DOĞU ANADOLU TAM BİR PETROL DENİZİ ÜSTÜNDE...

"Türkiye'de petrol var mı?" sorusu hep cevap aramıştır. Bu soruya yanıt çarpıcı bir yazıda keleme alındı. Şöyle ki; "Alman ve İngiliz haritalarına göre Erzurum-Bitlis-Van üçgeni tam bir petrol denizi üstünde"
Bu haber 2018-06-11 09:25:05 eklenmiş ve 599 kez görüntülenmiştir.

 

DOĞU ANADOLU TAM BİR PETROL DENİZİ ÜSTÜNDE...

 

"Türkiye'de petrol var mı?" sorusu hep cevap aramıştır. Bu soruya yanıt çarpıcı bir yazıda keleme alındı. Şöyle ki; "Alman ve İngiliz haritalarına göre Erzurum-Bitlis-Van üçgeni tam bir petrol denizi üstünde" Bunun yanı sıra Fırat ve Dicle havzasında binyıllardır var olan hız debi nedeniyle altın'dan dağlar bulunmakta...

 

Anadolu, sahip olduğu madenler ve hususiyle petrol ve envai çeşit maden rezervleri nedeniyle başta İngiltere olmak üzere Almanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yakından ilgilendiği bir alan olmuştur. Bu nedenle önce ihanetçi TC kurucu kadrosuyla Sultan Vahdetini ve Osmanlı Ailesini etkisiz hale getirdiler. Günümüzde ise Erdoğan Düşmanlığı ile Türkiye'yi parçalayıp mevcut hazinelere konmaya çalışıyorlar. Otomatik alternatif metin yok.

((Küresel katil firmalar Ortadoğu-Mezopotamya, Kürdistan'daki bu kaynakları ele geçirmek için yüzyıllar boyunca şeytanın aklına gelmeyecek planlar yaptılar:

Osmanlı-Çarlık gibi dünyadaki tüm kraliyet aile ve sülalerini düşürdüler.

Mark-English... gibi yüzlerce ideologla dünyayı kapitalizm-kominizm diye böldüler.

Mon-Evangalizm, Protestanlık, Fetöcülük gibi onlaraca tarikatla dinlerin içini boşalttılar.

Japonya'da iki atom bombası patlatarak tüm insanlığı esir aldılar.

Bütün dünya milletlerini köleleştirmek, kaynaklarına ve mallarına konmak için Hitler, fetö faşizm-kominizm  vb. izm  projelerle halkları düşürdüler:

İsrail Terör Devletini Kurdular. Aynı Millet olan Arapları en az 25-30 parçaya böldüler. Bütün bu hazinelerin tepesinde oturan Kürtleri ise tarihten silmek için parça-parça yapıp böyle bir halk yoktur soykırım projesi ilke Kürtleri tarihten silmeye çalıştılar. Bu projeleri hala son hız sürüyor...

 

Kennedy, Özal... gibi binlerce politikacı, yüzlerce bilim adamını, binlerce firmayı, son yıllarda kaybedilen malezya uçaklarında görüldüğü gibi çinli-rus bilim insanlarını, binlerce oyun-kumpas...  faili meçhul yaptılar, yapmaktadırlar...

Şimdi gram tarih bilgisi olmayan bir sürü zır cahil ne küresel katil firmaları, nede siyonist-terör devleti israilin Kürtleri ve bölgenin bütün halklarını nasıl ölümcül bir tuzağa çektiğinden bihaber şimdi de Erdoğan düşmanlığı ile afyonlamaktadırlar.

Nasıl ki sultan Vahdetin düşürülürken aynı oyunlar daha fazla bir şekilde Erdoğan üzerinde dönüyor.  Osmanlı yıkılırken cahil halk kitleleri uyanmadı. Yüzyıllardır soykırım yaşıyoruz. Şayet Küresel katiller TR'yi de yıkmayı başarırlarsa Ortadoğu'da ki tüm halklar köleleşecek, bu köleleştirme Çin-Rusya-Asyaya kayacak insanlık Kürsele katil firmaların köle sürüsüne dönüşecektir, Küresel katiller istedikleri halka istedikleri soykırımı daha rahat yapacaklardır...

Durum bu kadar ağır ve vahimken Ortadoğuda halklar hala ırk-mezhep, sağ-sol jargonlarında harcanmayı bekleyen koyun sürüleri gibi meleyip durmaktadırlar. Ortadoğulu halklar bu koyun kafası uykusundan uyanmasa bir yüzyıl sonra küresel katil firmalara karşı yapacak hiçbir şeyleri kalmayacaktır. Irak-Suriye, Kürdistan... gibi soykırım açık imhanın yanı sıra  yiyecek ve içecekle bütün halklar ve insanlığın direkt beynine saldırmaya başladılar. İnsanlık mezbahaya götürülen kurbanlık koyun sürüsüne çevrilmektedir...))

 

YÜZYILDIR HALKTAN GİZLENEN GERÇEK:

Otomatik alternatif metin yok.

Geçen asırda söz konusu ilginin ve ilgi nedeninin farkında olan dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamid'in Doğu Anadolu ve Orta Doğu'da nerelerde petrol bulunduğunu uzmanlara tespit ettirerek haritasını çıkarttığı ve bu yerlerin işgal ve gasplara uğramaması için mülkiyetlerini şahsileştirdiği bilinmektedir. Ancak onun iktidardan uzaklaştırılması, yapılan hukuki ve mülki değişiklikler ve nihayet Birinci Dünya Savaşı'nın aleyhimize neticelenmesi petrol bulunan beldelerin büyük bir kısmının da el değiştirmesine sebebiyet vermiştir.

 

Anadolu ve Orta Doğu'nun yer altı zenginlikleri ve petrol yatakları ile ilgilenen sadece Sultan Abdülhamid olmamıştır. İngiltere, Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri de, söz konusu bölgelerin sadece üstü ile değil, altı ile de yakından ilgilenmiştir.

Otomatik alternatif metin yok.

1920'li yıllara ait Amerikan belgeleri yer altı zenginliklerinin tespiti noktasında Anadolu'nun neredeyse karış karış inceleme alanı yapıldığını göstermektedir.

 

Var olan her bir maden yatağı şehir şehir, bölge bölge tespit edilip krokileri çizilerek, önemleri vurgulanıp rezervleri belirtilerek kayıtlara geçirilmiştir.

 

Söz konusu belgelerde yer alan bilgilere göre bakır, altın, platin, demir, kurşun, çinko, kalay, nikel madenleri Anadolu'nun yer altı zenginliğinin daha o tarihlerde tespit edilebilmiş olanlarının sadece bir kaçı olarak kayıtlarda yerini almıştır.

 

Anadolu'da var olduğu belirtilen ve birden fazla belgede mevcudiyeti önemle zikredilen yer altı zenginliklerinin en ilginç olanı ise Erzurum-Bitlis-Van bölgesinin altında bir petrol denizinin olduğu yolundaki tespitler ve beyanlardır.

 

Verilen bilgilere göre Erzurum-Bitlis-Van bölgesinde bulunan petrol denizi en az Musul petrol rezervleri kadar zengin ve hatta ondan çok daha fazla kapasitelidir ve dünyanın önemli petrol kaynaklarından birisini oluşturmaktadır. Bu özelliğinden ötürü de burada bulunan petrolün her halükarda işletilmesi gerektiği önemle dile getirilmiştir.

 

İlk Ermeni isyanlarından birisi olan ve aynı yerde Ermenilerin iki defa isyan ettiği (Birinci Sasun İsyanı 1894, İkinci Sasun İsyanı 1903) Sasun'da platinle beraber altın madeninin mevcudiyetinden söz edilmektedir.

 

Şirvan Dağı ve Van gölünün güneyinde ise birden fazla cinsten maden bulunduğu belirtilmekte ve V. Cuinet'in, Esad Paşa tarafından keşfedilen Van madenlerinin dikkate değer mahiyette olduğu ifadesine yer verilmektedir.

 

Rusya'da Ural Dağlarında zengin rezervlerle bulunan Platin cevherinin, Anadolu'da fazla olmamakla birlikte az miktarda da olsa Çoruh nehrinin kumlarında altın madeni ile birlikte yer aldığı ve platinin Bitlis Vilayeti, Muş Sancağı dahilinde yer alan Sasun'da da mevcut olduğu belirtilmektedir.

 

Petrolün sadece Erzurum-Bitlis-Van bölgesinde değil, Türkiye'nin batısında Tekirdağ, Şarköy'de de mevcut olduğu ve bu yerin imtiyazının da L. İbranik Tomas'a ait olduğu zikredilmektedir. Ancak Tomas'ın sahip olduğu bu imtiyaz sahasında herhangi bir kuyu açmadığı da ayrıca dile getirilmektedir.

 

Petrol bulmak ve işletmek üzere imtiyaz alan sadece İ. Tomas olmamış, daha başkaları tarafından da Edirne-Tekirdağ'da 16; İzmir'de 5; Erzurum'da 3; Van'da 1 ve Adana'da 1 sahanın imtiyazı alınmıştır. Açılan kuyu sayısı ise fazla değil, İzmir'de 2 ve Erzurum'da 1 adetle sınırlı kalmıştır.

 

Belgelerde Anadolu'da petrol olduğu belirtilen yerler arasında, Erzurum-Bitlis-Van'a ilaveten, Ordu, Sinop, Adana, İzmir ve Tekirdağ'da da zikredilmiştir.

 

Kayıtlara göre Tekirdağ, Erzurum ve Van rezervleri petrolifemli kozalaklardan (petroliferous cozings) oluşmaktadır. Daha ilginç olan husus ise Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların, basit kuyular açmak suretiyle, Erzurum ve Van petrollerini kullanmış olmalarıdır.

 

Adana ve İzmir'de var olan petrol rezervleriyse, belgelerin ifadesiyle, bitümlü şist (bituminous schist) bir görünüme sahiptir.

 

Hatırlamak gerekir ki Amerika Birleşik Devletleri geçen yüzyılın başlarında uygulamaya koymak istediği Chester Projesi ile Anadolu'nun yer altı zenginliklerini kendi tasarrufuna almanın çabası içerisinde olmuştu.

 

. Chester Projesi bir dizi müstakil imtiyazlar şeklinde inşaat sözleşmelerinden oluşmakta ve 200.000.000 ile 300.000.000 dolar arasında bir yatırımı öngörmekteydi.

 

Ancak böyle bir yatırımın karşılığında ise mineraller ve tabii kaynakların işlenmesi neticesinde ise en az 10.000.000.000 dolarlık bir kazancın elde edileceği hesaplanmaktaydı.

 

Chester Projesi kapsamında işletilecek olan Erzurum-Bitlis-Van ve Musul bölgeleri petrol sahalarının potansiyel olarak 8.000.000.000 varilden fazla petrolü olduğu; Ergani bakır madeninin ise 200.000.000 ton yüksek dereceli bakır cevherine sahip olduğu tahmin edilmekteydi.

 

 

Chester Projesi kapsamında bulunan bölgelere dair İngiliz, Alman, Fransız ve daha başak taraflarca yapılan jeolojik araştırmaların gizli raporlarına göre, bu bölgeler başta petrol olmak üzere, bakır, altın, platin, gümüş, demir, kurşun, çinko, kalay, cıva, kobalt, manganez, nikel, antimon, kömür ve tuz açısından oldukça zengindi.

 

Erzurum-Bitlis-Van petrol sahalarının ve Ergani bakır madeninin hayal ve sanal değil, gerçek olduğu ve sahip olduğu değer, belgelerin ifadesiyle, buralarda yapılan teknik operasyonlarla da kanıtlanmıştı.

 

Anadolu'da petrolün varlığı ve Erzurum-Bitlis-Van petrollerinin zenginliği konusunda yüz yıl öncesine (1923) ait Amerikan belgelerinin çok özetle söyledikleri bunlardan ibaret.

 

Belgeler zaman zaman tabii ki yalan söyler, söyleyebilir. Yahut yukarıdaki tespitler doğru olmakla birlikte yüz yıl öncesinin teknik yanılgısı yahut gravite düşüklüğü veyahut abartılı yaklaşımlar şeklinde değerlendirilip açıklanabilir. Tabii ki mümkündür, olabilir.

 

Ancak bu tür açıklamalar halkın Anadolu'da petrol var mı sorusuna verdiği cevabı hiç bir şekilde gölgeleyemeyecektir. O da halkın tercihi.

 

Ayrıca terör olaylarının, Ermeni isyanlarının veya PKK eylemlerinin genellikle doğuda yoğunlaşmış olması gerçeğini sade bir milliyetçilik hareketi, ulus devlet arayışı veya rastlantısal bir durum olarak açıklamak yahut Chester Projesi'ni Amerika'nın saf ve temiz bir Anadolu sevdası şeklinde açıklamak da herhalde kafi olmayacaktır.

 

Kaynak: Prof. Dr. Metin Hülagü

ETİKETLER : DOĞU ANADOLU TAM BİR PETROL DENİZİ ÜSTÜNDE...
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer EKONOMİ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








http://www.dogukultur.com  Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya