“Kafesin biri kuş aramaya çıkmış”


Bu makale 2015-01-17 12:19:12 eklenmiş ve 1624 kez görüntülenmiştir.
Süreyya Çinik

“Kafesin biri kuş aramaya çıkmış”

Böyle der Kafka…..Derin anlamlar içeren aforizmasında.

Kafka, için yaşam , “sorumluluklar yumağı içinde ve bireylerin özgürlük yanılsamaları ile avunduğu kocaman kafes” den başka bir şey değildir. .

Kafka, “Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı” derken, içine doğulan toplumun ve dünyanın tüm kurumlarıyla birlikte insanı nasıl esirleştirdiğini bu metaforla anlatır.

Kafes kuş aramaya çıkar?  Çünkü kafesin işlevi kuşu avlamak ve onun özgürlüğe uçmasını engellemektir. Bu yüzden boş kafes kendisini mutsuz hisseder ve kuş aramaya çıkar.

Ayrıca bazı insanların da merakı, kafesler için binlerce milyonlarca kuş bulmaktır.

Genellikle de bunu başardıkları bile olur.

Çünkü avcının, avı için elinde her türden yemi mevcuttur.

Kimi insanlar, para- yalancı şan-geçici şöhret için genellikle gönüllü bile kafese girer

Şato isimli romanda K. kendini kabul ettirebilmek için kafese girmeye rıza gösterir.

Dava da K.’nın çevresi, bürokrasi, yargı, din, iş dünyası gibi kurumlarla ve kafese girmiş insanlarla çevrilmiştir. İktidar otoritesi adeta avını aramaya çıkmış kafesi andırır. İnsan, kafesin içine doğar ve kafesten kaçtığını sandığı her an bir başka kafes onu çevreler. Dava’da K. tutuklanır, onun diğer insanlardan tek farkı K.’nın içine kapatıldığı kafesin farkına varmış olması ve onun dışına çıkabilme çabasıdır.

Farkına varmamak insanları huzurlu kılarken farkında olmak, K.’nın mutsuzluğunu belirler. Sonuçlarına katlanmak şartıyla kendi var oluşumuzu belirleyebiliriz. K. kararını verir ve sonuçlarını da kabullenir.

 

Tüm çevreyi sarmış olan toplum otoritesi, çevre baskısı insanları her aşamada şekillendiriyor.

Hepimiz, içimizde korku, endişe, kaygı, tutku, hırslar, cehalet, batıl inanç, saplantılar,  bağnazlık, önyargılar, yıkıcı duygular ve düşünceler ve maskelerden oluşan çelik parmaklı kafesler taşıyoruz.

Ne kadar da özgür olunması gerektiğini savunsak da, davranış dünyamız bu nedenle esaret dolu.

Hal böyleyken kişi kendini tüm bunlardan soyutlayabilir mi?

 

Yanıt kendimizde;  evrensel değerler, insan hakları, bireysel haklar ve özgürlüklere saygı, aydın olma durumuzla alakalı.

Şöyle bir etrafınıza, insanlık tarihine bakın; iyilikler aralıksız sürseydi, kahramanlara hiç ihtiyaç olur muydu?

Kötülükler sonsuza kadar sürseydi, kötünün yaşam hakkı hiç olur muydu?

 

Aydınlık, karanlığı aralıksız takip edecek, karanlık ışığı boğmak için tüm argümanlarını kullanacak. Bu amansız iyi-kötü, güzel-çirkin, savaş-barış,

Suç-ceza insanlık var oldukça devam edecek, yaşamın diyalektiğidir bu.

 

Ne var ki, günün birinde kafeste bir delik açılır, bazı kuşlar özgürlüğe uçup giderler.

Ancak çok az kişiye nasip olan bu hal, uyanmış ve farkındalıkla yaşamanı bilinçlice sürdüren az sayıda insana verilmiş bir fırsattır.

Bu insan kim olduğunu ve hayat amacını bilir, buna göre yaşar.

İçinde yaşadığı çevre ve evrensel düzeni anlar, saygı duyar, sever, onunla uyum ve denge içinde yaşar. Önemli olan, Rüzgârın önünde bilinçsizce yuvarlanıp giden yaprak olmayıp, bu evrende işgal ettiği yerin hakkını bilgelikle verebilmektir. .

 

Aydın insan, Yaşam muhasebesini yapmak için bir münzevi gibi mağaraya çekilmeyip, zorlu gündelik yaşamın içinde cesaretle yürümeği seçer.

 

Özgürlük için insanlık yüzyıllardır çok ağır bedeller ödemiştir.

Özgür olma isteği, insan iradesinin bir seçimidir.

Bu istek için, tüm ön yargıların köleliğinden kurtulmak gerekir.

Bir bedel ödemeyi ve fedakârlığı gerektirir.

 

Zaten Özgürlüğü değerli kılan da onun için verilen mücadele değil midir?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








http://www.dogukultur.com  Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya