MÜBAREK AY, “ MÜBAREK SOYGUNLARA” VESİLE OLMASIN...!

MÜBAREK AY, “ MÜBAREK SOYGUNLARA” VESİLE OLMASIN...!

Kontrol mekanizmalarını felç eden hırsız namussuzlar şatafatlı iftar sofralarında baş gösterirken... Sıradan aç vatandaşa verdikleri çay ve çorbalarla bu mubarek ay boyunca servetlerine nasıl servet katacaklarını, halkın ödediği vergileri nasıl iç edeceklerini de çoktan, bir önceki yıldan planlamış bulunmaktadırlar...
Bu haber 2017-05-28 14:54:40 eklenmiş ve 892 kez görüntülenmiştir.

MÜBAREK AY, “ MÜBAREK SOYGUNLARA” VESİLE OLMASIN...!

 

Son 10-15 yıldır sürekli STK’larla iç içe, sürekli içinde olmakla birlikte STK alanında dönen oyunlara da sürekli tanık olmaya, elimizden geldiği kadar engellemeye, dönen oyunları hem STK’larda yer alan bir aktör olarak, hemde basın olarak sürekli kamu oyuna taşıyoruz.

 

Son 10-15 yıldır Türkiye ülke olarak ağır badireler atladığı gibi, ağır badirelerden geçmektedir.  Ülke olarak ağır bir çürütücü atmosfer altına kaymış bulunmaktayız. Eskiden din, dindar, Müslüman dendiğinde insanlar iç alemlerinde adeta hazırola durur saygı duyarlardı. Günümüzde öyle ilginç bir duruma kayıldı ki toplumun tüm kutsalları, toplumsal tüm değerler adeta yerle bir edildiler. Nasıl ki sol-sağ, siyaset, tarikat... dendiğinde akla hertür oyun ve çürümüşlük geliyorsa... Din, dindar, Müslüman dendiğinde toplumun bilinç altında adeta tam tersi kelimeler çağrışım yapmaktadır. Her alanda adeta toplumun genleriyle oynanmış, toplumun tüm değer yargılarının çürüdüğü ağır bir atmosfer tüm ülkeyi sarmış bulunmaktadır. Ülke genelinde toplumsal kontrol mekanizmaları felç edilmiştir. Yolsuzluk ve yoksulluk, ağır bir borçlanma giderek ülkeyi sarmaktadır...

 

Medya olarak tarafsız bir şekilde toplumsal geriliği, çürümüşlüğü, yolsuzluk ve yolsuzluğu kamu oyuna taşırken, stk, sivil toplum alanına bilgi taşırken...  hile, haram,  hırsızlık, çeteleşmelerle... topluma, toplumsal alana, kamuya, bir bütün olarak ülkemize, vatandaşa  zarar verenlerin yeni değil 30 yıldan fazladır bir numaralı hedefleri olduk.  Ülkemiz dün olduğu gibi günümüzde de dürüst namuslu vatandaşlar için adeta büyük bir hapishaneye çevrilmiş bulunmaktadır.

 

Medya olarak toplumsal alana büyük hizmetler sunarken bölge nüfusumuzun 1. 2. 3. olduğu hiçbir ilçede 1-2 istisna dışında basın olarak gram ilan alamazken; yerel yönetimler başta olmak üzere toplumsal alanla ülkeyle oynayanların hedefi oluyor, yayınlarımızın kesilmesi içinde hertür oyuna maruz kalıyoruz.

 

Sadece yerel yönetimler değil, hukuk olmadığı içinde... kamu-devlet alanında da aynı ambargoyu fazlasıyla yaşıyoruz. Büyük bir kamu hizmeti sunmamıza rağmen devlet kurulduğundan beri derin bir  işgal altında olduğundan iç ve dış derin işgalciler tarafından vatandaş ablukaya alındığından dolayı kamu kanalında da, devletten firmamıza bir lira kredi alamadığımız gibi, 30 yıldan fazladır gasp edilen hiçbir hakkımızı bile hukuki olarak arayamıyoruz. Ama her ne hikmetse bazıları hukuktan, adaletten, demokrasiden bahsediyor, vatandaşla gırgır geçiyorlar... Ülkemizde hukuk kişi yada topluluğun gücüyle doğru orantılıdır. Kişden kişiye, vatandaştan vatandaşa değişen bir ucubeye dönüşmüştür... Güçlünün hukuku, güçsüzün ezilmesi hukuku, kabile, klan hukuku geçerlidir. Bugün güçlü olan eziyor, yarın düştüğünde kendisi eziliyor...

 

Hukuk ve kontrol mekanizmalarının yetersiz olduğu ülkemizde, özellikle yerel yönetimlerde gizli, açıktan oluşan çeteleşmeler hem ülkeyle, hemde STK alanıyla çok profesyonelce oyun oynmaktadırlar. Ortaya koydukları oyunlarla hem STK’ları, hem halkı, hemde ülkeyi düşürmeye, yolsuzluk ve yoksulluk'u yaymaktadırlar... 

 

Kişiliksiz, namussuz insanlara kravat tak, önünü aç, koltuk ver, onunla ona yakın dürüst ve düzgün hemşeri, arkadaş, ona yakın... olanları düşür, paketle, sonra hırsızlık namussuzlukla bu kişiliksizi zengin et, iş yeri üstüne işyeri açtır, dosyalarını tut, ele geçir... Büyük beyfendi iş adamı yap...

 

Toplumun vatandaşın düşmanı kişliliksiz hırsızları tesbit et, bilmem ne başkanı diye ceplerini para ile doldur, ihale ver, hertür desteği sun... şişirdikçe şişir... Destek arkamda oyunlarıyla, namussuzlar sürüsü vatandaşı ülkeyi diledikleri gibi soyuyorlar... Savulun büyük başkan-başkanlar  geliyor...

 

Adam firma kelimesi nedir bilmez, matbaanın yanından geçmemiştir, hayatında bir tek firma kurmamıştır... Ama bir bakıyorsun büyük bir iş adamı diye fırlamış  çıkmış... Jipler, ihaleler, 5 değil 25 vakit namaz kılmalar...

 

Çeteler saf-temiz vatandaşı işi kanuna uydurarak önünü açmışlardır. Kirlenen bu vatandaş önde onlar arkada kimi kağıt kalemle, kimi maydanoz, un alıp vermekle... Halkın vergileri iç edilir. Olmadık yere olmadık firmayı dikerek, olmadık yere ruhsat vb. verilerek işi kanununa uydurarak çuval çuval para götürürler...

 

Bu mubarek ayda da perde arkasında çeteler, perde önünde saftirik hırsızlar işi kitabına uydurarak, makrana su ve çorbayla kutsal dinimizi, kutsal ayımızı yine soygun ve hırsızlık ayına çevirmeye bakacaklar. Çünkü ortada yeterli kontrol eden bir halk ve stk olayı yok, bunları yazacak deşifre edecek bir basın yok. Kontrol mekanizmaları felç edilmiş durumda... 

 

Kontrol mekanizmalarını felç eden hırsız namussuzlar şatafatlı iftar sofralarında baş gösterirken... Sıradan aç vatandaşa verdikleri çay ve çorbalarla bu mubarek ay boyunca servetlerine nasıl servet katacaklarını, halkın ödediği vergileri nasıl iç edeceklerini de çoktan, bir önceki yıldan planlamış bulunmaktadırlar...

 

Vatandaşa önerimiz aç kalın, açıkta kalın ama sizin açlığınızı, zor durumunuzu kullanarak siz hırsılığa namussuzluğa alet etmelerine izin vermeyin.  Belediyelerin düzenledikleri, verdikleri iftarlara gitmeyin... Mübarek ayda hem orucunuz bozulmasın, hemde sizin zor durumunuzdan faydalanarak  halkın ödediği vergilerin çalınmasına alet olmayınız...

 

Taki bu ülkede demokrasi oturup, kontrol mekanizmaları işlediğinde, hukuk çalıştığında, halkın kendi temsilcilerinin kendisi seçtiğinde, hırsızlık ve namussuzluk yapılmadığına emin oluncaya kadar birilerinin verdiği makarna ve poşetleri almayınız... Alırsanız çocuklarınıza da aynı geleceği yolsuzluğu ve yoksulluğu miras bırkatığınızı, hem bu dünyanızı, hemde öteki dünyanızı kayb ettiğinizi unutmayınız...

 

BASINDAN BİR İFTAR HABERİ...

Önce iftar verip sonra katılanları soydular

Tarlabaşı halkı o gün bir işadamının iftarına davetliydi. İftara yarım saat kala alan dolmuştu. Ezanın okunması bekleniyordu. Bu bir iftar değil hırsızlık çetesinin yeni planıydı aslında.

ÇOK GÜNAHA GİRİYORUZ İFTAR VERELİM

Mehmet ve adamları 1 ayda 1 milyon TL’ye yakın hırsızlık yapmıştı. Çetesiyle yaptığı toplantıda gülerek, “Ramazan başladı. Çok günaha giriyoruz. İftar verelim” dedi. Çete üyesi Ali ise  "Patron 30 gün iftar versek yine günahlarımızdan arınamayız” deyince odada kahkaha koptu. Mehmet Tarlabaşı’nda iftar için hazırlık yapılması talimatını verdi.

300 KİŞİ GELDİ

Hırsızlık çetesi bu akşam iftarı veriyordu. Menüde çorba sandviç ve meyvu suyu var. O İstanbul’u soyan çete üyeleri biranda hayırsever bir insana dönüşmüşlerdi. Bu oyunun başka bir parçasıydı. Yavaş yavaş iftarın yapılacağı alan dolmaya başladı. 300 kişiye göre hazırlık yapıldı. Ezanın okunmasıyla iftar başladı.

İFTAR YAPANLAR SOYULMAYA BAŞLANDI

Huylu huyundan vazgeçer miydi. Kan emici çete ezanın okunmasıyla tekrardan şeytana dönmüştü. Mehmet’te iftara gelmişti. Sandviç yiyerek meyve suyunu içti. En yakın adamı Ali’nin kulağını eğilerek, “Ali bu gelenlerin cüzdanlarından iyi şeyler çıkabilir” dedi. Ali iftardaki adamlarını harekete geçirdi. Çete hırsızlığa başladı. Çok kişinin cüzdanı ve telefonu çalındı. Vicdansız Mehmet iftarın parasını katılanlardan çıkarmıştı bile.

O POLİS DUYMAMALIYDI

Poliste hummalı bir çalışma vardı. İsimler ve adresler belirlendi. Sabah operasyon başlayacaktı. Büro Amiri Turan, “İnşallah şu Mehmet yakalanır” dedi. Operasyon için diğer şubelerden destek istendi. Bilgilendirildi. Ancak bu operasyonun duymaması gereken biri duymuştu.

SABAH KAHVALTI İPTAL DOSTUM

4. sınıf emniyet müdürü olan polis şefi Mehmet K. ile yakın ilişki içindeydi. Tam isimleri bilmiyor ama operasyonun hırsızlık çetesine yönelik olacağını biliyordu. Hemen Mehmet’i arayarak şifreyi verdi:” Sabah kahvaltı iptal dostum.” Mehmet hemen valizine toplayarak ilk uçakla yurt dışına çıktı.

MEHMET KAYIP

500 polis sabah eş zamanlı olarak 8 ayrı ilçede operasyona başladı. Mehmet K.’nın 24 adamı gözaltına alındı. Ama çete lideri Mehmet hiçbir adreste yoktu. Polisler üzülmüştü biraz. Yakalamayı yemin ettiler. Mehmet’in peşinibırakmayacaklardı.

MUTLAKA DÖNECEKTİ

Mehmet’in 172 suçtan kaydı vardı. Çeteyi ve sakladığı paraları burada bırakamazdı. Mutlaka dönecekti. Ve beklenen oldu. Mehmet adamlarını büyük bir hırsızlık olayına hazırlıyordu. Adres belirlenmişti. 50 polis aynı anda baskını yaptı. Bina sarılmıştı. Kaçacak delik yoktu. O beklenen 1 numaralı hırsız Mehmet kelepçeli halde polislerin kollarındaydı. İstanbullu bu gece rahat uyuyabilirdi.

 

Kamuda, yerelde ise bu soygunlar birilerine firma kyurdurarak, aynı firmalardan fahiş fiyatlardan mal ve hizmet alınarak  ihaleler vb. yollarla, işi kitabına udurarak yapılır... Belediyelerin iftar vermesi yasaklanmalı. İftar hizmeti ihale usuluyle şefaf bir şekilde firma ve derneklere verilmelidir, herşeyden önemlisi her il-ilçede stk, halkın içinde olduğu kontrol mekanizmaları acilen hayata geçirilmelidir...

 

Not : Bu yazı dini bir soygun ve sömürü alanı olarak kullanan münafıkları, namussuzları, hırsızları deşifre için yazılmıştır. Gerçek Müslüman, dindar insanların haram yiyicilerin günahlarına alet olmaması için uyarı yazısıdır.

İftar, oruç, Ramazan Ay’ını dinimizin emrettiği gibi yaşayan tüm müslüman kardeşlerimizin Allah hayır, dua ve ibadetlerini kabul etsin, her iki cihanda onları sıkntılardan, dertlerden korusun...

 


 

Diğer DİN KÖŞESİ haberleri
Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya