HDP, KÜRT HALKININ BİRLİĞİ ENGELLENMEK İSTENİYOR..

HDP, KÜRT HALKININ BİRLİĞİ ENGELLENMEK İSTENİYOR..

HDP, Kürt halkının birliği engellenmek istenmektedir derken, Kurdi STK'lar ise Kürt sorunu küresel bir sorundur, tüm insanlığın sorunudur dediler..
Bu haber 2020-06-22 09:37:19 eklenmiş ve 159 kez görüntülenmiştir.

 

HDP, KÜRT HALKININ BİRLİĞİ ENGELLENMEK İSTENİYOR..

 

HDP, Kürt halkının birliği engellenmek istenmektedir derken, Kurdi STK'lar ise Kürt sorunu küresel bir sorundur, tüm insanlığın sorunudur dediler..

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, “Partimiz mevcut gidişata ‘dur’ demek ve müdahalede bulunmak için aktif mücadele sürecine girmiştir. Bütün yetkili kurullarımız gelişmeleri anbean değerlendirecektir” dedi.

 

Ebru Günay, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısına verilen arada yaptığı basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Günay, Demokrasi Yürüyüşü'nün başarılı bir şekilde Ankara’da sonuçlandığını belirtti.

 

1 Haziran ve 1 Eylül tarihlerini kapsayan ve programın birinci aşaması olan 'demokratik mücadele programının' devam ettiğini dile getiren Günay, yürüyüşün sonucunun kapsamlı bir şekilde MYK’de ele alındığını ifade etti.

 

Günay, “İktidarın demokrasi talebine cevabı yeni bir darbe oldu. Bu cevap bizim mücadele azmimizi artırdı. Toplumun demokrasi barış talebini artırdı. Yürüyüşümüze verilen destek bunun açık ifadesiydi. 15 Haziran’da başladığımız yürüyüşe, savaş kararı ile cevap verdi. Yürüyüş boyunca savaşın ülkeni en büyük sorunu, barışın da en büyük ihtiyacı olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.

 

“90’lı yılların karanlığı sonucu topraklarını terk etmek zorunda kalan ve Federe Kürdistan Bölgesine geçen orada yaşayan yurttaşların bulunduğu Mahmur mülteci kampı savaş uçaklarıyla bombalandı” diyen Günay, saldırılar sonucunda Şengal ve Mahmur’da sivillerin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

 

Savaş politikalarını reddettiklerini belirten Günay, savaş suçu işlendiğine dikkat çekti.

 

“Kürt’ün diline yönelik saldırılar, Kürt’ün varlığını, dilini yok etmeye yöneliktir”

 

Kürtlere yönelik imha ve inkâr operasyonlarının sürdürüldüğünü dile getiren Günay, sözlerine şunları ekledi:

 

“Kürt illerine yapılan saldırılar ve kayyum gasplarının bu operasyonların sonucudur. Kürt’ün diline yönelik saldırılar, Kürt’ün varlığını, dilini yok etmeye yöneliktir. AKP bu saldırılardan hiçbir zaman vazgeçmedi. İmralı Adası’nda görüşmeler sürdüğü dönemde bile asimilasyonun sona erip Kürtlerin anadilinde eğitim göreceğine dair hiçbir açıklamada bulunmadı. Şimdiye kadar Erdoğan da dahil Türkiye’de Kürt kimliğini tanıyacağı ve asimilasyonu kaldıracağına dair bir girişimde bulunmadı. Mevcut iktidarların amentüsü haline geldi bu.

 

Federe Kürdistan Bölgesi'ne yapılan son saldırı kararları Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alındı. Biz demokrasi, barış dedikçe, AKP-MHP iktidarı savaşı dayatıyor. Biz hak, hukuk adalet dedikçe iktidar faşizm ile yanıt veriyor. İktidar bir kez daha savaş ve ölüm ısrarını gösterdi. Pandemi sürecinde bile bu iktidar savaş çığırtkanlığından vazgeçmedi. Buradan oradaki halka ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağğı diliyoruz. Bu saldırılar beyhude ve sonuçsuzdur. Türkiye 40 yıldır aynı yöntemle ısrar ediliyor. Aynı yöntemde ısrar edip farklı sonuç beklemek siyasi körlüktür.”

 

Günay, birlikte mücadele çağrısında bulunarak, bu saldırıların aynı zamanda Rojava’da gelişen ulusal birliğe karış verilen resmi bir cevap olduğuna dikkat çekti.

 

Kürt birliğini baltalamaya, bölmeye ve Kürtleri karşı karşıya getirmenin kadim bir politikanın devamı olduğunu belirten Günay, şöyle devam etti:

 

“Aslında bu Kürt halkının birliğinin sağlanması engellenmek isteniyor. Kürt birliğinin sağlanmasının ne kadar hayati ve önemli olduğunu gösteriyor. 10’uncu yılına giren Suriye iç savaşı aradan geçen zamanda büyük bir insani ve ekonomik toplumsal maliyet açığa çıkarttı. İç savaşın oluşumu ve gelişim dönüşüm dinamikleri, Kürtlerle Rojava halkları arasında bütün coğrafyanın kaderini belirleyecek ortak bir mücadeleyi zorunlu kılarak ortak bir yaşamın alanını açtı. Kürt, Türkmen, Arap, Ermeni, Süryani halkları, bölgede kara veba gibi yayılan cihatçı akımlarla, IŞİD ve El Kaide gibi cihatçı akımları besleyen, onları Suriye ve Rojava’da saldırılar konusunda cesaretlendirip destekleyen, lojistik alan açan ülkelere karşı en büyük cevabı kendi birliklerini sağlayarak verdiler.

 

2009 Aralık ayının ortasında biliyorsunuz Rojava yönetimi bir deklarasyon yayımladı. Bu deklarasyonda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin Rojava’daki çalışmalarındaki tüm engelleri kaldırdı. ENKS üye ve yöneticilerinin topraklarına yani Rojava’ya dönmelerine ve oradaki siyasi çalışmalarını özgürce yürütmelerinin önünde hiçbir engel kalmadığını duyurdu denildi. Aslında bugün geldiğimiz sürecin önünü açtılar. 19 Mayıs günü Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi içerisinde yer alan 25 siyasi parti, Kürt ulusal birlik partileri bir araya geldiklerini duyurdular. Ulusal birliktelik görüşmelerinin bu çatı örgüt tarafından yönetileceğini basın ve kamuoyuyla paylaştılar. Bundan sonra yapılacak olan görüşmeler için 7 kişilik bir görüşmeci heyeti oluşturdu. ENKS de 7 kişilik bir görüşmeci heyet oluşturduğunu açıkladı. Biz HDP olarak bu birlik çalışmalarını ve siyasi çelişkilerin bitirilmiş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz.”

 

KURDİ STK’LAR KÜRT SORUNU KÜRESEL BİR SORUNDUR, KÜRT SORUNU BÜTÜN İNSANLIĞIN SORUNUDUR..

 

İnsanlık tarihi boyunca Kürtlerin ve Kürdistanın Dünya Medeniyetlerinin, insanlığın Medeniyet beşiği olduğunu ifade eden kurdi stklar,  ulus devlet faşizmi ile Kürtlerin ve Kürdistanın parçalanması, Kurdların tarihten silinmeye çalışılması..  aslında bütün insanlığın soykırımı, parçalanmasını, köleleştirilmesini de  beraberinde getirdi..

 

Küresel soykırımcı gaspçı sermayenin patronu olduğu ulus devlet faşizmi sahte suni sınırlar, ırk, din, bilim,  sosyal bilimler, ekonomi, siyaset, kültür sanat.. İnsanlığın bin yıllardır ortaya çıkardığı tüm değerleri yerle bir ederek .. İnsanı, bulduğu herşeyi tüketen bir mahluka ve robota çevirmeye başladı. Bir taraftan açlıktan-yoksulluktan telef olan insanlar, canlılar, diğer yandan yedikçe şişen şiştikçe de patalyan ucube bir insan tipi bir insan ortaya çıkardılar.. mahluka çevrilen bu insan tipine bin dünya bile olsa yetmeyeceğiniş bten stklar, insanoğlu günümüzde metropollere doldurulan soykırıma açık fare-koyun sürülerine çevrilmişlerdir..

 

Ulus devlet faşizmi ile yetinmeyen küresel soykırımcı gaspçı sermaye kıta –kıta faşist devlet erkinin yanına terör ordu ve lejyonlarını da tüm gezegene yayarak soykırım, sömürü, gasp, parçalama ve talanı da ana politika haline getirdi..

 

Soykırımcı kapital, gasp, talan, işgal, paradan para kazanan  kumar ekonomisi ile kıtalara, ülkelere dadandılar. Petrol-değerli madenlerin olduğu coğrafyalarda yerli halkları soykırıma uğratarak üzerine fabrikalarını, heslerini, barajlarını istasyonlarını kurdular. Dünyamızı patlama noktasına çektiler..

 

Kürt sorunu artık küresel bir sorundur. Öncelikle kürtler arası birlik, ardından Filistinden Rusya Federasyonuna ulus devlet faşizminin tarihe gömülmesini, halklar arasına çizilen sahte suni sınırlar, ırk-dil-din mezhep sınrlarının kaldırılması yeniden bir siyasal yapılanma gerektirmektedir..

 

Akabinde dünyamız  data (bilgi) ve paranın insanlık tarafından ortak kontrol edildiği bir dünya konfederasyonu artık kaçınılmaz bir gerçek olarak kendini bütün  insanlığa dayatmış bulunmaktadır..  

 

Sadece Kürdistan değil bütün dünya 200-300 yıldır soygun, soykırm, gasp talan coğrafyasına çevrildi. 40-50 trilyon dolarlalara varan borçlarla soykırımcı siyonist sermaye bütün devletleri esir aldı..  Yüzyıllar geriye giderek coğrafyamızdan çalınan tarihi eserlerden, coğrafyamıza verilen zararın yanı sıra dünyadaki tüm halklar ve devletlerde kumar-gasp ekonomisi ile kendilerini saran küresel soykırımcı sermyeden tazmini ve hesabının sorulması gerekmektedir. Kürtlere daytılan soygun ve soykırım tüm insanlığa dayatılmıştır. Ortadoğu –Kürdistan Asya da oluşacak siyasal yapılanma bu anlamda tüm dünyanın da önünü açacaktır..

 

Türkkiye gibi faşist-diktatör devletler küresel soykırımcı sermaye tarafından dizayn edilen ülkelerdir. Afrikadan Asyaya son 1-2 yüzyılda kurulan tüm devletler sahte suni devletlerdir. Derinden işgal edilen bu diktatörlüklerin bir tek politikası var kendi vatandaşını bitirme ve köleleştirme.. Bu anlamda hepsinin yıkılması gerekmektedir..

 

Dünyamızın içine alındığı sorunların çıkış ve çözüm noktası Kürdistandır. Kürt sorununun çözümü,  Ortadoğudan Asyaya sınır, dil,din, ırk, mezhep üstü bir  yeniden siyasal yapılanmayı zorunlu hale getirmiştir..  Artık dünyamızda terörist, faşist, diktatör devlet dönemini, bu devlet erkinin ortaya çıkardığı teör lejyonlarını bitirme zamanı geldi geçiyor.. Kürt sorunu bu çerçevede  çözülmese, dünya çözülecek ve patlayacak..

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer SİYASET haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya