Medyanın Tanrısal Gücü


Bu makale 2017-09-09 19:03:16 eklenmiş ve 223 kez görüntülenmiştir.
Mesih Erol

Medyanın Tanrısal Gücü

 

21. yüzyılın en vaz geçilmezleri haline gelen medya ve bu medyayı çıkarları doğrultusunda kullanan devletler ve şirketler medyanın tanrısal gücünü kullanarak toplumları istedikleri gibi dizayn ediyorlar.

 

Geçmişteki iletişim ağlarına, iletişim araçlarına baktığımızda ve günümüzdeki iletişim ağlarını göz önünde bulundurduğumuzda arasındaki farkın farkına varmamak mümkün değildir.

 

Geçmişe nazaran medya ve iletişimde olaylar günümüzdeki gibi acımasız bir hale bürünmemışti.

 

Günümüzde  medya, insanların ve toplumların maddi ve maneviyatının nasıl olması gerektiğine karar verir hale gelmiştir. Hangi marka kullanılacak, hangi markete gidilecek, hangi marka araç alınacak, hangi semtten ev alınıp oturulacak,  hangi üniversitede okunacak hatta neye karşı ne hissetmemiz gerektiğine bile karar verecek hale gelmiştir.

 

Medyanın, iletişimin, reklamın insanların hayatını, toplumların yaşamlarını ve kültürlerini  ‘’ Tanrısal Bir Güç’’ olarak denetimine almış durumda.

 

Medya  dünya toplumlarını öyle bir hale sokmuştur ki, insanı insana,  insanları toplumlara  ve toplumları kendinden iğrendirir hale getirmiştir.

 

Bir an düşünün ki dünyadaki beyaz insanların çoğu siyah dediğimiz zenci insanları neden sevmez ve onlar hakkında  herhangi bir bilgi sahibi olmadığımız halde  onlara karşı neden ön yargılıyız? Ön yargılıyız, nefret doluyuz çünkü medya her alanında bizlere ulaşıp nefret söylemlerini yaşamımızın her dakikasında aşılıyor. Yani yaşam dediğimiz hayatta her dakika medya bizleri amaçları doğrultusunda zehirliyor.

 

Irkçılık, yabancı korkusu ve düşmanlığı, taraf tutma, ayrımcılık, cinsiyetçilik, homofobi vb etkenler medyanın bizlere aşıladığı nefret söylemlerinden kaynaklanır.

 

Yıllar önce tesadüfen izlediğim bir videoyu hatırlıyorum yaşamımı çok sarsmıştı. Bu videoyu izledikten sonra medyanın ve iletişimin ‘’Tanrısal ve Ulaşılmaz Gücü’’ insanların ve toplumların ruhunun ve beyinlerinin üzerinde yapılan bu sosyal deneyle ancak bu kadar etkili olabilir diye düşündüm.

 

Bir sosyal deney olan bu deney şöyle gerçekleşiyor: Bir masada oturan siyahi bir kız çocuğu var. Muhtemelen 5,6 yaşlarındadır. Önündeki masada ise oyuncak olan  bir beyaz ve bir de siyah bebek var.

 

Siyahi kız çocuğuna soruyorlar:

•          Hangi bebek siyah?

Cevap siyah bebek oluyor.

      -Hangi bebek beyaz?

           Cevap beyaz bebek oluyor.

      -Hangi bebek sevimli?

           Cevap beyaz bebek oluyor.

      -Hangi bebek kibar?

          Cevap beyaz bebek oluyor.

      -Hangi bebek kötü?

Cevap siyah bebek oluyor.

 

     -Hangi bebek iyi?

 

Cevap beyaz bebek oluyor.

Neden bu bebek iyi diye sorduklarında bebeğin beyaz ve mavi gözlerinin olduğunu söylüyor. Hangi bebek çirkin ve neden diye sorduklarında ise siyah bebeği gösterip çünkü o siyahtır diyor.

 

Sosyal deneyin son sorusu ise ‘’Hangi bebek sana benziyor?’’  diye soruluyor. Çocuk ağlamaklı bir yüz hali ile soru soran kişinin gözlerinin içine bakarak , ‘’Siyah bebeği’’ gösterir.

 

Bunu hikaye etmemin maksadı  bir çocuğu ve binlerce çocuğu kendinden ve ırkından nefret eder hale kim getirmiş. Medya toplumsal yaşam üzerindeki etkisinin çocukların yaşamına nasıl yön verdiğinin ne kadar güzel bir örneği olduğunu çok güzel ispatlamıştır.

 

Not: medya kontrol altına nasıl alınmalı?

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








http://www.dogukultur.com  Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya