OKUMUYORUZ!


Bu makale 2018-05-08 06:45:32 eklenmiş ve 4041 kez görüntülenmiştir.
Yasar Geler

OKUMUYORUZ!

 

Okumuyoruz! Okumuyoruz! O-ku-mu-yo-ruz!  

Okumadığımız için anlamıyoruz. Anlamadığımız için yorumlayamıyoruz. Yorumlayamadığımız için de eğriyi-doğruyu, iyiyi-kötüyü vb… bulamıyoruz. Sonuçta kulaktan dolma ve sürü misali her söylenene kanıyor, körü körüne birilerinin arkasından koşturmaya devam ediyoruz.

 

Zaman bilişim çağı. Özelliklede sosyal ağlarla iç içeyiz. Zamanımızın % 60’ ı neredeyse sanal sosyal ortamlarda geçiyor. Gerek telefon, gerekse bilgisayar başında onlarca zaman geçirmemize rağmen kayda değer bir gelişmemiz de yok. Sanal Sosyal Ortamlar almış başını gidiyor. Etkin kullanıldığında neler yapabileceği de ortada. Nüfusun neredeyse % 80’ i zamanının büyük bir bölümünü bu ortamlarda geçiriyor. Ancak eğitim, öğretim, gelişim, kültür ve iletişim alanında ilgili ya da mesleki anlamda ilgili olan oran sanıyorum ki % 10-15 civarında. Çünkü okumuyoruz. Sosyal paylaşım ortamlarını inceliyorum, neredeyse % 30 civarında Sosyal paylaşım-iletişim gurupları mevcut. Bu guruplarda ki paylaşımları inceliyorum, yapılan paylaşımlar hep kes-kopyala-yapıştır türünden. Aynı anda onlarca paylaşım arka arkaya… Gören, bilen, duyan, okuyan ya da anlayana aşk olsun. Gurupları geçin, kişisel sayfalarda da durum pek farklı değil. Bir paylaşım yaparsın on saniye içerisinde onlarca hatta yüzlerce beğeni. Bu sizi mutlu eder. Mutlu eder etmesine de, anlam ifade eder mi? Orası muamma! Ha bu beğenilerde genellikle görsellerde(resim-fotoğraf) .  Yorum, neredeyse sıfır. Yazı, makale, şiir vb. paylaşımlarda beğeni ya da yorum neredeyse hiç yok. Neden? Çünkü okumuyoruz. Okumayı sevmiyoruz. Okumaya zaman ayırmıyoruz. Okursak, düşünmek zorunda kalırız. Düşünmeye başlarsak yorum yapma ihtiyacımız doğar. Sonra fikir üretimi vs… oooo dünyanın yolu kim ister bunu, hazırcılık ve kolaycılık varken. Hatta başkasının aklıyla hareket etmek varken, değil mi? Bunun gibi önemli bir duruma kim zaman ve emek harcasın. Bir fotoğraf görüp, bir tıkla beğeni varken.

 

Sağlıklı düşünceler, sağlıklı beyinlerde gelişir. Okur, anlar, analiz-sentez yapar, yorumlar ve fikir üretir. Düşünür ve üretmeye başlar. Böylece yanlışı-doğruyu fark eder. İyiyle- kötüyü ayırt edebilir. Kimseye kul-köle olmak istemez ve olmaz. Hatta kendi ürettiğini satmaya çalışır. Toplumun bir kesimi kendi fikirlerinden yararlansın ister. Toplum için çalışayım, toplum benden yararlansın, fikirlerimden yararlansın umar. Bundan önce de birkaç defa buna benzer yazılar yazdım. Bu konuyu (okuma konusunu) anlatmaya çalıştım ama nafile. Olmuyor, yapamıyorum, başaramıyorum! Ama ben inatla bu okuma konusu üzerinde durmaya devam edeceğim. Okulda bile okuttuğum, yetiştirmeye çalıştığım öğrencilerime özellikle okuma alışkanlığı kazandırmaya özen gösteriyorum. Küçük yaş guruplarında bunu rahatlıkla başarabildiğimizi düşünüyorum. Ama ne hikmetse otra okul, lise, üniversite ve meslek yaşamlarında bu oran kronolojik olarak düşmeye başlıyor.

 

Her yazar-çizer gibi ben de isterim ki, yazdığım ve yayınladığım bir yazımı okur kitlesi okusun, yorumlasın, eleştiri ve kritik yapsın. Yapsın ki, ben de kendime çeki düzen vereyim. Eksiğimi fark edeyim. Hatalarımı ve yanlışlarımı göreyim ve doğruyu yakalayayım. Kişiler beğenilmese de, fikirleri benimsenmese de okunmalı bence. Okunmalı ki, farklı düşünceleri tahlil edebilme şansın olsun. Bunun için, mutlaka ama mutlaka o-ku-ma-lı-yız!

 

Sosyal ağ ya da sosyal ortamın anlamı veya amacı, sosyalleşme, geniş çevre edinme ve geniş kitlelerle iletişim kurmaktır. Zaman zaman sosyal paylaşımların ne kadar önemli ve etkili bir araç olduğunu bilmekteyiz. Ama bir o kadar da sanal sosyal ortamlarda kaybolduğumuzu, yapayalnız kaldığımızı, toplumdan soyutlanmış olduğumuzu ve asosyal bir insan kitlesi oluşturduğumuzu da bilmemizde yarar var. Tanrının ilk emri de ‘’OKU!’’ değil mi? O halde okuyalım arkadaşlar. Mutlaka okuyalım. Okuyalım ki, kültürümüz genişlesin. Rahatlıkla konuşabilelim, yazabilelim. Kelime dağarcığı az olan bireyle ne konuşabilirler ne de yazabilirler. Kendimizi rahatlıkla ifade edebilmenin, anlatabilmenin yolu okumaktan geçiyor. Sınır yok, kimi, neyi istersen onu oku. Ama illa ki oku. Umarım ki bu yazımı sonuna kadar okursunuz.  Geçmişte bir arkadaşımla ilgili bir yazımı paylaşmıştım. O arkadaşım, başından bir paragraf sonundan bir cümle okumuş ve beğeni yapmış. Sonra itiraf etti ki yazıyı sadece başlığıyla değerlendirmiş. Yazımı tam olarak okudun mu? Ve yazının içeriği ile ilgili bir şeyler sorduğumda okumadığını ifade etti. Ama hakkını yemeyeyim beğeni butonunu kullanmıştı arkadaşım. Lütfen bunu yapmayalım arkadaşlar. Bir yazının okunması en fazla beş dakika zamanınızı alır. Mutlaka okuyalım hatta kritik yapalım, sonra da yorumlayalım.

Yaşar GELER - Uz. Eğitimci-Yazar

 

HOŞGÖRÜ VE KARDEŞLİK

Hoşgörü, insanların birbirine karşı iyi niyetli yaklaşımı, olumlu tutum ve davranışları, samimi ve içten duyguların sunumu şeklinde tanımlanabilir.

Hoşgörü hem insanlar, hem toplumlar için geçerli bir duygu durumu olduğuna göre sadece kişileri ilgilendirmiyor. Her kesimi, her toplumu, her zümreye ilgilendiriyor.

Hoşgörü bir yaklaşım biçimidir. Kişi olarak her insanın, kendinden farklı insanlara duygularından, düşüncelerinden dolayı olumsuz bakmamaları, her kişiyi, her zümreyi, her toplumu olduğu gibi kabul etmelidir.

Elbette ki hiç bir kişi kendi benliğinden, duruşundan, düşüncesinden vazgeçmez ve de vazgeçmemelidir. Hiçbir insan dili, dini, ırkı, siyasi düşüncesi nedeniyle ötekileştirilmemeli, kenara atılmamalı ve yalnızlaştırılmamalı.

Hele hele yakın bir zamanda başlayacak olan Ramazan ayı, insanların dayanışmasını, yardımlaşmasını ve kaynamasını sağlamaya yönelik bir ay olmalıdır. İslam dini de zaten Hoşgörü dini değil midir? İyi ahlaka sahip olunmasını emretmiyor mu? Hatta günümüzde dinler arası diyalog ve hoşgörünün geliştirilmesine çalışılmıyor mu? Aslında her şeyden önce insan olmak gerekir. İyi insan olduğunuzda her şeyi kolayca çözebilirsiniz. Ülkemiz mozaik yapıda bir ülkedir. Alevisi -Sünnisi, İslamı-Hıristiyanı-Yahudisi, Türkü-kürdü-lazı-çerkezi, inananı-inanmayanı, hepsi bir arada yaşayan bir mozaikten bahsediyoruz. Bu parçaların tamamı 780.000 km karelik alanı doldurup yıllardır kardeşçe yaşayabilmişlerdir. Dileğimiz o dur ki, bundan sonra da böyle olmalıdır.

Öyle bir dünya inşa edilmeli ki, savaş diye bir kavram olmamalı, kötülük diye bir duygu hissedilmemeli, insanların ya da ülkelerin birbirinin malında, mülkünde, toprağında, petrolünde, suyunda gözü olmamalı. Hırsızlık eylemi diye bir kavram olmamalı. Gariban insanların ceplerindeki birkaç kuruşu asalak yaşayan insanlar tarafından alınmamalı. Kadınlarımız, kızlarımız alçaklar tarafından kapkaça, cinsel istismarlara, tecavüzlere maruz kalmamalı. Hiç kimsenin zorla ya da maddi zorluklarından dolayı organları çalınmamalı. Hiç bir ülke, kendini süper güç diye tanımlayan aç gözlü, gözü dönmüş, alçak ve hain emperyal güçler tarafından işgal edilmemeli. Kimsenin petrolü ve ülkesinin öz kaynakları başka bir kapitalist ülke tarafından gasp edilmemeli.

Ülkemizin bölünmez bütünlüğü, vatansever her birey tarafından sahiplenmeli ve korunmalı. Tüm bunlar hoşgörü ve kardeşlik duyguları ile yapılmalı. Yeryüzünde ki tüm insanlar, mesut, mutlu, kardeşlik ve barış ortamı içerisinde özgürce yaşamalı.

Çocuklar, gençler, kadınlar, kızlar, analar, babalar, bacılar, kardeşler herkes ama herkes kardeşçe, yan yana, kol kola, omuz omuza, diz dize, el ele geleceğe umutla bakmalı. Umutsuzluğa yer olmamalı. Kötülüğe fırsat verilmemeli.

 

Yaşar GELER

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








http://www.dogukultur.com  Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya