavatları mercek altına almalıdır. İnsan soyu gezegen çapında ırk-dil-din-mezhep-ideoloji sınırlarını gömmelidir.. Halkları ırk-dil-din-mezhep modlarına koyarak onları soyan-gerzekleştiren gezegendeki tüm ulus devlet faşizminin ve bütün diktatörlüklerin mınına koymalıdır.. Aksi sizin adınıza başkalrını imha edenler, başkalrına operasyon yapanlar.. Aynı operasyonu bababnızda olsa yeri zamanı geldiğinde size karşı yapacaktır..

 

Yani dünyamız birilerinin dizayn ettiği, kontrol ettiği operasyon yapıldığı kıyamet modundan çıkarılması dünya konfederasyonu gibi siyasal yapılanmalarla tüm insanlık tarafından kontrol edilebilinir bir siyasal yapılanma ve uzayda kolonileşmeye odaklanmalı.. Aksi japonu atomla yok eden, yahudiyi fırında yakan, arabı çölde kavuran, kurdü halepçede kimyasal silahla yok eden zihniyet fırsat bulduğunda anasının bile mınına koyar.. Yani bu bizdendir eşekliğini insanlık bir an önce aşmalıdır. Canlı-cansız yaşamı ile dünya biziz- bizde dünyayız. Bu bütünü insan görmese bir melek bile hepsini snler içinde elferaşu minel kuski yapacaktır.. İnsan akıl ve sağduyuyu kullanmalıdır.. Gidebileceği sınırları sorgulama dönemine geçmelidir.. Bir an önce insan safarideki av-avcıdüşünemeyn hayvan modundan çıkmalıdır..

 

BASINDA KURDİSTANDAN ÖRNEKLER..

 

Iraklı güvenlik ve siyasi yorumcu Huşam Haşimi’nin suikastla öldürülmesine yönelik tepkiler sürüyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, selfie ve yakın çekim

Rûdaw yazarı Iraklı yorumcu Huşam Haşimi, dün akşam Bağdat’taki evinin önünde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.

 

Haşimi’nin öldürülmesini sert bir dille kınayan Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, suikastın Iraklılara karşı işlenmiş iğrenç bir suç olduğunun altını çizdi.

 

Resmi twitter hesabından açıklama yapan Salih, “Doğrucu ve vatanperver Iraklı araştırmacının yasa tanımazlar tarafından suikasta uğraması Iraklıların onurlu yaşamını hedef alan iğrenç bir saldırı” olarak nitelendirdi.

 

Haşimi suikastını ‘vahşice’ olduğunu vurgulayan Salih, “Bu vahşice saldırı ülkemizin diktatör dönemden sonra belirlediği değerleri hedef almıştır. Burada üzerimize düşen en asgari görev suçluları yakalayıp adaletin karşısına çıkarmaktır. Belki bu vesileyle ülkenin güvenliğini ve barışını sağlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

 

Mustafa Kazımi: Hiçbir güç hukukun üstünde değildir

 

Irak Başbakanı Mustafa Kazımi de Haşimi’ye yönelik saldırıyı kınayarak faillerin yakalanması sözünü verdi.

 

Başbakan Kazımi’nin basın ofisinden yapılan açıklamada, “Faillerin yakalanıp adalete teslim edileceğine söz veriyoruz. Suça karışanların peşini bırakmayacağız ve silah kontrolünü tekrar devlete geri döndürmek için gereken bütün çabamızı kullanacağız. Hiçbir güç hukukun üstünde değildir” denildi.

 

Irak Parlamentosu Başkanı Muhammed Helbusi, suikastı kınayarak yetkili kurumlarının olayı aydınlatması için gereken adımları atmalarının çağrısında bulundu.

 

Parlamento Başkan Helbusi basın ofisinden yapılan açıklamada “Ulusal şahıs ve figürlere karşı suikast ve kaçırma olaylarının tekrarlandığı” belirtilerek şu ifadelere yer verildi: 

 

“Irak Parlamentosu Başkanı Muhammed Helbusi, hükümet makamlarının güvenlik uzmanı Huşam Haşimi suikastının bir an önce aydınlatılmasını ve söz konusu korkakça saldırının failleri bulunup kamuoyunun bilgilendirmesi gerektiğinin çağrısında bulundu.

 

"Haşimi’yi Hizbullah Tugayları öldürdü"

 

Dün Bağdat'ta evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürülen Haşimi, İran'a yakın Şii milis grupların devlet karşıtı tutumlarını eleştiriyor ve mezhepler üstü bağımsız bir hükümet görüşünü savunuyordu.

 

Kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce öldürülen Haşimi'nin, "İran destekli Hizbullah Tugaylarının hedefi olduğu" iddia edildi.

 

Haşimi'nin arkadaşı gazeteci Maan Habib, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Haşimi’yi Hizbullah Tugayları öldürdü" ifadelerini kullandı.

 

Habib, arkadaşı ile aralarında geçen diyalogda, Haşimi’nin kendisine, bir hafta önce "Hizbullah Tugayları beni ölümle tehdit etti" dediğini aktardı.

 

Üst düzey emniyet yetkilisi görevden alındı

 

Hişam Haşimi'nin hayatını kaybetmesinin ardından Bağdat’ta bir üst düzey emniyet yetkilisi görevden alındı.

 

Irak İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Mustafa Kazimi, Federal Polis 1. Tümen Komutanı Muhammed Kasım'ı azletti.

 

Açıklamada görevden alınma sebebine ilişkin bilgi verilmezken, isminin açıklanmasını istemeyen bir emniyet yetkilisi ise bunun Haşimi'nin uğradığı suikastla ilişkili olduğunu ifade etti.

 

İçişleri Bakanı Osman Ghanmi’nin talimatıyla Haşimi sukiastının incelenmesi için bir komisyon kuruldu.

 

Rûdaw Medya Grubu’ndan kınama

 

Rûdaw Medya Grubu, Rûdaw yazarı Haşimi’nin Bağdat’ta suikast sonucu öldürülmesini kınadı.

 

Rûdaw’dan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

 

“Çalışma arkadaşımız Hişam Haşimi’nin katledilmesini kınıyoruz. Maalesef Irak’ın ünlü siyasi ve güvenlik uzmanı Hişam Haşimi, bu akşam Bağdat’ta katledildi.

 

Rûdaw Medya Grubu’nun devamlı bir çalışanı olan Hişam Haşimi ile geçen ay haftalık köşe yazısı yazması için yazılı bir anlaşma imzaladık. Ayrıca Haşimi’nin bir kaç özel makalesi de daha önce Rûdaw’da yayımlandı.

 

Rûdaw, Hişam Haşimi’nin Irak’ın güvenlik ve siyasi durumuyla ilgili yorum ve değerlendirmelerini Arapça ile birlikte Kürtçe ve İngilizce’de okurlarına ulaştırmaya önem veriyordu.

 

Ailesi ve Iraklı gazeteci, araştırmacı ve aydınların üzüntülerini paylaşıyoruz. Aynı zamanda Irak hükümetinden suçluların bulmasını ve adalete teslim etmesini istiyoruz.”

 

“Haşimi'nin ölümünün yasını tutuyoruz”

 

Kanada'nın Bağdat Büyükelçisi Ulric Shannon, yaptığı açıklamada, "Anavatanı ile olan sevgisinin ve derin ilişkisinin kalıcı bir izlenimini bırakan bir arkadaşımıza veda ettik” dedi.

 

 

Aldar Halil: Türkiye Kürtler için asla iyi birşey istemez

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, çiçek ve bitki

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, ENKS ile PYNK arasındaki ihtilaflara rağmen Kürt birliği konusunda ortak bir anlayış olduğunu ve bunun da umut verici olduğunu söyledi.

 

Halil, Kürtler arası birliğin yanı sıra Suriye’nin diğer bileşenleri ile de ortak bir yönetim kurma fikrini benimsediklerini  ifade ederek, “Kürtler olarak birliğimizi sağlamadan Araplarla, Suryanilerle, Ermenilerle nasıl yaşayabiliriz? Varolmalıyız ki diğer haklarla yaşayabilelim, bunun için de birliğimizi inşa etmeliyiz” dedi.

 

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu ENKS’ye yönelik açıklamalarına da değinen Aldar Halil, Türkiye’nin “Kürt fobisi” olduğunu, bugün olmasa bile yarın birgün ENKS’yi de karşısına alacağını savundu.

 

ENKS’nin aynı anda hem Özerk Yönetim’le ve hem de Türkiye destekli Suriye muhalefeti ile birlikte yürümesinin imkansız olduğunu dile getiren Halil, bu konuda ortak bir yol bulunması gerektiğini söyledi.

 

Halil, savundukları demokratik ulus ve demokratik özerklik projesinin Suriye’nin geleceği açısından en makul çözüm olduğunu ifade etti.

 

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, Rojava ve Suriye’de yaşayan sürece dari Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

 

Rojava’da Kürtler arasındaki yakınlaşma Kürt kamuoyunu da mutlu etti. Fakat askerlik meselesi gibi konuların bu görüşmeyi tıkatacağından endişe ediliyor. Bu konuda siz Kürt kamuoyuna ne diyeceksiniz?

 

Elbette Kürt partilerinin yakınlaşmasını gördüğünde sevinmek halkımızın hakkı. Tabi bu herkesi mutlu eden ve herkesin istediği bir şey. Ancak şu gerçek de var tabi; herşey tek bir kanaldan, mecradan yada herkesin göndünden geçtiği gibi bir anda gerçekleşmeyebilir. Bu da işin tabiatında var. Yani işin tabiatındaki farkılık ve değişiklik göstergeleri moralimizi bozmamalı ve ümitsizliğe neden olmamalı. Bu neden olmadı, neden şöyle gerçekleşmedi diye moraller bozulmamalı. Zaten herşey bir anda gerçekleşse, birlik sağlansa bu bizim farklı olmadığımızı gösterir. Fakat bilindiği gibi Rojava’daki Kürt partiler farklı görüş, düşünce ve siyasetlere sahipler. Yani bu manada yaşadığımız proplemler biliniyor. Bunun çözümü için her taraf bazen faklı çözüm önerileri sunuyor, diğer tarafların bu çözüme adapte olması birden bire gerçekleşmeyebiliyor ki zaten bunun ıspatını da gördük.

 

2011’de devrim süreci başladığında herkes nasıl düşünüyordu? Aynı düşünmüyordu; bazıları Beşşar Esad birkaç ay içerisinde gider diyordu. Biz de muhalefetle bir oluruz, biz de birkaç bakanlık ve bazı haklar verirler, onlarla yaşarız biter diyorlardı. Fakat bazıları ise böyle düşünmüyordu. Bu rejimin kolay kolay düşmeyeceğini, farklı süreçler yaşanacağını ve Kürtlerin hazırlıklı olması gerektiğini öngörenler de vardı. E biz o zaman da aynı düşücede değildik. Bu nedenle bugün baktığınıda ENKS bünyesindeki partiler farklı bir siyaset izliyor. PYD, TEV-DEM ve Rojava’daki diğer partiler başka bir şekilde faaliyet yürütüyor. Aynı değillerdi. Biz bu kötü şu iyi, bu büyük şu küçük demiyoruz. Bu gözle meseleye bakmıyoruz. Doğaldır diyorum çünkü bu politikaların sırtını dayadığı zihniyetler farklıydı. Durum farklı şekilde değerlendiriliyordu. Şimdi halkımız mutlu. Biz de bunu istiyor, bunun için çalışıyoruz. Çoğu zaman fedakarlık isteniyor biz gösteriyoruz. Fakat bazı konular da birlikte yürüyebilmek için aynı düünmeyi gerektiriyor. Mesela bu söyleşi programına ikimiz aynı gözle bakmazsak bu kadar dakika ve zaman birlikte oturamayız, soru cevap şeklinde diyalog kuramayız.  Bu da öyle birşeydir. Bazı konularda firkirlerimizin bir olmasına ihtiyaç var. Bunun için de diyalog gerekiyor, tartışma gerekiyor. Bazı şeyler yüzde yüz istediğim gibi gerçekleşmeyebilir. Fakat bazı şeyler de karşı tarafın dediği gibi olmayabilir. Bu nedenle artık bir orta yol bulmamız lazım. Şimdiden tahminler üzerinden şu mesele engel olur, bu sorun birliği önler diye düşünürsek o zaman olumlu olanlar da kaybolur. Umudumuzu koruyalım, çalışıp çabalayalım, herkes üzerine düşen görevi yapıp kendisinden beklenen adımı atarsa olur. Yüreğimiz birbirine açık olmalı ve birbirimize tahammül göstermeliyiz. Bu ruhla yaklaşmalıyız. Tabi problem teşkil eden meseleler de var ancak bunlar nasıl aşılır, bunu da önümüzdeki günlerde müxakere ettiğimizde birlikte oturup çözüme kavuşturacak ve çözüm yolu arayacağız.

 

Yeni oluşumunuza Kürt Ulusal Birliği Partileri isimini verdiniz. Oluşumda Kürt ismi geçti ki müttefikleriniz arasında Araplar, Suryaniler de var. Hem Kürt ulusal birliği ve hem de Suriye haklarının kardeşlik projesini içiçe sürdürülebilir mi?

 

Kürt düşmanlarının uyguladığı yöntemlerden biri de özel savaş yöntemidir. Nasıl bir özel savaş? Kürt gerçekliği, Kürtlerin mücadele ve savaşını sürekli çarpıtarak, farklı yansıtıp kötü tanıtarak, kamuoyuna bu şekilde yansıtmaya çalışan bir savaş. Mesela biz hakların kardeşliği projesi veya demokratik ulus felsefesi diyoruz. Bunu söylerken Kürtlükten uzaklaşmıyoruz aksine Kürtlüğü ençok koruyan, savunan biziz. Biz Kürt halkı haklarına kavuşmalı, Kürt sorunu çözülmeli diyoruz. Fakat çözümün gerçek manada tamamlanması ve halkımızın barışçıl bir zeminde rahata, rehafa ve huzura kavuşabilmesi için de diğer bileşenlerin veya halkların da Kürtlere düşman olmaması gerekiyor diyoruz.  Biz onlarla birlikte bu ülkede yaşamalıyız. Bu nedenle sadece Kürt sorununu çözelim diğer halkları gözardı edelim dersek ileride onlarla yeniden çatışma ihtimalini gözönünde bulundurmamız ve buna göre hazırlanmamız gerekiyor.

 

Bir de Rojava’nın durumu Kürdistan’ın diğer parçalarına benzemiyor. Şimdi Kuzey Kürdistan’da Diyarbakır, Mardin ve Urfa’ya gidin, köylerinde Türk yok, sadece devletin Türk memur ve çalışanları var, toplum olarak Türk köyleri yok. Yine Güney Kürdistan’a bakın. Araplar yok mesela, olanlar da ya iş için yada misafirlik için gelmiştir. Sakinleri Kürt’tür. Kürt köyleri yanadır, ve bazı bölgelerde Süryani-Asuriler var.  Fakat Rojava öyle değil. Kürt Ulusal Birliği Partileri diyorsunuz mesela. Kürtler olarak birliğimizi sağlamadan Araplarla, Suryanilerle, Ermenilerle nasıl yaşayabiliriz? Varolmalıyız ki diğer haklarla yaşayabilelim, bunun için de birliğimizi inşa etmeliyiz.

 

Diğer bir soru da Suriye muhalefeti ile ilgili. Muhalefet Kürt partiler arasında birlik için yürütülen diyaloğu “Suriye’nin parçalanması projesi” şeklinde değerlendirdi. Bu konuda görüşünüz nedir?

 

Bu işte bizim bahsettiğimiz özel savaş meselesi, Kürtleri sürekli farklı, ayrılıkçı, bölücü gösterme çabası. Malesef öyle bir zamanda yaşıyoruz ki gerçekler çarpıtılıyor. Bahsettiğiniz muhalefetin kendisi Türklerle gelip Efrin’i işgal etti, Cerablus’u, Azez’i işgal etti. Türklerle gelip Gire Spi’yi Sere Kaniye’yi işgal etti. Şimdi Suriye ve Suriye’deki hakların çıkarlarına karşı Türklerin yaptığı anti-propagandayı başka kimse yapmıyor. Onlarla hareket edenler kendilerini Suriye’nin gerçek yurseverleri diye tanıtıyorlar. Suriye’de barışı, huzuru ve birliği savunan bizi de bölücü olarak isimlendiriyorlar. Bu çelişkili bir durum. Fakat biz buna da anlam veriyoruz, neden mi? Çünkü Türklerin adamlarıdırlar. Türkler asla Kürtler için iyi birşey istemez. Ne zaman Türkler birini överse bilin o kötüdür, o Kürt halkına karşıdır. Kürtler bir adım atmış ve bu Türklerin zoruna gitmiş, kızdırmışsa bilin ki iyi bir adım atılmıştır.

 

Kürtler arasındaki diyalogdan bahsediyoruz. Siz de bu müzakerelerin Duhok Anlaşması temelinde yürütüldüğünden bahsettiniz. Duhok’taki anlaşma 6 yıl önceydi ve 3 temel maddeyi kapsıyordu. Bu 3 madde olduğu gibi mi kalacak yada değişimler oldu mu? Birlikte kalıcı bir çözüme ulaşmak için neler yapılacak?

 

Görüşmelerimizde Duhok Anşalması’nı dayanak alacağız dediğimizi gördünüz. Fakat henüz oturmadık. Bu konuda görüşümü söyleyebilirim; PYD ve Kürt Ulusal Birliği Partileri  olarak şöyle düşünüyoruz; temel bazı meseleler var ve bunların netleşmesi gerekiyor. Budan önceki soruda belirttiğiniz gibi, bazı güçler bunu çarpıtmaya farklı göstermeye çalışıyor dedik. Örneğin biz Kürtler birlik olsun dediğimizde bir olup Arapları veya Asurileri yok etsinler demiyoruz. Yönetimi yıkıp sadece Kürtlerden uluşturacağız demiyoruz.

 

Nasıl bir yönetim olacak o zaman?

 

2014’te deki siyasi karar mekanizmasının tanımı neydi? Kürtlerin kendi içerisinde sahip oldukları bir mekanizmaydı. Örneğin bir gelişme yaşandı, Cenevre’de, Şam’da, Moskova’da yada Kahire’de birşey oldu, hadi Kürtler siz nediyorsunuz diye sorduklarında bu karar mekanizması olmadığında Rojava’daki Kürt partilerin herbiri farklı birşey söyleyecek. PYD birşey söyleyecek, El-Parti başka birşey, Yekiti ve diğer partiler farklı şeyler söyleyecek. E o zaman da biz kimin görüşünü esas alalım diye sormazlar mı? bu nedenle Kürtlerin ortak bir görüşe sahip olması lazım. Yada diyelim burada Özerk Yönetim bölgelerinde bir seçim oldu. PYD ayrı, El-Parti ayrı katılacaklarına birlikte katılsınlar. Birlikte Kürt boloku adına Kürdi nir tavır gösterelim. Parka parka olmayalım. Bu ortak karar mekanizması Kürtlere akıl verecek, yol gösterecek. Fakat Özerk Yönetimin yerine geçmeyecek, Arapların, Suryanilerin yerine geçmeyecek. Öyle olursa o zaman başka birşey olur.

 

Bu noktada şunu sorayım, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşloğlu “kim YPG ile işbirliği yaparsa bizim de hedefimiz olur” şeklinde açıklama yaptı. Siz Türkiye’nin bu tavrını nasıl yorumluyorsunuz?

 

Şahsen ben çok şaşırmadım. Türkleri iyi tanıyorum ve hatta sanırım Çavuşoğlu kendi gerçeğine göre biraz da yumuşak konuştu. Çünkü gerçek bu. Sadece iki Kürt tarafın bir araya gelmesine karşı değiller. Biz hala ittifak değiliz. Yarın Türkler bu süreci geçtiklerinde diğer Kürt taraflara da yöneleceklerdir. Siz de Türklerin Kürt karşıtı zihniyetini, Kürt fobisini biliyorsunuz. Kürtlere tahammül edemiyorlar. Belki şimdi ENKS’ye saldırmıyorlar, kendilerine karşı cephe almış Kürtlere saldırmıyorlar fakat bu Kürtleri sevdikleri anlamına gelmiyor. Şimdi önceliklerimiz var diyorlar, şu daha büyük tehdit bunu yapalım diyorlar. Fakat yarın diğerlerini de kabul etmeyecekler. 

 

Bakın bu bahsettiklerimin en açık örneği Güney Kürdistan’dır ki yavaş yavaş statü sahibi oluyorlar. Çıkıp “bunlar kim, aşiret başkanı, biz bunları tanımıyoruz” diyorlardı. Şimdi kısmi bir ilişki ve ticaret varsa buna kanmamalıyız. Yarın birgün fırsat bulurlarsa Güney Kürdistanı da işgal edecekler, oranın gücünü de kırmak isteyecekleri. Bugün bazı şeyleri kabul ediyorsa başka düşmanları olduğu içindir. Yani öncelik diyorlar ve önceliği kendileri için daha tehlikeli olanına veriyorlar. Durum önce bu tehlikeyi bertaraf edeyim sonra diğerini diyorlar. Onlar Kürtleri asla kabul etmiyorlar. Referandumdaki tavırları bunun ıspatıdır. Güney’de YPG var mıydı? Güney Kürtleriydi ve referendum yapmak istediler. Kürtler olarak Irak içerisinde bunu talep ediyoruz, bağımsızlık ve özgür Kürdistan istiyoruz dediler ve sadece bu konuda görüşlerini dile getirdiler. Bu konuda Bağdat karar vermeden önce Ankara karar verdi. Biz Kürtler de birlik olursak o planladıkları saldırıyı daha erken yapacaklar. Birlik olmasak da bugün bize, yarın yine ENKS’ye saldıracaklar. Yani bu tavırla ENKS’ye saldırıyo biraz daha erteliyorlar. Ama yarın saldıracaklar, neden? Kürt oldukları için. Ne zaman saldırmazlar? Ne zaman ki ben Kürtlüğümden vazgeçiyorum derseniz veya sizde bir çıkarları olduğu ve size diğer Kürtlere karşı istedikleri kadar kullanabilecekleri vakte kadar. Bu da bittiğinde, stop diyecek ve kendi planını uygulayacak.

 

ABD’nin dışında Özerk Yönetimi destekleyen başka ülkeler var mı? Suriye muhalefeti içerisinde Rojava’da Kürtlerin projelerini destekleyen taraflar var mı?

 

Doğrusu onlar da demokratik özerlik projesi çok iyi bir proje diyorlar. Onlar da bu projenin Suriye’den fayrı olmadığını, Suriye’yi parçalamadığını görüyorlar. Öyle bir proje ki yarın birgün Kürtlerle Arapların çatışmasını engelliyor. Pratikte eksikleri olabilir ama yeni bir tecrübe oluşuyor. Proje olarak özellikle baktığımızda kadınlar Rojava’daki meclislerde öncüdürler. İdari konularda askeri faaliyetlerde, her yerde. Herkes bu projenin örnek olduğunu söylüyor. Şimdi bunun dışında Suriye’de, Ortadoğu’da başka projeler var mı? Baas projesi var, Müslüman Kardeşler projesi yani Türklerin projesi var. Ve bir de bilinen IŞİD projesi var. Bu ülkeler de hangi projenin daha makul olduğunu görüyor, Suriye’nin sorunlarını çözen proje Türkiye’nin şiddetle karşı çıktığı demokratik özerklik projesidir. IŞİD veya Müslüman KArdeşler projesi olduğunuzda Türkler karşı çıkmaz ama demokratik özerklik dediğinizde, Kürtlerin haklarından bahsettiğinizde Türkler karşı durur. Sizi kabul etmezler. Diğer ülkeler bize tavılarını açıkça anlatıyorlar. Suriye’nin geleceğinin bu projede olduğunu belirtiyorlar. Bu konuda resmi tavırlarını da ileride gösterecekler. ABD şu ana kadar resmi olarak Özerk Yönetim projesi Suriye’nin gelecek projesidir demedi ancak birçok ülke bunu bize söyledi.

 

Siz sürekli ENKS’nin Suriye muhalefetinden çıkmasını istiyorsunuz. Fakat ABD’nin size de bu mhalefet aktmak istediği şeklinde iddialar var. Yarın birgün Suriye meselesinin çözümü için müzakereler başladığında nasıl olacak. ENKS ile anlaşırsanız Suriye muhalefetinde yer alacak mısınız yada ayrı bir sisteminiz mi olacak, farklı bir oluşum altında mı bu müzakarelere katılacaksınız?

 

Şimdi biz ENKS muhalefetten çıkmalı şeklinde bir şart ilerü sürmedik. Fakat akıl ve mantık diyoruz. Bir araya geleceksek eğer, programın başında da dediğim gibi aynı mecrada yürümeliyiz. Birlikte bir yöne bakacağız. Fakat birlikte aynı yöne bakacaksak, sen bir yerde ben bir yerde nasıl olacak bu? Nasıl aynı yolda yürüyebileceğiz? Ortak bir yol bulmamız lazım. Bunu biz diyoruz diye değil ama mantıklı düşünmek açısından söylüyorum. Muhalefet dedikleri Türklerle bir olup Efrin’i, Gire Spi’yi, Sere Kaniye’yi işgal etti. Daha önce de Ceralus, Azez ve Bab’ı işgal etmişlerdi. Bu muhalefet belli bir proje sahibi. Yarın biz ENKS ile birleşirsek eğer, örneğin diyorum, orak bir karar alırsak ki Kürtdevari olması da buradan geliyor, Efrin işgalden kurtarılmalı dersek, bu kardeşlerimiz ne yapacak, nasıl tavır alacak? Efrin özgür olmalı çünkü Efrin özgür olmadan çözüm olmaz diyoruz. Ama onlar hem muhalefetin içerisinde hem de bizim yanımızda yer alıyorlar. Bizimle birlikte yaşasın Efrin, Efrin özgürleşsin diyecekler mi? Bunun için bizimle muhalefete karşı savaşacaklar hem de muhaletef içerisinde yer alarak. Muhalefet bunu kabul etmezi. O zaman şunu diyecekler, “sen nasıl benim üyemsin ama gidip onlarla bir olup benimle savaşıyorsun?” böyle olur mu? Böyle kabul etmezler. Bunu biz diyoruz diye değil. Yada biz de onlar gibi olup muhalefete katılırız ki o zaman bizim demokratik ulus projesinden, seküler demokratik projemizden vazgeçmemiz gerekiyor. Türkiye ve muhalefete tabi olmamız gerekiyor. O zaman bizim de Efrin’in işgal edilmesini kabul etmemiz ve kanıksamamız gerekiyor. “Gam yemeyin bunlar Suriye’yi temsil ediyor, Suriye’nin özgürlüğünü ve geceğini savunuyorlar”, dememiz lazım.

 

Dolayısıyla bu çok hassas bir mesele. Bu nedenle bizim alternative bir yol bulmak için yöntem konusunda anlaşmamız gerekiyor. Alternatif yol nedir? Ne biz muhalefete gidelim ne de muhalefet bize gelsin. Muhalefet zaten Türkiye’nin çigisinde, yani düşman çizgisinde. Demokrasiye karşıdırlar, sadece Kürtlere de değil, demokratik sistemi kabul etmiyorlar. İnanın yarın onlar Suriye’de iktidara gelse halk Beşşar Esad’ı mumla arar. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Demokratik güçler var, ılımlı olanlar ve muhalefet ile aynı çizgide olmayan yurtseverler var. bunlar Suriyeli ve onları destekleyerek ittifak kurabiliriz. Mesela Demokratik Suriye Meclisi neden kuruldu. Neden şimdi birçok farkjlı güç bu Meclis’te bir araya gelmiş, neden birçok taraf da bu Meclis’i kabul ediyor? Çünkü Demokratik Suriye Meclisi bilinen muhalefetin dışında Suriye’nin demokratikleşmesi için çalışan bir çatı olmayı başarmıştır. Türkiye destekli muhalefet de kendisini bir çatı örgütü olarak tanıtıyor ama gerçekten halkımız bu muhalefet içerisinde yer almamızı kabul etmiyor. Biz onların projesini kabul edersek ve Allah göstermesin bugün Şam bu muhalefetin eline düşerse yarın Kürtleri mahvedecekler, tek bir Kürt’ü sağ bırakmayacaklar. Bırakın bunları, bu Kürt falan partinin üyesi, falan partinin taraftarı demeyecekler. Mantık ve zihniyetlerinde bu var.

 

Bakın biz dadece birlikte ortak bir açıklama yaptık, yahu bir açıklama, biz bir ön anlaşmaya vardık dedik, kendisini en democrat diye tanıtanlar, Kürtlere ne hak isterse vereceğiz, Kürtler için şunu yapacağız bunu yapacağız diyenler bile, şimdi isimlerini ağzıma almak istemiyorum, amasızca saldırmaya başladı. Yani yarın bir araya gelip projemizi uygularak ne yapacaklar merak ediyorum. Kahire’de toplanan bazı güçler vardı, bazıları şimdi Avrupa’da yaşıyor. Geçen yıl çok iyi görüşleri vardı fakat kimse destek vermeyince bir tarafa çekildiler. Onlarla bir araya gelebilir, demokratik çizgiyi daha ileri götürebiliriz.  

 

Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde rolü ne olacak. Suriye’nin artık siyasi bir değişimin eşiğinde olsuğu belirtiliyor. Sizce bu doğru mu?

 

Biliyor musun eğer biz iyi örgütlenebilirsek Kürtler Suriye’nin geneli için demokratik bir projenin öncülüğünü yapabilirler. Kürtl olduğumuz için kendimizi övüyoruz değil, Kürtler demokratik bir projenin sahibidirler. Suriye’deki diğer bileşenlere bakın, demokratik bir projeleri yok ama bu kötü oldukları manasına gelmiyor. Iyi veya kötü anlamda demiyorum. Müslüman Kardeşler projesi biliniyor. Diğer tarafların projeleri de biliniyor. Sadece Kürtlerin böyle bir araya gelebileceği ortak bir projeleri var. Ulusal davamız var. Ama aynı zamanda Kürtler bu güçleri ile Suriye’ye öncülük de edebilirler. Yani nasıl engeller var, örneğin bazen görüyoruz, Suriye’nin bir kentinde çıkıp kendilerini Suriye’nin sahibi gibi gösteriyrolar, Suriye’nin öncüsü sayıyorlar ve sanki biz burada misafirmişiz gibi tavır sergiliyorlar. Açık söyleyeyim, biz bunu kabul etmiyoruz. Suriye bizimdir de. Tamam, bizim özgünlüğümüz var, Kürt’üz ama Suriye aynı zamanda bizimdir de.

 

Suriye hükümeti ile ilişkileriniz nasıl? Aranızda herhangi bir görüşme var mı? Zaten Velid Muallim’in son açıklamalarını da duydunuz. Siz Şam’ın günlük ihtiyaçları üzerinden Kürtlerle ilişki kurduğunu belirtmiştiniz. Hayati konular hakkında Özerk Yönetimle görüşüyorlar mı?

 

Rejimin gerçekliği biliniyor. Yani Baas zihniyeti, yıllarca halkimiyeti altında yaşadık. Zulüm ve baskılarını gördük. Politikaları budur. Karşılarındakini yok sayıyorlar. Sen yoksun, yalnızca ben varım diyor. Bu ülkeyi ben yönetirim diyor. Maalesef bu ülke 9 yıldır virane olmuş ama hala bundan bir ders çıkarmamışlar. Böyle olmamalıydı. Geçmişte hata yaptığını ve Suriye’nin yıkılmasına neden olduğunu kendini değiştirmesi gerektiğini görmeli. Diyaloğu çok istedik. Hatta bazen Rusların yardımıyla görüşmeler de yaptık. Ama sonuçta hazır olmadıklarını gördük. Şu anda görüşmelerimiz yok. Görüşmeler olsa da adım atmaya hazır olmadıklarını görüyoruz. Halen Suriye’yi eski haline getireceğini düşünüyor. Dünya ve şartlar değişti. Eskisi gib olmaz. Suriye’nin 2011 yılına dönmeyeceğini öğrenmelerini umut ediyoruz. Aksine bu projeyi kabul ederlerse Suriye daha güzel olur. Barış ve zenginlik gelir. Bölgede demokrasinin bir numunesi olur. Suriye halkı neden hep yoksulluk içinde yaşasın, savaş olsun. Bu adımı atarlarsa olur fakat eski mantıklarında ısrar ederlerse maalesef Suriye’nin durumu da bu karışıklılar içinde devam eder.

Kurdistyandanün diğer önemli gelişmeleri..

Etiketler PYD Rojava Kürtler Aldar Xelîl Türkiye Kürdistan Kürt birliği

Mazlum Abdi: Rusya ile anlaştık

Almanya: Türkiye’nin Suriye Kürt bölgesindeki operasyonları meşru değil

Gazeteci Osman: Türkiye, Kürdistan Bölgesi sınır kapısını baypas etmek istiyor

Türkiye’den Irak’a operasyon yanıtı

Kürdistan Bölgesi’nde bir günde rekor Covid-19 vakası tespit edildi

Gre Spi’de patlama: 6 ölü, 11 yaralı

BM: Erbil ve Bağdat arasında kalıcı çözüm için yardımcı olmaya hazırız

Sıcağa dayanamayan aracın yakıt deposu bomba gibi patladı

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer Kurdistan haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya