Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)

Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)

Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)
Bu haber 2020-04-03 18:46:40 eklenmiş ve 236 kez görüntülenmiştir.

Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)

 

Hititler, Asurlular, Urartular gibi Anadolu -Mezopotamya İmparatorlukları söz konusu olduğunda egemenlerin yazdığı tarih anlayışında nereden geldikleri bilinmeyen, çalışma bittiğinde ise nereye gittikleri bilinmeyen diye bitirirler..

Anadolu-Mezopotamya uygarlıkları bir yerden gelmediler, bir yere de gitmediler..  Hepimizin atalarıdırlar.. Urartu dilini, Hititçe ve Kürtçeyi karşılaştırın beş bin yıl önceki anlam ve manaları ile günümüzdekiler bile aynı.. Nereden geldiler, nereye gittiler palavrasının altında yatan temel gerçek vahşi kapitalizm dünyayı işgal ve talana yönelirken Kürtleri tarihten silmeye projesinin bir sonucu  olarak devletlerden bilime terör lejyonlarından kripto nüfusa etki ajanlarına…  şeytanın aklına gelmeyen hertür metodu kullanarak Kürtleri tarihten silme operasyonuydu. Günümüzde de hala benzer oyun ve kumnpasları sürmektedir..


Örneğin Urartu Kürt İmparatorluğu döneminden yüzyıllar sonra Kürtlerin içinden çıkan, Kürtlerin Hristiyan kolu olan Ermenileri Kürtleri düşürmede sonuna kadar kullandıkları gibi, günümüzde hala kullanmaya çalışmaktadırlar.. Hitit medeniyetinden de anlaşıldığı gibi iç nadolu kürtlerden fdaha çok kurdi nüfustur. Zaza, asuriş, keldani..  vb. Kürt  nüfusu, köken olarak kurd olan Anadolu Mezopotamya nüfusunu  başka millet -halk göstermek için devletler-etki ajanları sahte bilim adamları diasporalar yine bütün güçleri ile Kürtlere ve Kürdistan coğrafyasına saldırmaktadırlar..

 

Bu saldırı Kürdistanda son 200 yıldır özellikle Çarlık ve Osmanlının yıkımının akabinde daha da şidetlenmiştir.. siyonist vahşi kapitalizmin emir eri, piyonu olan uydu-uyduruk ulus devlet faşizmi ve terör lejyonları ikili kıskaçla sahte suni sınırlarla, sahte suni ideolojilerle..  Kürdistanı yakıp yıkmaktadırlar.. Sosyolog Beşikçininde belirttiği gibi siyonist kapital Kürtlere ve kürdistana köle yada sömürge statüsü bile vermemiştir. Kürtler özelinde tüm Ortadoğu halklarına soykırımı dayatmıştır..

 

Kürtler denince temel bilimsel gerçek Doğu Avrupadan Kafkaslara, Ön Asyaya, Filistinden Hindistan Pakistan Afganistan sınırlarına yarım milyarı aşan kurdi nüfus bu coğrafyanın tarih boyunca  kadim nüfusudur.

 

Bir yüzyılı geçmeyen Hititlerin keşfinde de  görüldüğü gibi Kürtler binlerce yıl saklansa da Anka kuşu misali küllerinden doğup ayağa kalkıp yürüyorlar..   Anadolu-Mezopotamya'nın bütün nüfusu kurdi nüfustur. Hititler başka bir yerden gelmedi, başka bir yere de gitmediler. İç Anadolu nüfusu doğu -güneydoğudan daha fazla kürttür. İstanbul hakeza. Örneğin Küçükçekmece gölü altında bu bölgede hitit şehirleri var. Tc deki etki ajanlarıyla israildeki siyonist ajanlar ortaklaşa buralarda toki vb. yollarla bu tarihi gerçeklerin ortaya çıkmaması için yok edilmesi için sürekli birlikte projeler geliştirmektedirler..

 

Doğu Avrupa sınırlarından Hindistan -Pakistan sınırlarına uzanan Kurdistan  Medeniyetini gizlemek için şeytanın bile aklına gelmeyen yol ve yöntemlerle Anadolu-Mezopotamya'ya saldırıya 200 yıldır kesintisiz bir saldırı içindeler..

Mısır, Antik Yunan, Aztek, İnka..  medeniyetlin kökenide  mimarı da Kürtlerdir. Dünyamız adil bir sisteme geçtiğinde bütün bilimsel gerçekler bütün detayları ile ortaya çıkacaktır..

 

Sizi atalarınızın ihtişamlı tarihi  ile karşı karşıya bırakıyoruz.. Hepsinin dili de milliyeti de  (kürtlerin-türklerin-ermeni-rumların..) yani Kurdi nüfus ve medeniyetin ta kendisi..

 

HİTİTLER..

Muazzez (Heja) Baktaş – Nerina Azad..

İlk cümlemizde Hititlerin Kürt olduklarını söylersem yine “milliyetçilik” veya “Kürt romantizmi” eleştirileri ile karşılaşır mıyım?

Kesinlikle…

O zaman tarih yazımına kendi penceremden yazmaya devam…

Anlı-şanlı ne kadar arkeolog ve tarihçi varsa hem geçmişte hem de şimdi yaşayanların Sümerler, Akadlar, Hititler ve daha bir çok kadim Mezopotamya halkıyla ilgili “mutabık” oldukları tek bir nokta vardır. O da; bu halkların birdenbire nereden ortaya çıktıkları kesinlikle bilmiyorlar ve daha da komik olanı “tarih sahnesinden” nasıl silindiklerini da bilmiyorlar.

 

Hadi ortaya çıkışlarını çözemediniz de yüzyıllarca devasa imparatorluklar kuran bu kadim halklara sonra ne olduklarını neden çözemiyorsunuz?..

 

Tarihteki ilk imparatorluklardan birisi olan ve dünyada “demokrasinin” ilk temsilcileri sayılan Hititlerin nereden Anadolu’ya geldikleri hala tartışmalı bir konudur.

 

Kimisi Kafkasya’dan, kimisi Trakya’dan, kimisi de Karadeniz tarafından Anadolu’ya geldiklerini iddia ederek kendince “bilimsel” yorumlar yapmaktadırlar.

 

Hiç birisinin aklına hemen yanı başlarındaki Kürtlere bakmak gelmiyor.

 

Kürdistan nasıl her platformda “haritalardan” ve “zihinlerden” silindiyse, konu Mezopotamya’nın ilk uygarlıkları olunca da ne yazık ki silinmektedir.

 

Bu “zihinsel” silinme dört egemen devlet politikasını sadece belirlememekte aynı zamanda bütün geçmiş ve şimdiki yabancı bilim insanlarını da etkilemektedir.

 

İddia ediyorum 1800’lerin ortalarında başlayan “Mezopotamya’nın keşfi” sürecinde ister Güney, ister Kuzey Mezopotamya’da araştırma yapan, kazı yapan ya da tarihe kafa yoran hiç kimse ne “Kürtçe” biliyordu ne de zahmet edip öğrenme gereği bile duymadılar.

 

Bu yüzden dünya tarih yazımı hem hatalı hem de oldukça gecikmeli yazıldı, yazılmaya da devam ediliyor.

 

Sümer ve Hitit tabletleri uzun yıllar çözülemedi, hakeza Mısır hiyeroglifleri de onlarca yıl çözülemedi.

 

Hala da önemli bir kısmı çözülememiş durumdadır.

 

Neden?..

 

Çünkü bu tabletlerin dili “Antik Kürtçe’dir”…

 

Daha önce yazmıştım tekrarlayalım…

 

Sümer ve Hitit tabletlerini birisi okusun bizim yaşlı kuşaktan herhangi bir Kürt bunları hemen çevirir.

 

 

Bakın çok bilimsel kafa yormalara gerek yok…

 

hattilerin ülkesi

 

Hititler diye bir kavim yok…

 

Hiçbir yerde ve tablette “Hitit” kelimesi geçmiyor.

 

Bu tamamen “Eski Ahit’te” yani Tevrat’ta geçen bir kelimenin yanlış tercümesi sonucu bilim adamlarının “uydurdukları” bir isimdir.

 

Tevrat’ta “Het Oğulları” diye bahsedilen Hititler Fransızcaya “heteen” diye geçer ve oradan evrilerek“Hititlere” dönüştürülür.

 

Atatürk daha da “devrimci” davranarak onları “Eti” diye nitelendirerek sözüm ona Türk olduklarının iddia eder.

 

Yani şimdi Hititlerin yaşadığı dönemde komsuları kimlerdi?...

 

Doğu’da “Hurriler”, Güney’de ise “Mitanniler” ve Güneydoğu’da ise “Asurlular”…

 

İnsaf yani Orta Asya’da o sıralar muhtemelen “çadırı” bile keşfetmemiş olan Türklerin Hititlerin “ataları” olduğunu iddia edenlere bir şey diyen yok da ben o dönemde en azından kendilerine “Hattiler” diyen ve “Kürtçe” yazan ve konuşan Hititlerin “Kürt” olduklarını iddia etsem en basitinden bizim Kürtler tarafından bile “milliyetçilikle” suçlanacağım he…

 

Hodri meydan o zaman…

 

Kendilerine Hatti diyen ve ülkelerine “Hattilerin Ülkesi” adını veren ve en önemli krallarına bu isimlerler hitap eden bari Hititlere kulak verelim.

 

Hatti dili yapılan bütün araştırmalarda kesinlikle Hint-Avrupa dil ailesine dahil edilmektedir.

 

Bitmedi dünyada bilinen “en eski” Hint-Avrupa dili Hattilerin konuştukları dildir.

 

Bu dilin adı da “Hurricedir”…

 

M.Ö Mezopotamya imparatorlukları günümüzde bildiğimiz anlamda asla “ırkçı” davranmamışlardır.

 

Özellikle “dil” ve “din” konusunda…

 

Bu yüzden kurulan bütün imparatorluklar hem çok dilli hem de çok dinlidir.

 

Bütün dünya “Büyük İskender’in” hoşgörüsünden ve işgal ettiği yerlerin dinlerine saygısından bahsedip duruyor ve “Helen Hümanizmi” yerlere-göklere bir türlü sığdırılamıyor da hiç kimse Akadları, Babillilerin, Sümerlerin, Hititlerin ve diğerlerinin “dil” ve “din” ve hatta farklı geleneklere saygılarından bahsetmiyor.

 

Bu hoşgörünün en çok görüldüğü yerlerden birisi olan “Hattilerin Ülkesinde’de” bir çok farklı dil konuşuluyordu.

 

“Hattuşa’da yani Hattilerin başkentinde ortaya çıkan yaklaşık 25 bin tabletin yarısından fazlası “Hurrice” yazılmıştır.

 

Yani bildiğimiz “Kürtçe”…

 

Sanatsal eserleri tamamen Mezopotamya esinlidir.

 

“Hatti” ne demek?...

 

“Gelen” demek…

 

“Hattilarin Ülkesi”  ne demek “gelenlerin ülkesi” demek…

 

Nereden gelmişler…

 

Kürtler sadece “dağları”, “yaylaları” sevmiyorlar aynı zamanda “suyu da” çok seviyorlar.

 

Fırat ve Dicle arası yetmeyince biraz yukarıda yer alan “Kızılırmak Kavisi’nde” yeni bir “Mezopotamya” kuruyorlar.

 

İlk krallardan “I.Hattuşili” başkent olarak günümüz Çorum’unda yer alan “Hattuşa’yı” inşa eder…

 

Türkler sadece Kürtlerin Kürdistan’da yer alan isimleri değiştirmekle yetinmezler elbette, Hattuşa’nın da adını “Boğazköy” diye değiştirirler…

 

Bakın Hatti tabletleri 1880 yılında keşfedilir ve tabletlerin kısmen çözülmesi ancak 1915 yılında, biraz daha kısmen çözülmesi ise 1945 yılında ancak sonuçlanabilmiştir.

 

Kısmen diyorum çünkü “Hatti Tabletleri” tam da sonraki süreçte Kürtlerin “Dağ Türkü” oldukları ve bilmem kime “Kayan” boyuna mensup oldukları ve Kürtçe diye bir dilin inkar edildiği bir dönemde elbette ki “kazıları” yapan ve ırkçılıkta birbirleri ile yarışan Almanlarla Türklerin ortaya çıkan dilin “Kürtçe” olduğunu belirtmelerini beklemek hayal olur!..

 

Hatti Tabletleri’nin hala da tam çözülmemesinin tek sorumlusu sadece Türkler değildir.Bu suçun ve inkarın en önemli ilk ortakları önce Almanlar, sonra Fransızlar ve akabinde ise bütün dünya bilim insanlarıdır.

 

“Hatti Tabletlerinin” Kürtçe olduklarının ortaya çıkması bütün dünyayı “şok” edecekti ve özellikle de Türkleri…

 

Evet “şok oldular” günümüzde yaşayan Kürtleri nasıl “inkar” etme yoluna gittilerse aynı şeyi de Hattilere de yaptılar.

 

Bakın günümüzde bile örnekleri devam ediyor.

 

Hattilerin simgesi olan “Hatti Güneşi” sembolü Ankara’nın göbeğinde (tabi dikildiği zaman onların Türk oldukları varsayılmıştır.) bulunmaktadır.

 

Kendisi de aslen Kürt olan adını bile anmaya değmez belediye başkanı Melih Gökçek yıllarca Ankara’nın da simgesi olan “Hatti Güneşi” sembolünü çıkartmak için elinden geleni ardına koymamıştır.

 

Neden?..

 

Bakın ilk çıkan tabletler katır sırtlarında kervan kervantaşınarak önce Ankara’ya sonra da Berlin’e götürülür…

 

Türkiye’de kalan tabletler sizce nerededir?...

 

Hepsi de “Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin” depolarında “sözde koruma” amaçlı tutulmaktadır.

 

Peki neden koruyorlar, daha doğrusu neyden koruyorlar…

 

İşte o tabletlerin hepsi “Hurricedir” yani “Kürtçedir”…

 

Ve orada Kürtlerin bütün gelenek ve görenekleri, eski dilleri, eski dinleri ve dünyaya ait eski ne kadar “ilk” varsa hepsi oradadır.

 

“Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin” deposu baştan-sona “Kürdistan” kokmaktadır…

 

Bakın net olarak yazacağım.

 

Eğer meşhur “Kadeş Antlaşması’nın” Mısır’daki kopyaları bulunmasaydı Hattuşa’da bulunan kopyası bile dünya ile paylaşılmayacaktı.

 

Peki ne var bu tabletlerde?...

 

Hattiler yine meşhur Babil İmparatorluğuna son vererek “Hammurabi” kültürünü de Hattuşa’ya getirmişlerdir.

 

Akadça diye bilinen dili sonra ele alacağım…

 

Yani “Sami Dillerinin” kökeni ayrı bir “şok yazısı” olacak…

 

“Kan davaları” var bu tabletlerde…

 

“Başlık parası” var bu tabletlerde…

 

Dünyanın ilk “parlamentosu”  olan Hattilerin “PankuşParlamentosu’nun” tutanakları ve kanunları var bu tabletlerde…

 

Mısır Firavunları ve Hattilerin “akraba” oldukları var bu tabletlerde…

 

“Hurrice” şarkılar ve geniş bir müzik arşivi var bu tabletlerde…

 

Dünyanın “ilk notalarının” Hatti icadı olduğu var bu tabletlerde…

 

Hattilerin aslının “Hurriler” olduğu ve Hurrilerin de Kürt oldukları var bu tabletlerde…

 

Batı Kurdistan’da yer alan “Mitannilerin” Hattilerle aynı soydan geldikleri var bu tabletlerde…

 

“Veba hastalığı” ile “çekirge istilaları” var bu tabletlerde…

 

Hattiler hastalık ve kuraklıktan “kırılırken” Mısırlıların ve Mitannilerin kervan kervan “tahıl” gönderdikleri var bu tabletlerde…(neden rakipleri olan Hattilere böyle “insani bir yardım” yapıyorlar?..)

 

Hattilerin bir “eyalet sistemi” kurdukları var bu tabletlerde…

 

Yazıyı bitirmeden önce bir tarihi düzeltme daha yapmam gerekiyor…

 

Konya’nın Selçukluların başkenti olduğunu herkes bilir…

 

Peki ilk düzeltmeyi yapıyorum…

 

Konya Kürtlerin ilk başkentlerinden birisidir.

 

Hatti kralı “Mutavalli” başkenti Hattuşa’dan “Konya’ya” taşır ve burası uzun yıllar Hattilerin başkentliğini yapar…

 

“Kadın-erkek eşitliği” incelenirken Hattiler mutlaka sayfanın başında yer almalıdır…

 

Hattiler fırsat bulduklarında hemen kendilerini “müziğe” ve “dansa” vermektedirler.

 

Kürtlerin bütün “folklorik” zenginliğinin ilk versiyonlarıyine bu tabletlerde yer almaktadır.

 

Bakın bütün dünya Hattilerin “dininin” zenginliğinden bahseder…

 

“Bin Tanrılı Halk” diye dünyada nam salmıştır Hattiler…

 

Bu yazıda Hattilerin “dinine” yer vermedim çünkü sayfalar dolusu yazmasam olmaz…

 

Peki ne oldu Hattilere?..

 

Anlı-şanlı arkeologlar ve tarihçiler bir türlü işin içinden çıkamıyorlar…

 

Hadi nereden geldiklerini bulamadınız, bari nereye gittiklerini bari bulun!..

 

Cevap veriyorum; hiçbir yere gitmediler hala buradalar…

 

Onlar bizim atalarımız bizde onların torunlarıyız…

 

Tarihin garip bir cilvesi olsa gerek, Osmanlı döneminde isyan eden Kürtler nereye “sürülmüş” dersiniz?..

 

Tam da Hattilerin ülkesine sürülmüşlerdir.

 

Konya, Ankara, Çorum, Çankırı, Yozgat, Kırıkkale ve Kayseri civarlarında günümüzde 500 civarında Kürt köyü bulunmaktadır…

 

Kulu, Cihanbeyli, Haymana, Bala, Polatlı ve Şereflikoçhisar gibi ilçelerde nüfus çoğunluğu Kürtlerdedir…

 

1960’larda Hattilerin ülkesine “sürülen” Hattilerintorunları “gönüllü sürgün” olarak diğer Hint-Avrupalı akrabaları olan Avrupa’ya giderek başka bir ironiye imza atmışlardır…

 

Yazıyı bitirirken bir soru; Avrupa’ya giden dünyanın değişik halklarından insanlar arasında neden sadece Kürtler hemen dil ve kültür olarak “entegrasyon” konusunda hepsine fersah fersah fark atmaktadır?..

 

“Asimilasyona” bu kadar direnen bir halk nasıl oluyor da konu “entegrasyon” olunca bu kadar “uysallaşmaktadır?”…

 

Avrupalılar sakın “akrabamız” olmasınlar mı?

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer Kultur-Sanat-Yasam haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya