Dalay: İttifak yok, İran kazanıyor, Türkiye Kaybediyor...

Galip Dalay Kürdistan Bölgesi ve Irak'taki gelişmeleri değerlendirdi. İttifak yok, İran kazanıyor, Türkiye Kaybediyor...
Bu haber 2017-11-02 20:50:38 eklenmiş ve 128 kez görüntülenmiştir.

Dalay:  İttifak yok, İran kazanıyor, Türkiye Kaybediyor...

 

Ayser ÇINAR Tarafından Yapılan Röportaj

 

Galip Dalay Kürdistan Bölgesi ve Irak'taki gelişmeleri değerlendirdi. İttifak yok, İran kazanıyor, Türkiye Kaybediyor...

 

Ortadoğu uzmanı ve Karar gazetesi yazarı Galip Dalay, Tahran'ın İran sınırından Akdeniz'e giden bir Şii milis hattı oluşturmak istediğini ve bu da Lübnan'daki Hizbullah ve Heşdi Şabi üzerinden sağlanmaya çalıştığını söyledi.

 

Galip Dalay, “Kürdistan'da siyasal yapının aileler üzerinden inşa edilmesinin ne yazık ki kırılganlığını gördük. Eğer Kürdistan bu süreçten doğru dersler çıkarırsa ve reformlar yaparsa bunun geri dönülemez bir kayıp olduğunu düşünmüyorum” dedi.

 

İran, Irak ve Türkiye ittifakını da değerlendiren Dalay,  “Üç ülkenin de bölgesel vizyonları uyuşmuyor. Irak'taki en güçlü aktör olan Kürdistan Bölgesi'nin bu süreçte hırpalanması Türkiye'nin çıkar alanını genişletmez” diye konuştu.

 

Irak, İran, Türkiye yakınlaşmasının bir “ittifak” olmadığını belirten Dalay, yaşananlarda İran’ın kazanan tarafta olduğunu ancak Türkiye’nin olmadığını söyledi.

 

Galip Dalay, gündeme ilişkin Rudaw'ın sorularını yanıtladı...

 

Kerkük meselesi ve bölgede son yaşanan gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

 

Açıkçası siyaseten çözülecek bir mesele klasik, eski Irak'tan tanıdık görüntülerle çözülmeye çalışılıyor. Irak'ın gittikçe hem bölgesel hem de ulusal güçlerden aldığı destekle müzakereden ziyade ültimatom verip ve bu ültimatomun sonuncunda istediğini elde edemediği taktirde güç kullanabileceğini ve kimin hesabına çalıştığı çok da belli olmayan Şii milisler gibi bir milis gücün kullanılması açıkçası talihsiz bir durum oluşturdu. Bu da bölgede bir çözümsüzlüğü beraberinde getiriyor. Üç bileşenden bahsedecek olursak bunlar; Sünniler, Şiiler ve Kürtler. Sünnilerin bugüne kadarki marjinalleşmesine El Kaide zemin hazırladı. Daha sonra merkezi hükümetin gittikçe mezhepçi bir politikayla Sünni marjinalleşmesini derinleştirmesi IŞİD'i ortaya çıkardı.

 

Abadi'nin güçlendirilmesi ve merkezi hükümetin istikrara kavuşturulması yöntemini çok gerçekçi bir zemin üzerinde oturmuyor. Çünkü Irak'ın istikrarı şahıslardan ziyade siyasi yapılayla alakalı. Irak'ın siyasal yapısının reforme edilmesi gerekiyor. Abadi mesela yapısal olarak Iraklı Sünnilerin yaşamış olduğu marjinalleşmeyi durdurmak için ne yaptı bugüne kadar? Abadi yapısal olarak, Irak'ın bir milis devletine dönüşmemesi için ne yaptı? Bu sorulara çok pozitif bir cevap veremiyoruz. Bu şartlarda Abadi nasıl bir istikrar sağlayacak? IŞİD'e karşı savaş kazanır... IŞİD'e karşı savaşı uluslararası koalisyon güçlerinin desteğiyle kazanıyor. Bu askeri bir mesele ama Irak'taki temel meseleler askeri değil. Oysa ki Irak'taki mesele askeri değil siyasal meselelerdir.

 

İran'ın bölgedeki hakimiyetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Tahran, İran sınırından Akdeniz'e giden bir Şii milis hat oluşturmaya çalışıyor. Bu da Lübnan'daki Hizbullah ve Heşdi Şabi üzerinden sağlanmaya çalışılıyor. Suriye'de rejime ve İran'a yakın milis grupları üzerinden oluşturuluyor. Tabiri caizse bir süper Hizbullah gücü yaratılmaya çalışılıyor. Bildiğiniz gibi Lübnan'da Hizbullah bir devlete dönüşüyor ve bunun da kumandası Tahran'da. Benzer bir şekilde Irak'ta da bu durum uygulanmaya çalışılıyor. Irak'taki bu milis grupların çoğu 2014'te daha IŞİD ortaya önce çıkmadan kuruldu. İnsanlar, ‘IŞİD ortaya çıktı Heşdi Şabi kuruldu’ diye okuyor, oysaki bu resmin sadece küçük kısmı. Bugün El Mühendisi ve Hadi Amiri'den bahsedecek olursak bunlar çok önceden ortaya çıkmıştı. Bunlar İran'ın bölgede nüfus inşa sürecinin yalnızca başlangıcı. Söz konusu isimler İran-Irak savaşında Irak'a karşı savaşmış kişilerdir. Dolayısıyla burada Şii milis kuşağı oluşturuluyor. Bu da bölge ülkeleri açısından ve istikrar  açısından tehlike yaratıyor. Bugün Irak'taki siyasal önce El Kaide'yi, ardından IŞİD'i doğurdu. Bu süreç Kürtlerin bağımsızlığını gündeme getirdi. Bu yüzden tartışmamız gereken şey Irak'taki siyasal yapı nasıl reforme edilmeli? Dün Maliki'ydi bugün Abadi. Siyasal statü değiştirilmediği takdirde söylenilen bu istikrar söyleminin altı boş kalır.

 

Peki Heşdi Şabi sizce Türkiye için tehdit oluşturmuyor mu?

 

Elbette ki tehdit oluşturuyor. Bu çok açık değil mi? Daha önceki söylemleri de tehditleri de ortada.  Bundan da önemlisi Heşdi Şabi nasıl bir bölgesel projeksiyonun ürünü? Bunu cevapladığımızda nasıl bir tehdit ve tehlike oluşrturduğunu görürüz. Şöyle bir soru soralım; bugün Suriye'deki Hizbullah'ın varlığı Türkiye için tehdit mi değil mi? Hizbullah şu an Suriye'de bizzat Türkiye'nin desteklediği gruplarla savaşıyor. Heşdi Şabi de aynı kuşağın devamı. Yakın zamana kadar Irak Kürdistanı diyorduk, Sünni Araplar diyorduk, Türkmenler diyorduk. Bunlardan hangisi Heşdi Şabi'nin güç kazanmasından memnun. Hepsi de bu durumdan kaygı duyuyor. Türkiye'nin müttefiklerini bu ölçekte tehdit eden bir güç, Türkiye'ye tehdit oluşturmuyor denilebilir mi?

 

İran, Irak ve Türkiye ittifakını nasıl yorumluyorsunuz ve bu ittifak ne zaman kadar devam eder?

 

Açıkçası bu ittifak kavramını kullanmayı doğru bulmuyorum çünkü doğru değil. Bu tamamiyle Kürdistan'daki referandumdan sonra bir araya gelişten ibaret. Kürdistan'ın bağımsızlık meselesini bir kenara koyduğumuzda, İran, Irak ve Türkiye'nin bölgesel vizyonlarının pek uyuşamadığını görürüz. İran bu süreçten kazanıyor, bu süreçte İran kazanan tarafta. Peki Türkiye kazanan tarafta mı? Hayır değil. Irak'taki en güçlü aktör olan Kürdistan Bölgesi'nin bu süreçte hırpalanması Türkiye'nin çıkar alanını genişletmez. Türkiye'nin diğer müttefiki Sünniler. Peki Sünnilerin marjinalleşmesi devam ettiği süreçte İran, Irak ve Türkiye nasıl bir ortak zeminde buluşacak? Şu an benim gördüğüm yalnızca tek başlıkla bir araya gelme ve bunun adı ittifak değil. Uzun vadede sürdürüleceğini düşünmüyorum.

 

Referandum meselesine gelmek istiyorum. Siz referandumun zamansız olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Referandum hem bölgesel hem de ulusal bir destek görmedi. Hiç destek görmeden böyle bir adımın atılmasının rasyonel bir tarafı yok. Irak Kürtlerinin tabiki de referandmu yapma hakkı var. Bu doğru mu yanlış mı sorusundan ziyade Kürtlerin lehine miydi aleyhine miydi sorusu daha doğru olur. Bölgesel ve ulusal bir destek almadığı için bu referandum Kürtlerin kazanımlarını  tehlikeye attı.

 

Mesud Barzani bildiğiniz gibi görev süresinin uzatılmasını istemedi ve yetkilerini devretti. Bu durumun Güney Kürdistan siyasetindeki etkisi ne olur?

 

Referandum sonrası ortaya çıkan resmi Kürdistan Bölgesi doğru değerlendirirse buradan çıkracağı derslerle kendi sistemini daha sağlıklı bir zemine oturtur. Kürt liderlerinin üç noktaya odaklanması gerekiyor: Birincisi; askeri reform. Kerkük meselesi şunu gösterdi; KYB ve KDP peşmergeleri birliktelikten ziyade yan yana durma halini yaşıyorlarmış ve parti peşmergelerinin ötesine geçmiş değiller. Bu da uzun vadede Kürdistan'ın askeri, siyasal ve jeopolijik konumu kırılgan kılar. İkincisi; ekonomik. Uzun bir süredir bölgede ekonomi eşittir petrol algısı var. Kürdistan Bölgesi bu süreçte ekonomisini nasıl çeşitlendirebileceğine kafa yormalı. Üçüncüsü; siyasal reform. Kürdistan'da siyasal yapının aileler üzerinden inşa edilmesinin ne yazık ki kırılganlığını gördük. Bağımsızlığa en yaklaştıklarının düşündüğümüz dönemde ailelerden bir tanesinin, hatta onun da bir kolunun üçüncü bir aktörle anlaşması bu süreci nasıl akamete uğrattığını gördük. Bu noktadan sonra Kürdistan Bölgesi'nin daha modern bir şekilde kurumlarını güçlendirmesi gerekiyor. Aileler veya parti eksenli değil. Irak hala başarısız bir devlet ve Irak'ın başarılı bir devlete dönüşeceğini sanmıyorum. Eğer Kürdistan bu süreçten doğru dersler çıkarırsa ve reformlar yaparsa bunun geri dönülemez bir kayıp olduğunu düşünmüyorum.

 

Türkiye ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiler bildiğiniz gibi son dönemlerde oldukça gergin. Bu ilişkilerin tekrar normale döneceğini düşünüyor musunuz?

 

Önümüzdeki kısa dönemde daha önceki statükoya döneceğini sanmıyorum. Referandumdan önce ve sonrasındaki bu sertliğin yavaş yavaş kaybolduğunu söyleyebilirim. Neçirvan Barzani'nin daha önce Türkiye ile olan iyi ilişkilerini biliyoruz, muhtemelen bu da katkı sağlayacaktır. Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinde çok önemli rol oynayan bir aktör. Kürdistan'ın daha fazla cezalandırlması ve ablukaya alınması Türkiye'nin çıkarı olmaz. Türkiye'nin tavrını devam ettirmesi de ulusal çıkarları için makul değil.

 

Türkiye'nin referandum karşıtı tavrı Türkiye'deki Kürtleri etkiledi mi?

 

Bu durumun Türkiye'deki Kürtlerde rahatsızlık yarattığı aşikar. Mesud Barzani figürü özellikle de Türkiye'deki muhafazakar Kürtlere hitap eden bir figürdü. Türkiye'nin de bu konuda sert bir tutum takınması dolayısıyla Kürtleri etkiledi ve etkileyecektir de.

 

 

ETİKETLER : Galip Dalay Kürdistan Bölgesi ve Irak'taki gelişmeleri değerlendirdi. İttifak yok İran kazanıyor Türkiye Kaybediyor...
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Medya-Analiz haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 















Seri İlanlar
Arşiv Arama
- -








http://www.dogukultur.com  Doğu Haber-Doğu Medya-Doğu Kültür Gazetesi
© Copyright 2013 Doğu Medya, Doğu Kültür, Doğu Haber, Doğu Kültür M. Tüm hakları saklıdır. Dkm Medya