80 MİLYON VATANDAŞ BEYNİNDEN VURULMAKTA, DÜŞÜRÜLMEKTEDIR..

80 MİLYON VATANDAŞ BEYNİNDEN VURULMAKTA, DÜŞÜRÜLMEKTEDIR..

TR’de 80 milyon vatandaş derin işgal ve soykırım çemberlerine alınarak soyıkırıma uğratılan sürülere çevrilmiş bulunmaktadır.. Bu derin işgal ve soykırım Osmanlının yıkımın ardından yüzyıldır kesintisiz sürmektedir.
Bu haber 2019-07-01 10:11:36 eklenmiş ve 670 kez görüntülenmiştir.

80 MİLYON VATANDAŞ BEYNİNDEN VURULMAKTA, DÜŞÜRÜLMEKTEDIR..

 

TR’de  80 milyon vatandaş derin işgal ve soykırım çemberlerine alınarak soyıkırıma uğratılan sürülere çevrilmiş bulunmaktadır.. Bu derin işgal ve soykırım Osmanlının yıkımın ardından yüzyıldır kesintisiz sürmektedir. Eğer Türkiye toplumu ve vatandaşı bu derin işgal ve soykırım operasyonlarını çözüp ekarte etmeyi başaramazsa  en fazla bir yüzyıl içinde iş-siyaset-stk sanat dünyasıyla birlikte Türkiye çökecek ve tarih olacaktır, 80 milyon vatndaşta soykırım ve köleliğe açık sürüler olarak he alanda harcanıp bitirileceklerdir..

 

Günümzde herkesin ve kesimin az-çok bildiği, giderek farkına vardığı gibi savaş biçimleri konvansiyonel ve klasik savaş yöntemlerini aşarak yeni bir boyuta geçmiş bulunmaktadır. Artık  yiyecek-içecekten, tohum-toprağa, havdan suya, buradan genoma savaş yeni bir safhaya, yeni bir boyuta geçmiş bulunmaktadır. Silah firmaları, İlaç ve gıda devleri, kartelleri, İsrail-abd gibi Siyonist yayılmacı işgalci soykırımcı terörist devletler insan aklının alamayacağı savaş yöntemleriyle bütün insanlığa karşı bir soykırım-saldırı moduna yüzyıldan fazladır geçmiş bulunmaktadırlar..

 

Örneğin ülkemizde yerli şeker pancarı yok edilirken her alanda insan beyni ve bedenini düşüren insanı yok eden Cargill firmasının nişasta bazlı şekerleri  ülkemizde giderek şekerli tüm ürünlerin ana bileşeni yapılmaktadır. Örneğin abd’de yasaklanan insanı direkt kanser yapan Round Up diye adlandırılan tarım ilacının kullanılması toptan yasakken, TR’de ise kullanmayana aptal muamelesi yapılmaktadır. Örneğin Rusya gibi gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerine girişini yasakladığı bazı firmaların malları TR’de herhangi bir engel ve denetim olmadan en yagın bir şekilde satılmaktadır. Ve işin garip yanı bırakın devlet ve siyaset alanını özel sektör ve stk alanının, hiçbir holding ve stk

bu saldırıları çözebilecek ne bir tek labratuvarı nede planı mevcut değil. Türkiye sivil toplumunun bu konuda bir tek planı yoktur. Bukuları ülke gündemine taşıyacak üniversite ve siyaset alanı da yoktur.. Vatandaş büyük bir körlük bataklığında ölüm uykularına çekilmiş bulunmaktadır.. 60’larda süt tozu gibi biyolojik silahlarla ülkemize saldıranlar günümüzde bu saldırıyı kat be kat büyütmüşlerdir..

 

 

Genom, tohum ve toprak politikası ile bütün dünya insanlığını köleştirmek, dünyayı işgal etmek, dünyanın bütün uluslarını köleleştirip düşürmek  için 24 saat çalışan küresel soykırımcı firmaların en büyük projesi olan terörist İsrail devleti sağlımızı, aklımızı her şeyimizi yok eden ürünlerini 24 saat ülkemize herhangi bir engele takılmadan ihraç etmektedir. Bütün hal meyve sebze pazarlarında buradan gelen tohumlar hızla ülkemizin dört bir yanına dağılmakta, bunların spreyleriyle yeşli dometesler saniyeler içinde kırmızıya bürünerek hertarafa dağıtılmaktadır.. Türkiye siyaseti ise bu işgal ve saldırıya karşı tam bir komedyen konumunda iktidar halkı aptal yerine koyup ey İsrail diye efelenirken, muhalefet daha beter durumda ellerinden gelse ülkemizi aynı gün İsrail vb. yapılara teslim etme ana politikaları.. Hiçbir muhalefet partisinin iktişdar olursak İsrail ve nato ile ilişkilere nokta koyarız ğızlarına bile almazlar.. Türkiye siyaseti iktidar ve muhalefetiyle dünya siyonizmine ve vatandaşın düşürülmesine hizmet etmektedir.. Bu hizmetini de bazen sağ-sol vb. ideolojileri kullanarak, Atatürkçülük-atakürtçülüğü kullanarak, ırk faktörü üzerinden bazende milli –manevi değerleri kullanarqak din üzerinden yapmaktadır.

 

Dünya tek devlet olursa başkenti İstanbul olurdu.. gerçeğinden hareketle dört bir yanı denizlerle çevrili, bütün insanlığın, bütün ana medeniyetleri, tarihi dokusu üzerinde yer alan, her şehrinin altında 9-10 tarihi şehrin yer aldığı  yılda en az 1 milyar turist çekecek olan boğazlara ve tarihi doku ve mirasa sahip olan ülkemiz de yoksulluk-yolsuzluk namussuzluğu, Siyonist –soykırımcı derin işgal oyunları nedeniyle dünyanın en zengin, en müreffeh toplumu olması gereken Türkiye toplumu içine alındığı soykırım ve düşürülme çemberleri, oyunları, plan-politiklar  nedeniyle adeta nefes alamaz bir konuma, fakirlik yoksulluk, hastalık çemberlerinde yok edilmeye  çekilmiş sürülere dönüştürülmüş bulunmaktadır.. Doğuya turist akını olmasın diye bir kara tren (doğu experesi) komedisi oynanırken batıda ise boğazlarımız yüzyıldır sahipsiz.. Bazende galata port gibi projelerle Siyonistlere peşkeş çekilmeye çalışılıyorlar..

 

Türkiye böylesine derin bir işgal altındayken, köy derneklerinden başlayarak, il-ilç dernekleri federasyon ve bölge federasyon ve konfederasyonlarıyla stk alanını  toplumu örgütlemesi gereken, belediyeleri, dernekler ve mahalle meclisleriyle, halkla birlikte yönetme, kontrol eden yöneten açık-şefaf bir demokrasi ve demokrasi kültürünün oturması için canını dişine takması gereken iktidar erki tam tersi yerel kamu alanını halkın denetiminden çıkararak stk alanını, demoratik kontrol mekanizmalarını kırarak ülkemize büyük bir darbe vuran gerici bir yapılanmaya kaymaya başladı. Bir başka deyişle yükü vatandaşla omuzlaması gereken iktidar erki rahat yolsuzluk ve hırsızlık oyunlarına yol açan bir yapılanmayla yükü dağıtmayarak altında kalrak ezieye ve bvitmeye başladı.. Bu gericilik sadece içerde değil dış coğrafyadada siyonizme derin işgale hizmet edecek şekilde gelişmeye başladı. Örneğin afrin askeri zaferinin kültürel ve siyasi ayağı yok edildi. Yüzyıllık tcnin asimilasyon ve inkar pitikalrıyla şehrin eğitim dili olan Kürtçe kaldırılarak insanlığa karşı bir suç olam asimilasyon politikalrıyla kürçeyi ortadan kaldırarak dinci çetelerin oyunlarıyla tr resmen işgalci konumuna çekildi..

 

Türkiyede demokrasi ve denetim olmadığı için herhangi bir bakanlıkta herhangi birine bir çanta dolar vererek istediğiniz kanunu geçirebiliyor, bu ülkeye istediğiniz gibi oynayabilyor, bu ülkeye istediğiniz darbeyi  vurabiliyorsunuz.. TC Önceki parlementer sistem diktatöryel, soykırımcı, ırkçı, totemci, darbeci karekterleriyle yüzyıla yakındır vatandaşı her alanda soykırıma uğratırken, harcarken..  Günümüzdeki mevcut başkanlık sisteminin yetersizliği de  her alanda ortaya çıkmakta, tek adam rejmininen yakın akrabasını dahi kontrol etmekten aciz olduğunu ortaya koymaktadır.  Bu sistemin tam demokrasiye geçişte acilen revizyona ihtiyaç duyulmaktadır..  Ülkemizle oynamaya set çekecek ne siyasal alan, nede doğru dürüst iş dünyası, ne stk alanı nede siyaset alanı yoktur. Türkiye toplumu 80 milyon vatandaşıyla ölüm uykularına çekilerek düşürülmektedir..

 

Siyasi partilerin siyasetin gündemi ise 80-90 milyon vatandaşla dalga geçer nitleliktedir. Damat mankene atladı, imamus atasına koştu, biri Atatürk olmadan, öbürü selo ve apo olmadan kurtulamaycağımızı.. Atatürkçülük-atakürtçülükle beyinlerimize 24 saat saldırırken..  bir diğeri ise bu ülkenin eşsiz hazinelerini, milli-manevi değerleri alet ederek vergilerini çarçur ederek dünyadaki siyonist sermayeye peşkeş çekmekte ülkemizin yer altı üstü hazineleri içerdeki hırsız ihanetçi kripto namussuz hırsızların da desteğiyle batılı soykırımcıların kasalarına yüz yıldır kesintisiz aktarılmaktadır..   aktarma ve soygun ya koalisyon hükümetlerinde bir gecede çıkarılan krizlerle  yada askeri darbelerle 100 milyarları aşan  dolar rakamlarıyla yapılırken, günümüzde ise 80 milyonun malı olan eşsiz hazineler, gömüler bir gecede mevcut alan kuşatılarak çıkarılarak yabancı derin işgalcilerle, yabancı istihbarat örgütleriyle  dışarıya çıkarılma, yok edilme iddiaları her tarafı sarmış bulunmaktadır..

 

Türkiye Osmanlıdan sonra 30-40 yılını sağ-sol, 30- 40 yılını kürt-türk, alevi-suni gerzeklikleriyle harcarken, günümüzde ne iktidar nede muhalefet Siyonist israil ve abd derin işgaline karşı tek bir adım atmamaktadırlar. TR yasaları hala yüzyıl önceki diktatöryel yasalar. Yukarda verdiğimiz binde bir örneklerle Türkiye vatandaşı ve toplumu aklı ve sağlıyla oynanan her geçen gün daha fazla soykırım ve köleliğe çekilen koyun sürülerine çevrilmektedirler.. Ülkemizde derin işgal ve Siyonistlerin kontrol edemediği tüm aile ve firmalar diken üstünde. Asyadan afrikaya bütün halkların 7 sülalesinin bütün bilgileri kraliçenin mosadın ciaların kasasında ve dünya halklarıyla diledikleri gibi oynuyorlar, bu datayı diledikleri gibi soygun ve soykırım operasyonlarında kullanmaktadırlar.. Bu yeni savaş konseptiyle yapılan saldırıyı tr’de büyük holdingler başta olmak üzere ne siyaset, ne iş dünyası, ne dernek nede federasyonların böyle bir gündemi yoktur.. Bu körlük bu derin işgal durdurulamazsa içinde bulunduğumuz yüzyıl içinde insan beyni ve bedenini yok eden bu saldırlar neticesinde TR’de düşmeyen, köleleşmeyen, harcanmayan tek bir, holding, firma, stk..  aile ve sülale kalmayacaktır..

 

Bu büyük saldıraları aşan daha büyük iddilarda mevcut. TRde dokunulmayan, dokunulmazlığı olan büyük bazı holding aile ve firmalvarlığı ve bunların ülkemizi derinden işgal etmeleri gibi durumlar da Türkiye toplumunun çözmesi gereken karanlık noktalar olarak önümüzde durmaktadır. Örneğin Siyonist katil natanahu soykırım yaptığı halde elini kolubu sallayrak dolaşırken ülkemizde işlediği bir cinayet v.sebeten ömür boyu hapse mahküm edilen bir sürü vatandaş var. Kürt siyasetçiler başta olmak üzere, Siyasi nedenlerden tutuklananlar harcanalar gırla. Bu hukuk kılıfı giydirilip vatandaşı yok eden, harcayan  yapı kimden güç almaktadır..

 

 

 Yukarda değindiğimiz soykırım ve kölelik operasdyonu bütün dünya halklarını da sarmalamış, düşürmektedir. İslam Dünyası ve Ortadoğu başta olmak üzere son bir yüzyıldır Milyarlarca insan soykırıma, işgale, sömürüye, köleliğe  açık koyun sürülerine çevrilmişlerdir.

 

Milyarlar sadece soykırıma, köleliğe işgal ve sömürüye açık koyun sürülerine çevrilmekle yetinilmemiş koyu derin bir faşizmle, koyu derin bir ırkçılıkla Afrikadan Asyaya halklar birbirine karşi ötekileştirilerek, sahte-suni devlet ve diktörlük sınırlarıyla ayrıştırılarak birbirini yiyen, birbirini tüketen milyarlarca geri zekalı iki ayaklı hayvan sürülerine çevrilmeye insanoğlu safarideki av hayvanına çevrilmeye çalışılmaktadır..

 

Soykırımcı siyonist emperyalizm, soykırımcı küresel firmalar  aynı millet olan Arapları atomuna kadar parçalamış, irili ufaklı devletçik ve diktatörlüklere ayrıştırarak arap halklarını koyu bir diktatörlük çemberine alarak bilimden, özgür iradeden, özgür düşünceden yoksun sahte prens, sahte kral, sahte devlet olan diktatörlerin, diktatörlüklerin kendilerini harcadığı milyonlara varan bir sürü oluşturmuşlardır. Bu sürü içinde biri sistemi sorgulamaya başladığında ise gazeteci Cemal Kaşıkçı örneğinde görüldüğü gibi cia-mosad operasyonuyla diri-didri doğranmakta, bu doğramayla birlikte söz konusu diktatörlük ise donuna kadar soyulmaya araç yapılmaktadır. Ve  Mursi gibi sistemi değiştirmeye çalışanlar binbir diktatörlük oyunuyla kuşatılarak şehit edilmekte, günde onlarca insanın kellesi vurulmaktadır..

 

Ön Asya ve Turki Cumhuriyetlere geldiğimizde yolda 3-5 kişinin yan yana konuşup yürümesinin bile neredeyse yasak olduğu, sistemi sorgulayanların anında imha ve yok edildiği, faili meçhul yapıldığı yine sahte suni sınırlarla kuşatılmış bir mafya ve çete devletçikleriyle Türki halkların içine haps edildiği, nefes alamadığı bir cehennem ortaya çıkmaktadır..

 

Buradan biraz aşağıya İrana indiğimizde ise 20-21 . yüzyılın en koyu kölelik rejmi, dünyanın en gelişmiş işgal ve kölelik rejmi olan molla rejmi karşımıza çıkmaktadır.. Mola rejmi TR’de ülkenin atomlarına kadar işleyen TR’yi derinden işgal eden Fetö terörünün iran versiyonu ve gezegendeki en derin yapılanması olarak Medeneyitlerin beşiği olan Persiada özgür iradesi, özgür düşüncesi elinden alınmış, giyim, kuşam ve yiyeceğine dahi karışılan resmen köleleştirilen, güdülen milyonlarca  bir sürü oluşturulmuştur.  

 

Mola rejminin en belirgin özelliği siyonist emperyalizmin düşümanı gözükerek sürekli Müslümanlara saldırmasında yatmaktadır. Bir başka ifadeyle iranı ele geçiren Siyonist damar yüzyıllardır iran halkını düşürme, kölelştirme ve iran halkın rekli Müslümanlarla çatıştırarak dünya siyonizmine en büyük desteği ve hizmeti yapmaktadır..

 

Tabi bu hizmetin karşılığını da bir avuç köleleştirici kripto fazlasıyla almaktadır. Örneğin gecekonduda doğmuş üç kuruşu olmayan bir kripto mollanın günümüzde serveti milyonları geçin birkaç on milyar dolardır..  Bir başka deyişle bir ulusu köleleştirme ve düşürmenin bedelini dolar ve altın cinsinden fazlasıyla almaktadırlar.. Ve bu kural ön asyadan afrikaya halklarını ve vatandaşını düşüren tüm diktatör ve rejimler için geçerlidir. Halklar kölelştirildikçe, düşürüldükçe kripto iş-siyaset, yönetim, güvenlik erki şiştikçe şişmektedir..

 

Bu soykırımcı-köleci sistem küresel Siyonist soykırımcı firmalrın 1. ve 2. Dünya savaşını tertipleyip Çerlık ve Osmanlı gibi impartatorlukları yıkması ve japonyayı iki atom bombasıyla vurmasının ardından gezegendeki bütün halklara dayatılan bir sistem olarak hergeçen gün dünyamızı yaşanılmaz bir cehenneme çevirmiş bulunmaktadır.. 

 

Buradan çıkışın bazı işaretlerini “ trnin çöküşü ve çıkış kodları” bir önceki makalemizde vermiştik..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Diğer Medya-Analiz haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya